<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765</id><updated>2011-07-08T08:09:23.523-07:00</updated><title type='text'>oktay caparoglu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>69</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-1149886888720835769</id><published>2010-02-08T08:04:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T08:05:12.970-08:00</updated><title type='text'>DÖKÜLEN YAPRAKLARA BULAŞMIŞ TOZLAR...‏</title><content type='html'>DÖKÜLEN YAPRAKLARA BULAŞMIŞ TOZLAR...‏&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;hayat hep başka bir şey oldu benim için,hep farklı oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isteyerek ya da bilerek mi seçtim bunu bilmiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanki bazen yazgısı baştan kaleme alınmış gibidir insanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kendime layık görmedim bu hayatta hiçbir şeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir değersizlik duygusu denebilir miydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanmıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimden çok başkaları için yaşadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep uzak tuttum egomun isteklerini yaşamımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başbaşa kaldığımda bazen ağladığım oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaderime yazgıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm zevklerden hazlardan ve mutluluklardan arınmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acıya kedere hüzne ve zorluklara alışmaya çalışan bu hayat yolculuğuma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her seferinde bu cümleleri kurmak zorunda olmaktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her seferinde kendimi bu cümlelerle anlatmak zorunda kalmaktan yoruldum desem yeridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmiyorum ne görüyor insanlar bende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne hissediyor benimle paylaştıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok umursardım başkalarının ne diyeceğini ne düşüneceğini hakkımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama ideallerimle savunduğum değerlerle tutarlı mıyım diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep başkalarının eleştirilerine takıldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sevdim ve çok umursadım insanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep açık oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyimle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sonraları fark ettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yalanlarla kirlenmiş dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dürüst olmanın bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalan olarak algılanabileceğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalanların gerçekler tarafından maskelendiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yumuşak başlılığın hiddeti, güler yüz ün öfkeyi ve kini maskelediği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağırbaşlılığın sinsiliği sessizliğin içeride dolaşan nice art niyetli çığlığı maskelediğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sonraları öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istese de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göründüğü gibi olamazmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir insandan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olduğu gibi davranmasını beklemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne büyük ve ne imkansızmış çok sonraları fark ettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğrenciyim ve yeni başladım hayata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duvarlarımı yeni yeni kırdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm ezberlerimi bozdum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alışkanlıklarımla savaştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıkmak için ne varsa eskiden kalan bende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birer birer sıyrılma çabasındayım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü hayatımı daha güzel kılmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha mutlu etmedi beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep başkaları için vazgeçtim kendi hayatımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahip olduğum zamanı olanakları hep başkalarına verdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kadını sevdim ilk ama o kadını seven başkası var diye geri çekildim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep sırada en sonda oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep fedakarlık yapan ben oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıntıları gören ve iyilik deposundaki her şeyi herkese sunan ben oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendime yardım etmem gerektiğini fark ettiğimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşım 29 olmuştu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi sevmem gerektiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanlış ve gereksiz insanlarla boş ve anlamsız şeyler paylaşmaktansa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi olduğum noktadan daha ileri taşımam gerektiğinin farkına vardığımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama çok yorulmuştum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylesine seert darbeler yemiştim ki hayattan insanlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dirilmek ayağa kalkmak toparlanmak çok zor idi benim için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;savaşmak ruhumda var ama kendime karşı duyduğum öfke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en büyük zaafımdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi anlamaya çalışmak zor idi benim için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaybettikçe yitirdikçe çözdüm manasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm diye bir gerçeğin olduğunu daha da derinden yakıcı bir şekilde hissettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilim adamı olmak istemiştim idealim buydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama hayat çizgim beni devrimci olmaya itti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve başkalarının acı çektiği bir dünyayı daha adil daha eşit daha özgür kılmak idealine kapıldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük bedeller ödedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pişman değilim elbet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama pişmanlığım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu mücadeleyi veren yürek bende idi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi unuttum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihmal ettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir güzelliğe yaklaşmadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü beni ölümler işkenceler gözaltılar hapisler karakollar bekliyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işkencede erkekliğimi yitirebilirdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da felç olabilirdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da öldürülebilirdim bir sokak arasında polis kurşunuyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da bir faşistin bıçak darbesiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da mücadelenin bir yerinde zindana düşüp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 yıla kadar hapse mahkum olabilirdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göze aldığım hep bunlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aydınlık bir dünya için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi varlığımdan bedensel ve ruhsal isteklerimden her şeyden vazgeçmiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en kötüsüne hazırladım kendimi her şeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü özgürlük için savaşmanın bedeli ağırdı bu topraklarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve özgürlüğün düşmanı çoktu her yerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kürtler, aleviler, hristiyan azınlıklar, yoksullar, emekçiler, işçiler, köylüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emek veren alınteri döken insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha fazla ezilmesin ayrımcılığa uğramasın sömürülmesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosyal adaletin egemen olduğu bir toplumda özgürce ve onurlu bir şekilde yaşasınlar istedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavgam bunun içindi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın erkek ayrımı olmasın istedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın evine hapsedilmesin sadece cinsel bir obje, ev işlerini yapan angarya işlere mahkum edilen çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğuran bir mal gibi ve erkeğinin esaretinde dünyadan kendi bedeninden hayattan bihaber yaşamasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın her alanında erkeğiyle eşit olsun, haklarını savunsun ezilmesin dışlanmasın töre cinayetlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurban gitmesin, babasının, devletin ya da erkeğinin insafına terk edilmesin onurlu bir birey olarak kendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamına kendisi yön verebilsin diye mücadele ettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın özgürleşmeliydi toplumun özgürleşmesi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve erkekliğimle savaştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkekliğin getirdiği tüm hırslardan arınmaya çalıştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cinselliğimle savaştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türklüğümle savaştım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ülkede türk olmayanlara karşı girişilen onur kırıcı asimilasyoncu katliamlara ve ayrımcılığa karşı savaşırken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sünni kimliğimle savaştım, diğer mezhep ve inançlardan insanlar üzerinde estirilen terör ve mahalle baskısına karşı mücadele ederken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan kimliğimle yüzleştim savaştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dünyada başka varlıkların da yaşadığı ve onların da yaşama hakkı olduğu gerçeğinin bilincinde olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çevre için, ağaçlar kuşlar böcekler koskocaman bir dünyada yaşayan tüm canlılar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hesaplaştım bu dünyada adaletsizliğe yol açan her şeyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat beni böyle bir çizgiye getirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki kaderimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki ben seçtim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyalarını daha güzel kılmak için mücadele etmeliydiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoksa dünya günden güne daha da kirlenecekti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama fark ettim ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu savaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok az insanın verdiği bir savaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kirli bozuk çürümüş düzende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendilerince bir yol bir denge bir düzen kurmuşlar oturtmuşlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes tıpkı sistem gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun arızlarını kendi hayatlarına alarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolay ve kısa yoldan halletmeye çalışıyorlardı sorunlarını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalan söylüyorlar tuzaklar kuruyorlar hesaplar kitaplar art niyetli ayak oyunlarıyla inşa ediyorlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilişkilerini yaşamlarını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık bu doğaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimiyet erdem ahlak dürüstlük anlamsız ve saçma kavramlardı insanlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama aslında bu sistemdeki bozuklukların ve arızaların kaynağının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi egoist ve bencil tercihlerinden kaynaklandığını görmüyorlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes şikayetçiydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şeyler daha onurlu olsun istiyorlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama kendileri onurlu davranmıyorlardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zayıftılar çünkü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaaflıydılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu zaaf ve zayıflıklar onların çaresizliğiydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dostluk istiyorlardı ama kendileri dost değillerdi kimseye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimiyet istiyorlardı ama kendilerinde zerre samimiyet yoktu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zenginliği ve mutluluğu hep maddi karşılıklarla ifade ettiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maddi dünyanın zevklerinde aradılar ve onlarla avunmaya çalıştılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elde edemeyince mutsuz oldular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elde etmek için türlü kılıklara maskelere büründüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her maske taktıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlıklarından yediklerinin farkında bile olmadılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doymak nedir bilmediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep daha fazlasını istediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ötekilerinin sahip olduklarını kıskandılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içlerini büsbütün karanlık ve öfke sardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıskançlıktan yana yana kavruldular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haset ettiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kibirlendiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeryüzünde işlenebilecek tüm günahları ruhlarında işlediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü ruhlarını bir karanlık sarmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunların farkında olmaya başladığımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmek istemiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yok olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç olmamış olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü ben bu dünyada yaşayamazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlayamıyor çözemiyor anlamlandıramıyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilemiyordum ki nedir neden böyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nereye varacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu insanlar için başka bir dünya olsa bile ruhlarındaki kirin arınmasını sağlamak mümkün değildi ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan ancak kendisi isterse değişebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve herkes kendisinden sorumlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gerçeği farkettim sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimin ne olduğunun ne düşündüğünün ne yaşadığının bir önemi yoktu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes nasıl ki kendi yolunda ilerliyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de kendi yolumda ilerlemeliydim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben aslında tüm o bedelleri işkenceleri gözaltıları polis baskısını kendim için ödemiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben seçmiştim ve seçimlerimin bedeli buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilim adamı olamadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok yıprandım yoruldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatım ekseninden oldukça saptı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kayboldum yittim gittim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yerimi bulmam gerekiyordu ama ilk fark etmem gereken şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimdeki değersizlik duygusunu yenmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve duygusal karmaşaya bir son vermekti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep başkalarını anladım ama kimse beni anlamadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlaşılmaya ne de çok ihtiyacım vardı oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama geçen zamanla daha da iyi anladım anlaşılmayı beklemeden ilerlemem gerektiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o nedenle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlığa mahkum olduğum gerçeğini fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes kendi dağarcığı yaşam koşulları ve anlam dünyası üzerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi değerleri üzerinden algılıyor anlıyordu hayatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve elbette bana da bu şekilde baktıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niyetlerimi değerlerimi eylemlerimi ve yaşamımı anlamaları olanaksızdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ancak benimle bu yolda biraz ilerlemeliydiler ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birşeyleri çözebilsinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ürkütücü oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korktu insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çekindiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lanetlenmiş bir yerindeydim hayatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların üzerine düşünmek bile istemedikleri korkularla acılarla ve karanlıklarla yüzleşmiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fark etmiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;savaşmıştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük savaşlar vermiştim kendi içimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızdım artık yürüdüğüm yolda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni döndürmeye uğraştılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;normalleşmemi istediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyaya dönmemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki onlar ne kadar çoğuldular ki bu dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve onların bende gördüklerini anlamaya başladıkça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafka nın 'metamorfoz'una uğradığımı daha da açık bir şekilde gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve önce yalnızlığıma alışmam gerekiyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve mutluluk gereksinimimi yıkmam gerekiyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü mutluluk denilen kavram&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arzu ve isteklerin bir ürünüdür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutsuzluk ve acı da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istek ve arzularımızın gerçekleşmemesi ya da yitirilmesi durumunda ortaya çıkar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben istek ve arzularımı anlamaya ve onları daha derin bir varoluşun istekleri ve aruzlarıyla aşmaya çalıştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun yollar uzun yıllar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giderek yaklaşan bir an var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onurumla yaşadığım bu hayatta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inandığım güzellikler için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha fazlasını yapmalıyım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya daha yaşanılır bir yer olabilir herkes için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birilerinin av birilerinin avcı olduğu bir vahşete savaşlara katliamlara suçlara sevgisizliğe nefrete öfkeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrımcılığa yokluğa yoksulluğa ve acılara mahkum değiliz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve içime yöneldim şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fark ettiklerimi anlamlandırmak ve oturtmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilgeliğin erdemine ulaşmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat devam ediyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve şimdilik bunlar döküldü içimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;26.01.2010&lt;br /&gt;İzmir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-1149886888720835769?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/1149886888720835769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2010/02/dokulen-yapraklara-bulasmis-tozlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/1149886888720835769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/1149886888720835769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2010/02/dokulen-yapraklara-bulasmis-tozlar.html' title='DÖKÜLEN YAPRAKLARA BULAŞMIŞ TOZLAR...‏'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4577488217722112010</id><published>2010-02-03T02:39:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T02:41:22.221-08:00</updated><title type='text'>bir başkalıkta bir başka...</title><content type='html'>&lt;meta equiv="CONTENT-TYPE" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;title&gt;&lt;/title&gt;&lt;meta name="GENERATOR" content="OpenOffice.org 3.1  (Win32)"&gt;&lt;style type="text/css"&gt; 	&lt;!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 	--&gt; 	&lt;/style&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlatılamaz haldeyim. kötü yada iyi anlamında değil. sadece dağarcığımda birikmiş sözcüklerim yetmez ifade etmeye hislerimi. bir garip haldeyim. gülüyorum. kızıl kandan bir çanağa dönmüş olsa da gözlerim  hayata hayranlıkla ve sevgiyle bakmaya devam ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir başka boyut bir başka farkındalık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir başka duyumsayış bir başka ötelik.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;kaybolduğum yerleri sevmeye başladım. karanlığın içinde ışığı görme isteği olmadan öylece ilerliyorum. ışık olduğunda da birşey değişmiyor içimde. kıpırdanış hep var. bir ölüm sessizliği değil bendeki bu izleyen, bir yıkılmışlığın, bir tereddütün bir karamsarlığın bir perişanlığın öte yanı değil durduğum yer.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir başka farkındalık bir başka görüş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlamadan anlatamadan yürüyorum bir yolda ama hissediyorum varılacak güzel yerler var bu yolların bu yolculukların sonunda.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;kabullendim herşeyi ve herkesi. tam orta noktasındayım tüm dengelerin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ölüm ve yaşam arasındaki çelişki yok burada, zıtlıklar anlam taşımıyor çünkü herşey bir bütünün görüngülerinden ibaret. algılar değişse de bu gerçek değişmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;nötrleştim artık. herşeyin bende yarattığı tepki ve tavır hemen hemen aynı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir kayıtsızlık, bir duyarsızlık değil bu bendeki ama heyecana da ihtiyacı yok içimdeki sessizliğin. her an dingin bir gövdenin içinde huzuru bulmuş bir başkalık yaşıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir bulut geçer altında gölgelenir dağlar ve bir yağmur başlar, en derinlerine iner yerin toprağı ıslatarak kayaları döverek ama bu döngü kendi sonsuz devinimiyle devam eder durmaz hiç.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;tıpkı o suların dövdüğü kayalar gibiyim. eriyorum farkındayım her damlada ve ölüme yaklaşıyorum. o ölüm benim ölümüm olacak ama devinim yine durmaksızın akmaya devam edecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;dinginim. çelişkisiz. duraksamış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir acaip haldeyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;her yer ve her şey bende eşit.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;nedir bu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;içimde bir ses yükseliyor bazen. çok tehlikeli bir yanılsamada kamaşan gözlerle körleşme yaşıyor olabilirsin diyor. bir aynanın arkasına hapsolmak gibi bir tehlike, gerçekliğin dünyasından kopuyorsun diyor bana ama kopmuyorum içindeyim gerçekliğin. yıllar öncesindeki bana geri döndüm ama bu kez farklı. hiçbirşeye kızmıyor öfkelenmiyorum hiçbirşeye öyle bir yüksekten bakmıyor ve abartılı sevinmiyorum. övgüler de yergiler de aynı geliyor hislerim etten kalın bir duvar örmüş gibi. dokunuyor bana ama sadece yumuşak bir geçişi yaşıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ve başka bir ses diyor ki, sus... konuşma... anlatma... daha yolun var önünde... karanlıkta da olsan ilerlemeye devam et... bulacağın, göreceğin, tadacağın, yaşayacağın birşey kalmadı ardında bıraktığın aydınlıkta... yanılgıların esaretinde kaldın... sana sunulan sınırlı zamanın, enerjinin ve potansiyelin ayırdımına varamadan heba ettin birçok şeyi, bir çok kez, ders bile çıkarmadın ve aynı çukurlarda tekrar tekrar tökezledin. hayatı, bir başka bilinçle görmek, algılamak ve yaşamak derdindeydin, yalnızdın, tektin, ve şimdi o yolda ilerliyorsun.... başaracaksın, göreceksin  o başkalığını yalnızlığında bu yanılsama dolu gerçekliğin. sus... konuşma... anlatamazsın... anlayacak kimse yok seni, sen kendini anlayamazken ve bu kadar derinleşmişken, senin kadar derinleşmeyenlerin senin nerede durduğunu sana söylemesini nasıl beklersin? gafil olma, aptallaşma, devam et yolunda. körsün. tüm hislerin,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; &lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;algıların kör... bildiğin herşey burada bir hiçliğin kara deliği tarafından soğuruldu. yeniden anlamlandıracaksın herşeyi. geri dönmeye kalkarsın konuşursan, tereddütler yaşarsın, ikiliğe düşersin, kararlılığın yiter, içinde ölüme kardeş bir huzur var ama yaşıyorsun ve içindesin hayatın ve giderek daha fazla giriyorsun içine ama karanlık bir yol var önünde, hayat senin içinde. yaşama bu ikilemileri, kafanda yeni kaygılar filizlenmesin, yeni çatışmalar, kendini karanlığa teslim et, içindeki, herşeye teslim ol, acı çeken, yalnızlıktan içi yanan benliğine teslim ol ki onu anla ki bu yürüyüşte, aklını çelmesin seni yıkamasın geçmişinden birikip birikip kalan kirli bulanık sularda yıkanan bedeni ruhunun... sus! konuşma! anlatma! sadece yaşa! sadece yürü! korkuların kalmadı, çatışmaların yok. yeniden dönme, girdaplarla dolu bataklıklarda debelendiğin zamanlara. o zamanların derslerinden öğrendiğin herşey seni buraya getirdi artık oraya dönmene gerek yok. yürü oktay! sadece yürü. bilinmezliklere, belirsizliklere, karanlığın kaygılandıran çıkışsızlığına aldanmadan yürü. herşeyi hissediyorsun en derinden ve sezgilerin herşeyi farkediyor. farkındalığının farkında değilsin çünkü daha su yüzüne çıkmadı hiçbirşey  o yüzden bu bocalamaların  o yüzden dökemeyişin kelimelere....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;yolların sonunda ulaşacağın yer değil yolculuktur aslolan... durma oktay... ölüm ve hayat arasındaki ince çizgide ilerle. varacağın yer yok... kendini arıyorsun kendi anlamını... &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;yürü!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ama sus...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlaşılmayı bekleme...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ve devam et!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;diyor bana....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ama çelişki yaşamıyorum tüm bunlara rağmen.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bazen büyük başağrıları eşlik ediyor anlam veremediğim dilini bilmediğim iç seslerime....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;nötr ve eşit herşey bende...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlam veremediğim halde seviyorum bu eşitliği bu nötrlüğü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlayabildin mi sen?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;herkes ve herşey benim kardeşim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ben herşeyde ve herkesteyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;içimde büyüyen okyanus o kadar sakin ki, kendi doğasına ters sanki.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ama uzaktan bakıldığında okyanuslar ne de durgun görünür değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;yanardağlar patlıyor yüreğimde ama çok hafif depremlerle geçiştiriyor farkındalığım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;kaybolmuş gibiyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;kendimde bir dünyada yalnızım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir başka yalnızlık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;kendimde bir güneşim var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;yalnız bana vuran bir gün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;karanlık bir ışığı taşıyor bilincim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;karanlık sanki sadece bir örtüsü aydınlığın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;herşey nasıl da içiçe.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;sözcüklerim yetmez anlatmaya ne haldeyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;bir aşkın ölümcül sanrılarında açılan perdeler&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ve o perdelerin ardında manzasında baş döndüren&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;sonsuzluğun özlemidir bendeki.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;anlayabildin mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;ne haldeyim ben?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;Oktay Çaparoğlu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;13.01.2010&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 20pt;font-size:180%;" &gt;İzmir&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4577488217722112010?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4577488217722112010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2010/02/bir-baskalkta-bir-baska.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4577488217722112010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4577488217722112010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2010/02/bir-baskalkta-bir-baska.html' title='bir başkalıkta bir başka...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4268828364785125923</id><published>2009-12-16T02:04:00.004-08:00</published><updated>2009-12-16T02:05:09.391-08:00</updated><title type='text'>aşk üzerine doğaçlamalar...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;aşk üzerine doğaçlamalar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  erkek ve kadın diye bir ayrım yoktur aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her kadın bir parça erkek, her erkek bir parça kadındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir anne ve babadan olduk her ikisinin de genlerini taşımaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimizdeki erkek ve kadını dengeleyebilseydik, birini bastırmaya diğerini yükseltmeye çalışmasaydık belki daha farklı olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mülkiyet gibi bir aşk anlayışına sahip olmak yani aşka sahip olmak aslında aşkın doğasına aykırıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaybedilecek yada kazanılacak bir kale bir arsa bir servet değildir aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki kişi iken herkesin kendi payına düşeni yaşayıp zenginleştirdiği uçarı ve uçta kalan duygulardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mantığın dizginlerini parçalar duyguları altüst eder büyük bir enerjiyle bedenden ruha ruhtan bedene doğru akar durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bir belirsizliğin olasılıklar ve olasılıksızlıklarının toplamıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk özgürdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürlük aşktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorunluluğun duvarlarını yıkar aşk, hesapların ayrıntılarda takılıp kalmaların planların tasarımların ona direnemeyeceği güçlü dalgalı bir okyanustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alabora eder onun üstünde egemenlik kurmak isteyeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük bir yangındır. eşitlikçidir. kime çarpacağı belli olmaz. nereye varacağı ne kadar süreceği. yaktığı herşeyi birbirine benzeştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiddetle yağan yağmurun birikintileriyle büyüyen bir sel gibidir. taşar, kabarır yıkar bazen ama dinginleşip durulur ara ara ve yeniden devinir bir nehrin bir denize varana dek aktığı yatağında hareket ettiği gibi hareket eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanda bir yitiklik duygusuna, anlamsızlığın derin dipsiz boşluğuna ve ölümün bilinmezliğinin ürpertisine bir meydan okumadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk insanın kendi anlamını arayışının anahtarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derinleştikçe kendinde kendini yeniden yaratan insanın yolculuğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçeğin çarpıtılması algıların farklılaşması durumudur aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm referans noktalarının kül zerrelerine döndüğü tüm paradigmaların sarsıldığı bir karmaşadır, kaostur anarşik bir doğaya sahiptir aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem bencildir hem egoist hem de bir o kadar özgeci ve hümanist.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bir çelişkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiirsel bir ezgi ve sonsuzluğun serenadıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk sevgiliye duyulan her duygunun tek tek toplamından fazlasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk kendini aşmak ve küllerinden doğmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yandıkça acıdıkça kanadıkça anlamak, çözmek ve bu süreçte kendi kendinle büyük ve amansız bir savaş vermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir başka dünyanın etki-tepki&lt;br /&gt;yasasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o dünyaya gitmeyen bu yasayı çözemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve aşksız bir yürek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın gizeminin devinen akışına benliğini katamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkla oldu herşey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyle çoğaldı....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her biri kendi dalında açıp güneşi izleyen günebakan çiçeklerinin sevdası gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketsizliğin hareketi, düşsüzlüğün düşü, ölümün yaşam bulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yaşamın kendi anlamını ölümsüzlüğünde diriltmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve aşk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm bunlardan çok daha fazlasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem de çok çok fazlası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansızlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zıtlıkların en çatışmacı haliyle yaşanırken kolkola girmişliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kararlı bir kararsızlık, kararsız bir kararlılık durumudur.... Daha Fazlası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynı anda olamayacak iki şeyin aynı anda birden bire gerçekleşmesi durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farkındalığın farkedilmezliğinin farkına varmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki kişilik bir bencilliğin bir tek kişide yaşanan özgeciliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanın ve evrenin dışlanması ve aynı zamanda içeri alınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşeyden azade ve ayrık herşeyin üstünde ve herşeye içkin bir varoluştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bir karmaşadır dengesizliktir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve dengeyi arayan ruhun bitmek bilmez, sonu olmayan bir yolda büyük ve hızlı adımlarla koşarcasına ilerlemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;05.12.2009&lt;br /&gt;İzmir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4268828364785125923?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4268828364785125923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ask-uzerine-dogaclamalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4268828364785125923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4268828364785125923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ask-uzerine-dogaclamalar.html' title='aşk üzerine doğaçlamalar...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2169480078382163941</id><published>2009-12-16T02:04:00.003-08:00</published><updated>2009-12-16T02:04:42.068-08:00</updated><title type='text'>AŞK?</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="29a8ae51fec9a7716ef4d68bb4377d1e" autocomplete="off" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;AŞK?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;Aşk?&lt;br /&gt;Üzülmelere ne gerek var.&lt;br /&gt;Yaşanırsa iki kişiliktir&lt;br /&gt;Ama dünyasında düşlerin&lt;br /&gt;Yoktur zaten karşılığı.&lt;br /&gt;Anlamlar gezinir durur gülümseyen gözlerine yansıyan&lt;br /&gt;Ve acılarını bile severesin&lt;br /&gt;En sevdiğin, yangınında acısıyla kıvrandığın sevgiliden&lt;br /&gt;Bir yankıdır ateşten dumana dönüşen isli siyahi izler.&lt;br /&gt;Parlak parlak kaynayan denizlere vuran gün izidir yüreğindeki&lt;br /&gt;Ve sen,&lt;br /&gt;O güneşin yangınına düşersin.&lt;br /&gt;Güneş bir aşkla yanar durur içinde&lt;br /&gt;Sen yanar durursun güneşinin içinde.&lt;br /&gt;Yanması bile ne hoş.&lt;br /&gt;Ağlaması.&lt;br /&gt;Döktüğün yaşların boğazına düğümlenen sancısında&lt;br /&gt;Duyguların yanardönerliği sarmışken aşka teslim bedenini&lt;br /&gt;Farkedersin&lt;br /&gt;Aşk sende&lt;br /&gt;Aşk,&lt;br /&gt;Bir bilinmez yangında tutsak yüreğinde&lt;br /&gt;Sen aşkla bir bütün bir başka kendiliğin her yana sıçrayan alevi oluverirsin&lt;br /&gt;Çünkü aşk dediğin şey&lt;br /&gt;Bitmek bilmez arayışlarında&lt;br /&gt;Susmak bilmez talepkarlılığında bekleyişlerinin&lt;br /&gt;Bir yudum suya hasret kalmış olan&lt;br /&gt;Sensin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2169480078382163941?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2169480078382163941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2169480078382163941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2169480078382163941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ask.html' title='AŞK?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-3375521211591902870</id><published>2009-12-16T02:04:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T02:04:20.603-08:00</updated><title type='text'>'GAVUR İZMİR' Onurumuzdur, 'FAŞİST İZMİR' Utancımız...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;'GAVUR İZMİR' Onurumuzdur, 'FAŞİST İZMİR' Utancımız...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir Türkiye klasiği yine bir ilginçlikler tragedyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli medyamız 'OLAYLARA KARIŞAN DTP' başlığıyla haberleştirirken sandım ki DTP liler bir yerlerde birşeyleri protesto ederken ortalık yakılıp yıkılmış ama meğer yine aynı senaryo, saldırıya uğrayan KÜRT, HRİSTİYAN, ALEVİ, SOLCU, HAK ARAMA EYLEMİNDEKİ EMEKÇİ ya da dindar olduğunda medyamız aynı şeyi hep tekrarlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas Olayları olduğunda YAKANLAR vatandaş, eylemleri ise AZİZ NESİN PROVOKASYONUNA VATANDAŞ TEPKİSİ olarak yorumlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt kökenli yurttaşlarımız AHMET KAYA TİŞÖRTÜ GİYDİĞİ ya da KÜRTÇE konuştuğu için LİNÇ edildiğinde yine VATANDAŞ TEPKİSİ olarak değerlendirilmişti faşist eğilimli saldırılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmak isteyen EMEKÇİ VE İŞÇİLERE, 'Vatandaşı rahatsız ediyorlar' denilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep resmi ideolojinin ve egemen TÜRK-İSLAM sentezine dayalı LAİKÇİ anlayışın hegemonyası üzerinden yaratılmış bir algı ile değerlendirmeye çalışıyor MEDYAMIZ olguları ve gerçekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle olunca da EN FAKİR BATI İLİNİN EN FAKİR DOĞU İLİNDEN 13 KAT DAHA ZENGİN olduğu ülkemizde BATIDAKİ insanın algısı da buna göre biçimleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir gariplik daha var ki DEMOKRAT İNSANLARIYLA övünen bir şehirde BEYAZ TÜRKLERİN FAŞİZAN ÇIĞLIKLARI VE ŞİDDETLERİ yükseliyor Kürtlere karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar kendi topraklarından sökülüp atılan insanlar(yani göçmenler, muhacirler) FIRAT'IN DOĞUSUNDA olan olayları anlayıp empati kurmak yerine tıpkı tarihleri boyunca zulme sürgüne ve katliamlara uğrayan YAHUDİLER gibi davranıyorlar. Yahudiler nasıl ki SİYONİZMİN POLİTİK UYGULAMALARINA prim vererek Filistinlilere çektirilen acılara duyarsız kalmaları ya da ortak oluyorlarsa GÖÇMENLER de bu ülkede farklılıkları imha etmeye kalkan, asimilasyon ve zorunlu göç uygulamalarıyla yoketmeye sindirmeye çalışan, yasakçı ve farklılıkları tehdit olarak algılayan resmi ideolojinin algısıyla ülkemizde yanlış politikalara destek oluyorlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman Faşizminin aşağılık ve barbar yöntemlerle katlettiği Yahudiler, uluslararası bir KOMPLO ile kurulan İSRAİL devleti ile SİYONİST POLİTİKALAR yürüterek bölgedeki insanlara büyük acılar yaşattılar. Bu yaşatılan acılar Yahudiler açısından sanki bir nevi geçmişin bir dışavurumuy ve intikamı idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1912-13 Balkan Savaşları sonrasında Balkanlardaki ETNİK temelde örgütlenen çetelerin ve İttihatçıların birbirilerine dönük giriştikleri saldırılar sonrasında artık oradaki Müslümanların ve Hristiyanların birarada yaşama şansı kalmamıştı ve uluslararası bir kararla MÜBADELE uygulandı Anadoludaki HRİSTİYANLAR ile Balkanlardaki MÜSLÜMANLAR yer değiştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük acılar yaşandı işin özü bölgede çok ciddi etnik çatışmalar yoktu ama uluslararası güç dengelerinin değişmesinden ötürü parçalanmakta olan bir imparatorluktan PAY KAPMA çabasının bir ürünü olarak bu gerçeklik ortaya çıktı. Anadolu'da İTTİHATÇILARIN kışkırtmaları ve örgütlemeleriyle HRİSTİYANLAR sistemli olarak YOKEDİLMEYE ÇALIŞILIRKEN Balkanlarda da TÜRK VE MÜSLÜMAN AZINLIKLAR ateş hattının ortasında kaldılar. Ve artık MÜBADELE kaçınılmaz bir son idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçmen yada MUHACİR dediğimiz insanlar özellikle EGE bölgesinde Marmara'da ve Doğu Anadolu Bölgesinde iskan ettirildiler. Yoğunluk elbetteki EGE BÖLGESİ ve İzmir'de idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişin ayrımcılığının ve etnik-dinsel ayrışmasının bedelini topraklarından evlerinden koparılarak ödeyen GÖÇMENLER nedense bu ülkede YERLEŞİK BİR TOPLUM olan KÜRT ULUSUNA karşı TÜRKÇÜ hissiyatlarla derin ve köklü bir düşmanlık da geliştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir, KÜRT DÜŞMANLIĞININ VE TÜRK-KÜRT ETNİK AYRIŞMASININ ciddi bir güç kazandığı BEYAZ TÜRKLERİN ŞEHRİ haline gelmeye başladı zaman içerisinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUDUNCULAR, DTO(DÜNYA TÜRK OLSUN) HAREKETİ, TÜRKÇÜ TAVIR gibi KAFATASÇI IRKÇILIĞIN örgütlendiği bir ALAN haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve göçmenler ciddi bir oranda bu anlayışlara prim verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CUMHURİYET DEĞERLERİNİN SAHİPLENİLMESİ anlamında İZMİR in tarihi aslında pek de parlak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MENEMEN olayları, izmir Suikasti gibi olaylar, FETHİ OKYAR'ın İzmir Mitinginde CUMHURİYETE KARŞI AYAKLANMA provasına dönüşen olaylar çabuk unutulmuşa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel algı CUMHUİYETE KARŞI KÜRTLER VE İSLAMCILAR HEP KOMPLO KURDULAR YIKICI FAALİYETLERE GİRİŞTİLER gibi bir ÖNERMEYE sahiptir ama aslında bu önerme gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet döneminde dahi İZMİR dahil ülkenin birçok BATI ilinde ciddi muhalefet ve tepkiler vardı dönemin uygulamalarına karşı ama RESMİ TARİH daha çok KÜRTLERİN VE İSLAMCILARIN üzerinden bir karalama-yalan tezlerle dolu olduğu için bu algı kesin bir kabul gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belleksiz bir toplum olduğumuz gerçeğini bilmeyenimiz yoktur.&lt;br /&gt;Ve İZMİR, bir yandan TÜRKİYE'nin genel gerçekliğine çok uzak bir AVRUPAİ havaya sahipken öte yandan bu durumla tutarsızlıklar taşıyan bir yapıya sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette yine gündeme FIRATIN DOĞUSU VE BATISI İÇİN CUMHURİYET REJİMİNİN NE ANLAMA GELDİĞİ sorusu geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarımız olayları NEDENSELLİK BAĞI KURARAK, ETKİ-TEPKİ YASASI üzerinden anlamak yerine sistemin ve resmi ideolojinin sunduğu biçimiyle algılayıp değerlendirmeyi tercih ediyorlar ve bu durumda HABUR SINIR KAPISINDAN GİRİŞ YAPAN 34 PKK LİNİN KARŞILANMASI İÇİN ORADA 1 MİLYON KÜRDÜN OLMASInı dahi denklemlerinde bir yere oturtamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Milyon Kürt 34 'TERÖRİST(!)' İ karşılamaya gittiyse BUNLAR KANDIRILMIŞ TERÖRİSTLERDİR, PKK AYRI KÜRT AYRIDIR gibi söylemlerin tartışmaya açılması zorunluluğu doğuyor ama genel şablonlar bu algıyı şöyle değiştiriyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK DE KÜRT DE AYNIDIR BUNLARIN HEPSİ TERÖRİSTTİR VE CUMHURİYET DÜŞMANIDIR BÖLÜCÜDÜR ÖYLEYSE HAKKINDAN GELİNMELİDİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında nasıl algılaması gerekirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU İNSANLARI BİZ KANDIRILMIŞ OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜK, KÜRTLERİN ASLINDA ZORUNLU OLARAK DESTEK VERDİKLERİNİ AMA TERÖRÜ İSTEMEDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORDUK AMA GÖRDÜK Kİ ORTADA BİZİM ALGILARIMIZI AŞAN BİR REALİTE VAR. BU SORUNUN ÜSTÜNE YENİDEN DÜŞÜNMELİYİM ÇÜNKÜ BU KONUDA BİLDİĞİM HERŞEY SORUNLU VE BÜTÜNÜ ANLAMAMA YARDIMCI OLMUYOR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama elbetteki bu algının oluşabilmesi için IRKÇI referanslarla değil İNSANİ VE TARİHSEL yönüyle sürece bakmayı başarmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok konuda TABULARIN YIKILDIĞI ŞEHİR olan, GAVURLUKLA itham edilen ve bu yönüyle GURURUMUZ olan İzmir, DTP KONVOYU SALDIRISIYLA zirve yapan FAŞİZANLIĞIYLA da UTANCIMIZ olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudilerin ARAP FİLİSTİNLİLERE LÜBNANLILARA VE BÖLGE HALKINA VE HATTA DÜNYA HALKLARINA DÖNÜK SİYONİST POLİTİKALARA DESTEK olması gibi GÖÇMENLERin de kendi geçmişlerinde yaşadıkları acıları unutup KÜRT HALKINA dönük böylesi bir algıyla FAŞİZAN-IRKÇI-ŞİDDET dolu duygular içinde olması büyük bir acı ve TALİHSİZLİKTİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BULGARİSTAN DA YUNANİSTAN DA Türk ve Müslüman azınlıkların yaşadıklarının kat be kat fazlasını yaşayan Kürtleri en çok desteklemesi gereken GÖÇMENLER egemen-resmi ideolojinin çizdiği hatta ilerlemeyi yeğleyerek aslında TARİHSEL BİR UTANCA neden oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir trajedi ve AYRIŞMA yaşanmak üzere ve bunun önüne FARKLILIKLARA SAYGI VE BİRLİKTE YAŞAM İÇİN EŞİT-ÖZGÜR-ADİL-GÖNÜLLÜ VE ONURLU BİR BİRLİĞİ savunarak geçilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatları boyunca belki ağzına KÜFÜR BİLE almamış İZMİRLİ KIZLARIN ellerinde taşlarla mazlum bir halka FAŞİSTÇE SALDIRMASIYLA değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle kalınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;26.11.2009&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-3375521211591902870?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/3375521211591902870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/gavur-izmir-onurumuzdur-fasist-izmir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3375521211591902870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3375521211591902870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/gavur-izmir-onurumuzdur-fasist-izmir.html' title='&apos;GAVUR İZMİR&apos; Onurumuzdur, &apos;FAŞİST İZMİR&apos; Utancımız...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4157234669495293439</id><published>2009-12-16T02:03:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T02:03:37.364-08:00</updated><title type='text'>TÜRKLÜĞÜMDEN UTANMAK İSTEMİYORUM ARTIK...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;TÜRKLÜĞÜMDEN UTANMAK İSTEMİYORUM ARTIK...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div&gt;&lt;a href="http://www.yenitoplum.org/ytp/yazar.asp?yaziID=116" target="_blank" rel="nofollow" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this),"&gt;&lt;span&gt;http://www.yenitoplum.org/&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;ytp/yazar.asp?yaziID=116&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UTANDIRILDIM YİNE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKÇÜLERİN TÜRKÇÜLEŞTİRME ÇABALARINDAN ÖVGÜYLE SÖZEDİLMESİNDEN ÖTÜRÜ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATLİAMLARIN TARİHİMİZİN TRAJEDİLERİNİN VE KARA LEKELERİNİN BİR MARİFET GİBİ SUNULMASINDAN ÖTÜRÜ UTANDIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇANAKKALE SAVAŞI NE İDİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VİETNAM SAVAŞINDA ÖLEN ABD'Lİ ASKERLER DE YURTTAŞLARININ GÖZÜNDE KUTSAL BİR DAVA İÇİN SAVAŞTILAR AMA ÖZÜNDE EMPERYALİST BİR PAYLAŞIM SAVAŞININ ARENASINDAN ÖTE NE İDİ? YÜZBİNLERCE YOKSUL EMEKÇİ İNSAN BURJUVALARININ VE İKTİDARLARININ ÇIKARLARI İÇİN ÖLÜME GÖNDERİLİRKEN İTTİHATÇILAR KAYBEDİLEN TOPRAKLARI GERİ ALMA HESAPLARI İLE ALMANYA İLE İTTİFAK KURARKEN EMPERYAL NİYETLERLE GİRDİKLERİ BİR SAVAŞTA ÖLMESİ İNSANLARIN BİR TRAJEDİ DEĞİL MİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAVAŞ, YAĞMA, İŞGAL VE ŞİDDET ÜZERİNE KURULU BİR DÜNYA SİSTEMİNDE, İKTİDARLARIN HEGEMONYA VE KAYNAKLARI ELE GEÇÖİRME MÜCADELESİNDE ÖLMENİN NERESİ KUTSAL?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSANLARIN DİLİNİ KİMLİĞİNİ KÜLTÜRÜNÜ VARLIĞINI YOKSAYARAK ONLARI ASİMİLE ETMEYE KALKARKEN ÇÖZÜM OLARAK TOPLU İMHA ETMEYE KALKMANIN NERESİ KABUL EDİLEBİLİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANALARIN GÖZYAŞLARINA ZERRE SAYGISI OLMAYANLARA ANALAR GEREKEN YANITI VERMELİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL OLSA YOKSUL EMEKÇİ İNSANLARIN KADINLARI SİZİN ZENGİNLİĞİNİZ ŞATAFATINIZ İKTİDARINIZ İÇİN ÖLMEYE HAZIR ÇOCUKLAR DOĞURUYOR DEĞİL Mİ? GÖZYAŞLARININ DA ÇOCUKLARININ AKAN KANLARININ DA BİR ÖNEMİ YOK SİZİN İÇİN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YETER Kİ HARAMİ SALTANATINIZ DEVAM ETSİN YETER Kİ İMTİYAZLARINIZA DOKUNULMASIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DERSİMDE AĞRIDA GÜNEYDOĞU İLLERİNDE YÜZ YILDIR SÜREN ACI OLAYLARA BU GÖZLERLE BAKABİLENLER KENDİLERİNE NASIL OLUYOR DA DEMOKRATIM DİYEBİLİYORLAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARTIK YETER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VİCDANINI VE İNSANLIĞINI TÜKETMİŞLİĞE BİR SON.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKAN KANA KAYITSIZ KALAN İNSANLIKDIŞI IRKÇI BARBARLIĞA BİR NİHAYET OLSUN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARDEŞLİĞİN VE BERABERLİĞİN FARKLI RENKLERDEKİ GÜLLERİ GİBİ OLSUN ÜLKEMİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE FAŞİZMİN KARANLIK YÜZÜNE BİR TOKAT GİBİ İNSİN YARALI YÜREKLERİN GÜÇLÜ VE ÖRGÜTLÜ HAYKIRIŞI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVGİDEN GEÇER HAYATIN YOLLARI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAVAŞ, ERKEKSİ BİR KARANLIK VE ÖLÜMDÜR NEDENSİZ AMAÇSIZ VE AMANSIZ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UTANDIRMAYIN BENİ TÜRKLÜĞÜMDEN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UTANMAK İSTEMİYORUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR TÜRK OLARAK TÜM FARKLILIKLARLA EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI TEMELİNDE BERABER YAŞAMAK İSTİYORUM. HEPİMİZ İNSANIZ VE ACILARDAN BESLENEN VAMPİRLERE DUR DİYEBİLMEYİ BAŞARMALIYIZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVGİYLE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE İNSAN OLMA ERDEMİYLE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;12.11.2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4157234669495293439?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4157234669495293439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/turklugumden-utanmak-istemiyorum-artik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4157234669495293439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4157234669495293439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/turklugumden-utanmak-istemiyorum-artik.html' title='TÜRKLÜĞÜMDEN UTANMAK İSTEMİYORUM ARTIK...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4190584815874077903</id><published>2009-12-16T02:02:00.005-08:00</published><updated>2009-12-16T02:03:56.220-08:00</updated><title type='text'>KIŞIN BAĞRINA VURAN ŞİİR</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="29a8ae51fec9a7716ef4d68bb4377d1e" autocomplete="off" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;KIŞIN BAĞRINA VURAN ŞİİR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;ZAMANSIZ GELİYOR ÖLÜM.&lt;br /&gt;VE BU GİDİŞ DE ZAMANSIZ.&lt;br /&gt;BİR ZAMANSIZLIĞA TERKETTİM BAHARLARIMI,&lt;br /&gt;VE ÖMRÜM ARTIK BİR KIŞ...&lt;br /&gt;YİTİK BAHARLARDAN ÇEVİRDİM YOLUMU BEYAZINA KARLARIN&lt;br /&gt;VE SUSKUNLUĞUMLA BESLEDİM ACILARIMIN YANGININI.&lt;br /&gt;VE ARTIK KIŞ.&lt;br /&gt;SOĞUYACAK İÇİM.&lt;br /&gt;ÖLÜM KARASI BİR KAR BEYAZINDA BULUTLAR TEPELERİ KUŞATMIŞKEN...&lt;br /&gt;VE GÜLÜMSEYEN GÖZLERİMDE BİLİNMEZLİĞİN ÇİZGİLERİ VAR.&lt;br /&gt;SUSUYORUM.&lt;br /&gt;ÖLÜM&lt;br /&gt;TATLI&lt;br /&gt;BİR&lt;br /&gt;TÜRKÜDÜR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;27.10.2009&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4190584815874077903?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4190584815874077903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/kisin-bagrina-vuran-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4190584815874077903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4190584815874077903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/kisin-bagrina-vuran-siir.html' title='KIŞIN BAĞRINA VURAN ŞİİR'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6275608267052753700</id><published>2009-12-16T02:02:00.004-08:00</published><updated>2009-12-16T02:03:09.876-08:00</updated><title type='text'>HALK KİM?</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;HALK KİM?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;&lt;a href="http://yesilgazete.org/2009/10/28/kopan-bacaklar-acilar-sehit-aileleri-ve-baris/" target="_blank" rel="nofollow" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this),"&gt;&lt;span&gt;http://yesilgazete.org/200&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;9/10/28/kopan-bacaklar-aci&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lar-sehit-aileleri-ve-bari&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;s/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın tepkisinin açılım sürecini durdurduğunu söyledi Baykal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O 34 kişiyi karşılayanlar HALK değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O 34 kişi ile barışın geleceğine inananlar coşku duyanlar ve barış özlemlerini haykıranlar HALK değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden böylesi bir BÖLÜCÜ ANLAYIŞLA insanları ikiliğe düşürüp ardından kendilerini BİRLEŞTİRİCİ ilan ediyorlar? Hangi hakla?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayısta TAKSİME girmek isteyen yüzbilerce işçi ve emekçi HALK değil mi mesela HALKIN CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİ KORUMAK ADINA İZİN VERMİYORUZ deyip ortalığı savaş alanına çeviriyorlar siyasal rejimin sahipleri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALK dedikleri LİNÇ EDEN oluyor da TRABZONDA SAKARYADA orada hak ve özgürlük mücadelesi veren gençler neden HALK olmuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞASIN BARIŞ diye yürüyenlere saldıran ırkçı-faşistler HALK oluyor da BARIŞ talebini dile getirenler NEDEN HALK OLMUYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALK dedikleri REJİMİN 86 YILLIK IRKÇI-BAĞNAZ-GERİCİ-ŞOVEN politikalarına ÇANAK tutanlar mı sadece?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN HİÇBİRYERİNDE yer almayarak duyarsız ve ilgisiz kalanlar mı ülkeleri talan edilirken çevre katledilirken kaynakları peşkeş çekilirken dağlarında gençleri ölürken farklı olana farklı düşünene büyük acılar yaşatılırken susanlar mı HALK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARIŞ ANNELERİ, CUMARTESİ ANNELERİ de HALK değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış sürecini İHANET olarak algılayan ŞEHİT YAKINLARI kadar belki daha da fazla COŞKUYLA KARŞILAYAN ŞEHİT YAKINLARI da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da HALK değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEYLAN katledildiğinde o gün abileri akrabaları ARTIK BİR İNSAN DAHA ÖLMESİN BU SAAŞ BİTSİN dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi kızının parçalanmış cewsedini toplarken ARTIK YETER GÖZYAŞI VE KAN DURSUN dedi. Halk değil mi O?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALK sadece LİNÇ EDEN KANA KAN İSTEYEN DEVLETİN FAŞİST-MİLİTARİST POLİTİKALARINA ANTİ-DEMOKRATİK UYGULAMALARINA DESTEK OLAN, HAK ARAYANLARA SALDIRANLAR mı bu devlet bu medya bu rejim bu ordu ve CHP için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekteki kinden bedendeki kandan ve ruhumuza nüfuz etmiş acılardan beslenen kin ve düşmanlığa yeter!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ACI SİMSARLIĞI yapan CHP zihniyetine DUR diyebilmek adına HALKLARIN HALAYINDA ELLERİMİZİ KAVUŞTURMAK UMUDUYLA...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARIŞ SÜRECİNİ SELAMLIYORUM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;31.10.2009&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6275608267052753700?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6275608267052753700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/halk-kim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6275608267052753700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6275608267052753700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/halk-kim.html' title='HALK KİM?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6838917827883071528</id><published>2009-12-16T02:02:00.003-08:00</published><updated>2009-12-16T02:02:40.756-08:00</updated><title type='text'>KOPAN BACAKLAR, ACILAR, ŞEHİT AİLELERİ VE BARIŞ...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;KOPAN BACAKLAR, ACILAR, ŞEHİT AİLELERİ VE BARIŞ...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehit aileleri üzerinden yeni bir demagoji kampanyası yürütülmekte ve denilmekte ki BU ACILAR NE OLACAK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çıkmış köşe yazarları ACI SİMSARLIĞINA başlamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin kanayan yaralarına kan akarken tek laf etmeyenler görmezden gelenler savaş çığırtkanlığı yapmaktan öteye gidemeyenler şimdi de ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARINI kullanarak yeni bir tarz yarattılar KİN VE NEFRET TOHUMLARINI EKMEKTE ve BARIŞ SÜRECİNİNİ ÖNÜNÜ TIKAMADA...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendi acılarına ağlasın ve acılar devam etsin yeni kopan bacaklarla ve ağlayan analarla. Böyle mi susturacağız silahları böyle mi son vereceğiz acılara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılara böyle yaklaşmalı değil mi? Kürtler askerlerimizin bacaklarını koparan MİLİTANLARA kan taşıdılar destek oldular ve KANA KAN İNTİKAM olmalı(!) diyorlar sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış için atılan adımları boşa çıkarmaya uğraşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer düşmanlığı devam ettireceksek KÜRTLERDEN önce çok daha fazla kin duymamız gerekenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizlerle savaştık ama onların aldığı yüzbinlerce canın davasını gütmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruslarla savaştık aldıkları yüzbinlerce canın davasını gütmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlarla savaştık aynı olay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilleri serbest üniversitelerde okutuluyor her türlü hakka sahipler tüm ekonomimize onlar yön veriyor o kadar söz sahibiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kopan bacakların yarısı KÜRT kökenlilerindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O acılar KÜRT illerinde binlerce kat fazla yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtlerin çektiği acıları dile getirmeye kalksam herhalde tüm Kürtlerin eline BALTALAR alıp gördüğü her TÜRKü biçmesi doğraması gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan işkenceler katliamlar kıyımlar itirafçılaştırmalar koruculaştırmalar yasaklar inkar imha ve asimilasyon politikası sürgünler cezaevleri faili meçhuller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakılan köyler ormanlar şehirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışkı yedirilen insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri faşist uygulamalarla 86 yıldır terbiye edilmeye çalışılan bir halk BU ASKER TÜRK ASKERİ BANA BUNU YAPANLAR TÜRK BANA ZORLA ÖĞRETİLEN DİL TÜRKÇE deyip bunların hepsine bir RED çekip acılarının İNTİKAMINI almak isteyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ne diyeceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu acılara kulak vermek zorundayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopan bacaklar olmasın diye bu acılara kulak vermek zorundayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulak vermezsem daha çok kol bacak kopacak bunu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ŞEHİT AİLELERİNİN HASSASİYETLERİNİ bu şekilde DEMOKRATİKLEŞME VE BARIŞIN önüne koyanlar daha sonra yine kopacak bacakların HESABINI vermeye hazırlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamsız ve kirli savaşa en başından karşı çıkmayarak KÜRT halkının acılarına KULAK tıkayarak sürecin bugünlere gelmesinde pay sahibi olan IRKÇI-ŞOVEN anlayıştaki aydınlar UTANMAZLIKLARININ ARSIZLIKLARININ diyetini ödeyen YOKSUL Kürt ve Türk emekçi halkımızın çocukları üzerinden konuşma hakkını nereden buluyorlar kendilerinde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtçe yasaklar varken insanlara yukarıda saydığım acılar yaşatılıyorken neredeydiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACILARA BAKMAK evet ama HERKESİN ACILARINA BAKMAK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş böyle olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O askeri dağlara süren SİYASAL REJİMİN KÜRT POLİTİKASIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o kopan bacakların MÜSEBBİBİ bu ASİMİLASYONCU MİLİTARİST ŞİDDETE VE SAVAŞA DAYALI SORUN ÇÖZME ANLAYIŞININ kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği görmeden yapıladcak tüm analizler HALKLAR ARASINDA DÜŞMANLIK VE KİN yaratmaktan öteye gidemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtler 17000 ile ifade edilen FAİLİ MEÇHULLERİ 4000 ile ifade edilen yakılmış boşaltılmış köyleri 5 milyonla ifade edilen ZORUNLU GÖÇLERİ unutmaya hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya TÜRKLER?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;26.10.2009&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6838917827883071528?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6838917827883071528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/kopan-bacaklar-acilar-sehit-aileleri-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6838917827883071528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6838917827883071528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/kopan-bacaklar-acilar-sehit-aileleri-ve.html' title='KOPAN BACAKLAR, ACILAR, ŞEHİT AİLELERİ VE BARIŞ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4078496018689071926</id><published>2009-12-16T02:02:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T02:02:17.690-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ PROTOKOLÜ’NDE BU İSİM EKSİK KALDI</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ERMENİ PROTOKOLÜ’NDE BU İSİM EKSİK KALDI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lena Umay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan ve Türkiye arasında, ilişkilerin “normalleşmesine” yönelik bir protokol imzalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 100 yılı aşkın bir maziye sahip Ermeni-Türk ayrılmasının, -bu haksız, -başka devletlerin zorlamalarıyla imzalanmış protokolle tedavi olunacağına inanmıyoruz. İki millet arasındaki tarihsel hesaplar ve bu hesapların yarattığı “yabancılaşma”, bu milletler arasındaki ilişkileri zedelemiş, derinden yaralamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sebep, asla ajitasyonsuz, haykırışsız ve sitemsiz bu konuyu konuşamıyoruz. Hatta bir insan bu tarihi ayrışmadan konuştu diye, o memleketin milliyetçi evlatları onu düşman bildiler ve öldürdüler. Bu olayın sebebi, suçlunun veya maktulün isimleri, bu cinayetin sonrası hiç önemli değil. Bu meseleye duyulan korkunun/kinin sebebi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler ve Türkler arasındaki ilişkinin zedelenişi, bunun sebeplerini ya da tarihin kendisini anlatarak tekrara düşmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Tarihindeki boşluklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin, bin yılı aşkın süredir birlikte yaşadığı Ermenilere yabancılaşması, başta her iki halkın kendi tarihlerinde anlamsız ve büyük boşluklar yaratmıştır. Türklerin Anadolu’daki serüvenlerini anlatan bütün tarih kitapları, Türklerin Ermenilerle kurdukları ilişkileri anmıyorsa, bu ilişkinin gücünü anlatamıyorsa, o tarihi kitaplar yanlış ve eksiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar anlattığımız, Ermeni ve Türk halklarının birlikte işledikleri ortak kültürel öğeler ve bu ortaklığın anlatamadığımız birçok ayrıntısı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki halkın siyasetsiz mecralarda, ortak bir tarihi ve kültürü paylaştıklarını bizlere gösterecek olan örnekler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün dinlediğimiz müziklerde, oynadığımız oyunlarda, yediğimiz yemeklerde, önünde resim çektirdiğimiz yüzlerce yapıda, hatta genetik örneklerimizde tek tek incelenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu denli hayatimizin içinde hala yaşayan bu ilişkinin modelleri, bu modellerin bütün bileşenleri nasıl anlatılmaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin yıl birlikte yaşadığımız bir halkı anmadan anlatılan tarih ne kadar doğrudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler yaşanılan bin yılın hikâyesini, düşmanlıkla yazabilecekler midir? Türkleri anmadan bu bin yılı ne kadar anlatabilirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerle ilişkimiz nasıl tedavi olur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ajitasyonla, inkâr ve sitemle konuştuğumuz Ermeni meselesi, Türkler ve Ermeniler arasındaki, ‘ağır ve büyük tarihi hesaplar’, tarih ve hukuk kitaplarında anlatılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler birlikte yaşadığımız halkları, tarihten, savaşlardan, katliamlardan arınarak nasıl tanımlayacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her an ağzımızda ‘kardeş halklar repliği’ ile bütün düşmanlıkları inkâr etmek bu halkları bize tanıtamaz. Düşmanlıklarla yabancılaştırdığımız, aynı dili konuşamadığımız bu halklarla sadece ‘kardeşiz’ diyerek barışılamaz. Kalbini kırdığımız, yaraladığımız, yaralandığımız halkla karşılıklı jestler yapmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize dert olanları, içimize işleyenleri, korkusuz ve nefretsiz anlatabilmeliyiz. Neyi ortak söylemişiz, dinlemişiz, neye ortak ağlamış, neyi alıp birlikte dokumuş, islemişiz, hepsini tek tek abideleştirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerle iletişim köprüsü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni halk müziği ve Türk halk müziğinin binlerce ortak eseri var. Daha önceden yazdığımız popüler ve klasik müzikteki ortak eserler, aynen halk müziğimizde olduğu gibi, hiç bir müzik bilgisi olmadan anlaşılacaktır. Bu halkla neredeyse ayni türküleri okuyup aynı müzikleri dinlediğimizi söylersek, abartmış olmayacağız. Fikrimce; bu halkla en sağlam iletişim köprüsünü müzikle kurabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin ve Ermenilerin müziklerindeki en önemli figürlerden biri, Kütahyalı Gomidas’tır. Ekim ayının sonunda birçok metinde onun acıklı hayatıyla bir daha buluşacaksınız. Bu acındırma, vah yazık delirttiğimiz adam, sürgüne yolladığımız adam, Halide Edip’in çabaları… diye yazılan birçok metni zaten okuduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gomidas Baba:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokolün konuşulduğu günlerde, Ermenistan başbakanı Sargisyan Fransa’yı ziyaret etti. Kütahyalı Gomidas’ın heykeline çelenk bırakmak isteyince, yüzlerce Ermeni S.Sargisyan’ı protesto etmek için, Gomidas’ın anıtının önüne oturdular. Polisin sert müdahalesine rağmen orada bulunan gençler, heykelin önüne uzandılar, gitmemek için süründüler. Ardından Fransız polisi darp ve zorla göstericileri heykelden metrelerce uzağa sürükledi. S.Sergisyan, Gomidas heykelinin önüne alkış ve hakaretler eşliğinde „normalleşme çelengini“ indirebildi. Göstericiler Gomidas bizim babamız, Sargisyan onu hak etmiyor diye bağırıyorlardı. Ayni gün Marsilya ve Paris’te, Gomidas’ın Anadolu ezgileri sabaha kadar sokaklarda çalındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Müziğine borç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Kütahyalı Gomidas’ın heykeli, Kütahya’da yokken neden Paris’te var? S.Sergisyan Türklerle bir protokol imzalayıp, Paris’te Kütahyalı Gomidas’ın heykelinin önüne „normalleşme“ çelengi koydu. Türkler ve Ermeniler dost olma yolunda adımlar atıyor diye, Paris’te bir Ermeni siyasetçi, kutlama mıdır, ağıt mıdır belli olmayan bir çelenkle, kime ve nereye ses verdi? Jest mi yaptı? Bizim hemşerimiz, Anadolu müziğinin en özel simalarından birinin heykeli Paris’te bulunuyor. Gomidas’ı biz değil, Parisliler her gün görüyor, duyuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sargisyan, “Kütahya’da Gomidas Müzik Okulu”na, barış çelengi neden bırakmasın? Dünyanın her yerinden barış gönüllüleri, müzisyenler, müzikseverler, Ermeniler veya Ermeni devlet yetkilileri Anadolu insanları için bu kadar önemli bir simayı Kütahya’da neden ziyaret etmesinler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ocaklarında ders vermiş, Anadolu’yu gezip binlerce türkümüzü derlemiş, bizim Gomidas, bu kadar sürgünde tutulur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona yapılan günahın telafisi elbette mümkün değil. Hikâyesi hep onunla anlatılacak. Ancak hayatın trajedisi, acıtan yanları veya kara günleri, bir müzisyen veya sanatkar için tane tane nota demek değil midir? Acıyan her yanımız, güzel bir tabloda renk renk desen değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kaybederiz? :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün TRT’nin radyo ve televizyonlarında dinlediğimiz, bazılarımızın bütün hayatlarını anlatan türkülerde, Gomidas baba’nın emeği var. Yaşayan türkülerimizin büyük çoğunluğunda onun deseni var. Gomidas, üzerinde yaşadığımız topraklara has bir sanatkârdır. Onun kaşı-gözü, hayatı, acıları, dilindeki türküler, deliliği, sürgünü… hep buralı olusundan değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün, bu müzik dehamıza, Kütahya’da bir heykel, zamanla bir müzik okulu kursak, onunla birlikte Kütahya’nın eşsiz tarihine bir daha saygı duysak ne kaybederiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olamadıklarımız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gomidas’a ve müziğimize âşık, yüzlerce Ermeni veya başka milletten usta müzisyeni, ressamı, sanatçıyı ve edebiyatçıyı, Gomidas’a olan borcumuzu ödemedikçe kaybedeceğiz. Bu yüzlerce usta, Anadolu müziğini, Zürih’te, Lozan’da, Cenevre’de, Paris’te, Marsilya’da, Şam’da, Halep’te, Tahran’da, Isfahan’da, Buenos Aires’te, Kaliforniya’da, Kahire’de, Tiflis’te, Erivan’da, Selanik’te icra ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerimiz, müzisyenlerimiz, sanatkârlarımız bu müzik ustalarını tanışalar, ne kaybederiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu müziğinin modernleşme tarihini anlatmak istiyorsak, ilkin Gomidas’ı anmalıyız. Anadolu Müziği’nin kendine has tınılarını dünyaya hala tanıtan bu sanatkârımızı unutarak, anmayarak müzik üzerine cümleler kurduğunu zanneden onlarca cahil sanatçımız ve makalecimiz var. Açılan sohbetlerde Anadolu müziği tek sesli, Avrupa müziği çok sesli, o zaman Anadolu müziği naiftir, basittir… Avrupa müziği daha ileridir, türünden cümleler kurabilen, cahil okur yazarlar, Gomidas’ı tanımadan böyle bir cahil hakareti Anadolu müziğine ve kültürümüze yapıyorlar. Gomidas, binlerce yıldır müzik yapılan bir coğrafyanın ve tarihin ilk müzik enstrümanlarının üretildiği bir memleketin sanatkârıdır. Onun sanatsal dehasını, Anadolu için vazgeçilmez bir sanatkâr olduğunu, müzikleri ve hikâyesi ile buluşunca anlayabileceğiz. Gomidas’a yaşatılan cehennemin, tarihimizin karanlık sayfalarında olduğunu, gerekirse günlerce anlatmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gomidas’la buluşmadan Anadolu müziğine ve tarihine yapılan yolculuklar tamamlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lena Umay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odatv.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4078496018689071926?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4078496018689071926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ermeni-protokolunde-bu-isim-eksik-kaldi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4078496018689071926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4078496018689071926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/ermeni-protokolunde-bu-isim-eksik-kaldi.html' title='ERMENİ PROTOKOLÜ’NDE BU İSİM EKSİK KALDI'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-9132020381472619897</id><published>2009-12-16T01:59:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T02:01:49.740-08:00</updated><title type='text'>HABUR VE PARADIGMANIN IFLASININ ILANI...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;HABUR VE PARADIGMANIN IFLASININ ILANI...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;br /&gt;Bir savaş bitmek üzere. Öcalan'ın çağrısı üzerine 'Barış Elçileri' Mahmur Kampı'ndan Türkiye’ye Habur sınır kapısından giriş yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teslim olmaya gelmediklerini demokratik zeminde bir çözüm için siyasetin önünü açmaya yardımcı olma için geldiklerini söylediler. İmralı'dan yapılan çağrıya bir yanıt olarak böylesi bir karara vardıklarını ve artık barış zemininde bir çözüm istediklerini ifade ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt sorununun çözümü dayattığı, ülkenin İsrail’e açıktan tavır aldığı, Ermenistan ve Suriye ile ilişkilerin cumhuriyet tarihinde ilk kez farklı bir şekilde olumlu ve somut adımlarla düzeltilmeye çalışıldığı ve Kürdistan özerk bölgesinde temsilcilik açılacağının Cumhurbaşkanı Gül'ün ifadesiyle açıklandığı bir süreç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık değişim kendini dayatıyor ve bunda kaçış yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık barış kaçınılmaz bir olay ve maalesef bu koşullarda muhalefetin tavrını anlamak oldukça zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş sürsün istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan aksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan lekesi kalkmasın istiyorlar kirli siyasetlerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habur'dan barış elçileri geliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzdiham nedeniyle dolup taşmış sınır. İnanılmaz bir coşku. Kürtler tam da barışa olan inançlarını yitirmişken ve açılım sürecinin bir ‘tuzak’ olduğunu düşünmeye başlamışken umutlar yeniden yeşerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtler başta olmak üzere barışa inanan ve Kürt sorununun demokratik-halkçı temelde çözülmesi gerektiğini düşünen tüm Türkiyeliler ülkemizdeki kürt meselesinin artık bir akl-ı selim ve sağduyunun şart olduğunu görerek sorumluluk alıyorlar. Ezberler, önyargılar, kalıplar tarihin çöplüğünde hakkettiği yeri bulmalı diyorlar ve barışa, kardeşliğe, halkların eşitlik-özgürlük ve gönüllü birlik temelinde bir arada yaşamaları gerektiğine inanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inancı paylaşmak önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir gelecek ve yeni bir dönem bekliyor ülkemizi. Yeni bir sürecin kapısı aralanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akan kanın durması çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan, silah, çatışma ve sonucunda gözyaşı olmadan düşmanlık kin nefret, ırkçılık ve ayrımcılık olmadan sorunlarımıza daha gerçekçi ve insani çözümler sunabiliriz. Başar şansımızın silahsız ve çatışmasız bir ortamda daha yüksek olacağı aşikar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 30 yıldır sürdürülen düşük yoğunluklu savaşta yaşana acılardan sonra böyle bir sürece girilmesi oldukça umut verici bir gelişme fakat muhalefetin ve milliyetçi-ulusalcı-muhafa&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;zakâr kesimin statükonun devamından yana tavır koyması kafaları karıştırmıyor değil.&lt;br /&gt;Kürtlerin elde edeceği kazanımlar ülkemizde demokratik alanın genişlemesi, devlet karşısında bireyin, toplumun, farklı kimlik, inanç, düşünce ve kökenden grupların hak ve özgürlüklerinin daha da geliştirilmesi bağlamında önemli bir adım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt sorunu ülkenin en öneli değilse bile hemen hemen tüm sorunlarıyla birebir ilişki içersinde ola kilit konumundaki bir sorunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinen noktada açıkça görülmektedir ki 86 yıllık cumhuriyetin ve kurucusu olan CHP ideolojisinin Kürt sorununa azınlık sorununa alevi sorununa ermeni meselesine yaklaşımı iflas etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözümsüzlükten şiddetten acıdan kandan başka hiçbir şey üretememiştir resmi ideoloji ve onun resmi politikaları.&lt;br /&gt;Ve gerçek anlamda bir cumhuriyetten söz etmek de mümkün değildir zaten. Rejim, ağaların beylerin işbirlikçi feodallerin paşaların ve Ermeni-Rum mallarını yağmalayarak zengin olan çakma burjuvazinin oligarşik diktatörlüğüne dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkımız açlığa yoksulluğa eğitim ve sağlık olanaklarından mahrum bırakılmaya geleceksizliğe mahkûm edilmiştir. Bir tebaa olarak algılamış ve devlet aygıtı halkın üzerine hakim kılınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diller kültürler kimlikler inançlar düşünceler süngülerle silahlarla bombalarla işkencelerle katliamlarla zindanlarla bastırılmaya sindirilmeye yok edilmeye tasfiye edilmeye çalışılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu politikalar devletin resmi ideolojisinin ve politikasının urunudur. Buna özellikle vurgu yapıyorum çünkü sistemin kurucu felsefesi her ne kadar misak-ı milli sınırları içindeki herkesi kucakladığını iddia etse de realitede tam ersi uygulamalara imza atılmış, ulus-devletin örgütlenmesi adına tek tipçi bir anlayış rejimin felsefesine egemen olmuş, her türden farklılık tehlike olarak algılamış ve yasaklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu politikalara karşı direncin güçlü olduğu dönemlerde darbelerle cuntalarla faşist uygulamalarla devlet terörüyle azınlıkların, emekçilerin, işçi sınıfının, öğrencilerin, aydınların, Alevilerin, Kürtlerin, devrimci-ilerici güçlerin örgütlenmeleri önüne engeller konmuş talepleri ve eylemleri devlet terörüyle ezilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri bu uygulamalar hükümetler değişse de aynen tek elden çıkıyormuş gibi uygulanmaya devam etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Kürt Meselesi de şark ıslahat planlarıyla Türkleştirme politikalarıyla zorunlu göç uygulamalarıyla 86 yıldır bir halkın yok edilmek istenmesi biçiminde varlık göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesi sonrası demokratik zeminde mücadele yürüten kesimlerin bile en ağır işkenceler ve baskılarlarla karşılaşması, özellikle Diyarbakır cezaevinde Kürt kökenli tutsaklara yönelik uygulanan insanlık dışı vahşet, Kürt ulusunun ulusal ayrımcılığa ve sömürüye karşı verdiği mücadelenin farklı bir boyuta taşmasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi 86 yıllık kirli şaibeli kanlı tarihin hesabını verme günüdür.&lt;br /&gt;Geçmişin yanılgılarından arınıp yüreklerde sevgiye barışa ve kardeşliğe su verecek umut pınarlarının özgürce çağlaması için rejimin ve iktidar sahiplerinin özeleştiri verme günüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi cumhuriyetin demokratikleştirilmesinin günüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Türkiye’ye demokrasiyi biz Kürtler getireceğiz’ diyordu Ape Musa ve sistem tarafından katledildi. Ama umudu dimdik ayakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ape Musa’nın çocukları onun vasiyetini yerine getirecekler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'ye herkese ve herkes için lazım demokrasiyi Kürtler getirecekler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19/10/2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-9132020381472619897?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/9132020381472619897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/habur-ve-paradigmanin-iflasinin-ilani.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9132020381472619897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9132020381472619897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/habur-ve-paradigmanin-iflasinin-ilani.html' title='HABUR VE PARADIGMANIN IFLASININ ILANI...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-3969793176562406967</id><published>2009-12-16T01:59:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T02:01:11.618-08:00</updated><title type='text'>BEŞLEMELER...ALTILAMALAR...YEDİLEMELER...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;BEŞLEMELER...ALTILAMALAR...YEDİLEMELER...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  cam açık&lt;br /&gt;penceremin kenarındayım&lt;br /&gt;sesi geliyor yağmurun&lt;br /&gt;ve esintisi rüzgarla ve kokusu toprağın ve şiddeti çakan şimşeğin&lt;br /&gt;ve özlemi hasreti sevdası&lt;br /&gt;yağan  yağmura ihtiyacım var&lt;br /&gt;yüreğimde yaralarla yağmura sığınmalıyım&lt;br /&gt;müsaade var mı arkadaş&lt;br /&gt;yağmurun serinliğinde acılarıma sarılacağım&lt;br /&gt;ve bundan haz duyacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR KARANLIK ÇÖKTÜ ÜSTÜME...&lt;br /&gt;GÖLGELERDE KALDIM.&lt;br /&gt;VE BİR GÜNEŞ DOĞDU SONRA...&lt;br /&gt;GÖLGELER BÜYÜTEREK SABAHA...&lt;br /&gt;VE SONRA GÜNDE TUTSAK GECEYE HASRET KALDIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;kıyıda bir kadın,&lt;br /&gt;kadının avuçlarında aşk&lt;br /&gt;ve uzakta bir gemi.&lt;br /&gt;gemiden el sallayan bir erkek.&lt;br /&gt;dalgaların ve maviliklerin ötesinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güne gölge düşüren izlerde aradım&lt;br /&gt;sevdamın rüzgara savrulmuş küllerini.&lt;br /&gt;gölgeler gibi siyah&lt;br /&gt;gölgeler gibi karanlıktı&lt;br /&gt;tıpkı düşlerim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne yana baksam sen. o yüzden gözlerim kapalı yürümekteyim&lt;br /&gt;nereye dokunsam tenin. o yüzden hareketsiz durmaktayım&lt;br /&gt;neyi sevsem sevdamı anımsatmakta&lt;br /&gt;neye gülsem yüzün neyi dinlesem ses olur senden&lt;br /&gt;neyi duyumsasam sensizlik...&lt;br /&gt;bir siyahi ölümdür alışmak sensizliğe&lt;br /&gt;bir mavinin orta yerindeki sarıda&lt;br /&gt;yana yakıla eriyerek karışmak sonsuzluğuna&lt;br /&gt;bir başka yaşamın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;şerefe arkadaşım&lt;br /&gt;yalnızlığın ortasında kalakalmış çoğul yüreğinde&lt;br /&gt;kalabalık sevdalara iz süren&lt;br /&gt;o yaramaz o asi&lt;br /&gt;ve deli çocuğun şerefine arkadaşım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; dökülmüyor sözcükler yüreğimden&lt;br /&gt; bir yağmura vermişim kendimi&lt;br /&gt; susuyor kalakalıyorum biçare sessizliğimde&lt;br /&gt; yüreğimin orta yerine bağdaş kurmuş acılar&lt;br /&gt; yalnız&lt;br /&gt; yapayalnız bir düş&lt;br /&gt; ve&lt;br /&gt; kırık kalpli&lt;br /&gt; bir kuş&lt;br /&gt; çırpınmakta içimde&lt;br /&gt; özlemekteyim&lt;br /&gt; hasretin ve kavganın ateşiyle yana yakıla&lt;br /&gt; özlemekteyim&lt;br /&gt; bir meçhul gidişin ardından seyredalmış gözlerimle&lt;br /&gt; nehirler çoğaltırken damlalarla&lt;br /&gt; çözülmekte gülüşlerimden sıyrılarak keder&lt;br /&gt; yüzümdeki tebessüm&lt;br /&gt; artık bir yitik&lt;br /&gt; bir yıkık&lt;br /&gt; bir tükenmiş&lt;br /&gt; sevdadır&lt;br /&gt; dünde kalıp yarına çoğaltamadığım&lt;br /&gt; ve gün&lt;br /&gt; dinginleşen yüreğime&lt;br /&gt; bir nihayettir&lt;br /&gt; ölüm bekleyen mahzun&lt;br /&gt; gülüşümde&lt;br /&gt; ölümü çağırırım ağır ağrı&lt;br /&gt; sessizliğim&lt;br /&gt; ölümümdür&lt;br /&gt; bekleyişim&lt;br /&gt; ölümümdür&lt;br /&gt; dirensem de bir teslimiyetin provasıdır&lt;br /&gt; tatmadan&lt;br /&gt; ölümü&lt;br /&gt; bir AN önce&lt;br /&gt; ...&lt;br /&gt; ..&lt;br /&gt; .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;12.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-3969793176562406967?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/3969793176562406967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/beslemeleraltilamalaryedilemeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3969793176562406967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3969793176562406967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/beslemeleraltilamalaryedilemeler.html' title='BEŞLEMELER...ALTILAMALAR...YEDİLEMELER...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-3193385537911196593</id><published>2009-12-16T01:58:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:59:10.344-08:00</updated><title type='text'>SINIF MÜCADELESİ MARKSİZM VE SANDUKALAR</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;SINIF MÜCADELESİ MARKSİZM VE SANDUKALAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;Birgün fırın işçilerinin sendikal örgütlenmesi için toplantı düzenliyoruz. 700 fırın işçisinin 500 ünü üye yapmayı başardık 3-5 aylık bir çalışmayla. Sendika binası yok Eğitim_Sen in binasında yapıyoruz toplantıyı. Tabi bu arada baktım devrimci geçinen arkadaşlar da uğramışlar oraya işçileri örgütlemeye çalışıyorlar. İşçinin birini almış bizimki, MARKSİZM in işçi sınıfı ve sınıf mücadelesi hakkındaki ideolojik-politik tavrını ve düşüncelerini anlatıyor. Zavallı işçi de öyle bön bön bakarak anlamaya çalışıyor arkadaşın anlattıklarını. Devrim Sosyalizm ve bu süreçlerin olgunlaşma koşulları Lenininzm in Marksizm e yaptığı katkı falan filan derken adam duymadığı bilmedi onlarca terimin havada dolaşmasını seyrediyor dinlemiyor seyrediyor adeta :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktım güldüm kendi kendime. işçilerin örgütlenme aşamasının hiçbiryerinde idiler ama iş somutlaşınca ve sendika kurulup artık yavaş yavaş işçilerin sahiplendiği görülünce bizim devrimci geçinen arkadaşlara da gün doğmuş oluyordu. Arkadaşım ne acele ediyorsun değil mi yani bırak adam önce emeğini haklarını ve çıkarlarını savunmayı öğrensdisin. Yok yok hemen KIZILA boyanmış sözcüklerin büyüleyici etkisiyle adam işçileri örgütleyebileceğini sanıyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işçilerin yarısı MHP kökenli diğer yarısı da o zamanlar Refah Partisi vardı yani Erbakancı. Mücadele içerisinde düşünce ve görüşleri değişti elbet. Çok ciddi baskılar geldi ülkü ocaklarından silahlı adamlar gelip eski ülküdaşlarına falan saldırdılar KOMÜNİSTLERLE İŞBİRLİĞİ YAPMAKLA suçlayıp kafalarını çelmeye çalıştılar. Olmayınca da sopalarla silahlarla saldırdılar. tabi bunlar sonraki süreç. grevi örgütlemeyi başarmıştık İskenderun çapında tam da o süreçte meydana gelen saldırılardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben toplantıya geri döneyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan sözü aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKADAŞLAR, YENİ BİR SÜREÇ BAŞLIYOR. TÜM İŞÇİ ARKADAŞLARA HAYIRLI OLSUN. SİGORTASIZ SENDİKASIZ ÇALIŞMAYA SON VERECEĞİZ ÇALIŞMA SAATLERİ VE ÜCRETLERİN İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ. AMA BU SÜREÇTTE SİZDEN BİR RİCAM VAR. LÜTFEN BU SENDİKANIN YÜKÜNÜ BİRKAÇ ARKADAŞIN ÜSTÜNE YIOKMAYALIM. HEPİMİZ SAHİPLENELİM. İŞİN ALTINA HEPİMİZ ELİMİZİ KOYALIM VE SIRTLAYALIM. O ZAMAN DAYANIŞMA İÇİNDE OLDUĞUMUZDA PATRONLAR KARŞISINDA DAHA GÜÇLÜ DURURUZ. BU SENDİKA HEPİMİZİNDİR VE 500 ÜMÜZ BİRDEN OMUZLAYALIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ EMEK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki alkışlar coşku heyecan dorukta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o sırada kalabalığın içinden bir ses geldi. kalktım baktım bizim devrimci arkadaşın MARKSİZMİN İLKELERİNİ anlattığı ve devrim koşullarının olgunlaşması ve Leninist Parti örgütlenmesinden bahsettiği işçi arkadaş idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-BAŞKANUM BAŞKANUM... BİR SANÜYE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-EVET... dedi başkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-YAHU BU SANDUKA ÇOK AĞUR BİŞEYMİKİN 4 KÜŞÜ KALDÜRAMAYUCUK.. 500 KİŞÜYE NE HACET? SANDUKANUN DÖRT TARAFUNA DÖRT KİŞİ GÜRER KALDURURUK KENÜ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;25.09.2009&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-3193385537911196593?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/3193385537911196593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sinif-mucadelesi-marksizm-ve-sandukalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3193385537911196593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3193385537911196593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sinif-mucadelesi-marksizm-ve-sandukalar.html' title='SINIF MÜCADELESİ MARKSİZM VE SANDUKALAR'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-602565553831497204</id><published>2009-12-16T01:57:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:58:07.525-08:00</updated><title type='text'>ŞEYTAN, ALLAH, İNSANLAR VE CENNET</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ŞEYTAN, ALLAH, İNSANLAR VE CENNET&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  Şeytanı seven var mı aranızda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O olmasa idi biz de bu güzelim manyağımsı çelişik buruşuk karışık dünyada olmayacaktık. Cennet denilen yerde hep o yasak olan meyvenin tadında aklımız kalarak saplantılı bir sapık olarak yaşamaya devam edecektik :) öyle ya insan merakından ölür ille öğrenecek bilecek tanıyacak tadacak anlayack dokunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa olmuyor yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kovulduk dünyaya. Sağolsun bizi güzel bir sınava tabi tutmakta hayat. gerçi o hep sağolacak da biz de ölene kadar sağolacağız bari yaşarken SOL olalım. Bak yine şeytan düdükledi dürtükledi konuyu dağıttım. gel kendine çabuk. Şeytan kardeş çıkıver aradan. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün bugündür bir iktidar mücadelesi sürüp gitmekte burada. Şeytan ise hep hırs sahibinin yanında yer aldı. Allah da uzaklardan çok gerekmedikçe ve anlamlı olmadığı durumları hesaba katarak müdahaleden kaçındı. Zaten BEN SİZDEYİM diyordu ya artık onu keşfetmeye kalmıştı bu hırslarımızla mücadele etme gücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi nereden ne alaka arkadaşım diyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde de facebook kullanıcı hesabı aracılığıyla üyesi olduğumuz bu grupta da asil bir damar ve kudret mevcuttur içimizde ve grup kurucusu arkadaşın (O BEN OLUYORUM :) ) verdiği YÖNETİCİ yetkisiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç defadır DARBE VE PROVOKASYONLARLA karşılaşıyoruz. Grubumuza üye olan arkadaşlar tahammülsüzlük göstererek Baykalcı tavırlarını sürdürüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşımız artık içindeki demokrasi ve hak-hukuk düşmanlığı duygusuna yenilerek fikirdaşlarını ve kendini tatmin etmek amacıyla -KİME UYDUĞU KONUSUNDA FİKİR BELİRTMEYECEĞİM- bir darbe girişiminde bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbelere karşı sessiz kalmayan sorumlu ve devrimci duyarlılığa sahip arkadaşlar darbe girişimini boşa çıkartmış bulunsalar da grubumuzun AMAÇLARINI içeren giriş yazısı yine silinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yazının da yedeği benim İzmir’deki bilgisayarımda kaldığından tekrar oraya ekleme şansım yoktur ve yine DUYARLI arkadaşlardan karşı-devrim karşı karşı-karşı-devrim hamlesi yaparak o yazıyı eklemelerini rica edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Kovulduk dünyaya ve iktidar kavgası verenlerin kavgasından gürültüsünden hastalıklı tavırlarından bıktık usandık kendi kabuğumuza çekildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Allah 150 yıl önce bir kulunu bize gönderdi ve o kulu dedi ki ARTIK EZİLENLER İKTİDAR OLACAK VE İKTİDARI PARÇALAYIP YOK EDEREK SINIFSIZ SÖMÜRÜSÜZ EŞİT ADİL ÖZGÜR SİYASETSİZ İDEOLOJİSİZ KAVGASIZ GÜRÜLTÜSÜZ KENDİSİYLE VE DOĞAYLA BARIŞIK OLDUĞU İÇ HUZURU SAĞLAM SEVGİ BARIŞ VE KARDEŞLİK DOLU bir dünya yaratacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekli araçları da sundu bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaderimize müdahale edelim. Şeytana kulak verdiğimiz kadar Allah'ın da lütfettiklerinden bir pay alalım. Bize verdiği İRADE VE VİCDAN için şükranlarımızı sunup gericiliğe, faşizme, ırkçılığa, bağnazlığa karşı haklarımız ve özgürlüklerimiz için savaş açalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası sanal bir platform ve siyasal tavır çoğumuzun günlük yaşamının içinde hiçbir yer işgal etmemekte. En azından burada psikolojik bir açılım ve bilişsel bir sorumluluk edinmek için üstümüze düşenleri yerine getirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın yine bir öğretmen gibi bir parti ilçe yönetimindeki pasif görevlerde yer alan(SAYMAN GİBİ) biri gibi konuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırabilirdim de BEN SİZİN SOL DUYUNUZA HİTAP EDİYORUM EY İNSANLAR! HAREKETE GEÇİN. YAŞADIĞINIZ ÇAĞA VE DÜNYAYA KARŞI BORÇLUSUNUZ ÇÜNKÜ ONDAN BESLENİYORSUNUZ YAŞAMI SİZE HEDİYE EDEN BU HAYATA KARŞI ONU DAHA GÜZEL KILMAK İÇİN GEREKLİ VE MÜMKÜN ÇABALARI GÖSTERMEKLE YÜKÜMLÜSÜNÜZ. KADERİNİZE MÜDAHALE EDEN VE DÜNYAYI KENDİ RANTLARI ÇIKARLARI PAŞA KEYİFLERİNİN BİLMEM NESİ İÇİN KENDİLERİNCE YENİDEN BİÇİMLENDİRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI İNSANLIK ONURUNU VE ERDEMİNİ İÇİMİZDE ÇOĞALTARAK TAVIR KOYMAK VE MÜCADELE ETMEK YAŞIYOR OLMANIN VE VAROLMANIN BİZLERE YÜKLEDİĞİ BİR SORUMLULUKTUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırabilirdim dedim de BAĞIRDIM sanırım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Cennetten kovulduk. Şeytan da burada. Allah da diyor ki BEN SİZİN GÖNLÜNÜZDEYİM, İÇİNİZDEYİM SİZE ŞAH DAMARINIZDAN DAHA YAKINIM. Biz de buradayız Ademler Havvalar Lilithler olarak. o zaman daha ne bekliyoruz. CEHENNEME çevirdiğimiz bu hayatı eski günlerdeki gibi yine HEPİMİZ BİR ARAYA GELEREK (ALLAH, ŞEYTAN, BİZ İNSANLAR) yeniden CENNETE çevirebiliriz ve bunun ilk adımı YAŞAMIMIZDAKİ UFAK TEFEK VE ÖENMSİZ sayılabilecek olaylara ve olgulara müdahale etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tüm bunların CHP ile ne alakası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP neyin kısaltılmasıdır? manevi anlamda soruyorum. Cehennemlik Halklar Partisi... ne alakası var diyeceksiniz. Allah-u Teala Kuran'da der ki (SADECE KUR'AN DEĞİL BİRÇOK YERDE FESLEFECİ YADA TARİHSEL KİŞİLİK İN KİTAPLARINDA DA DİYOR)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Her kavim hak ettiği şekilde yönetilir...'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da ayet-i kerime'ye göre çevirelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'BİZ HER KEVME AMELLERİNE GÖRE İDARECİLER GÖNDERDİK...'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMEL:?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; (ev ödevi veriyorum bu sözün anlamını kendiniz bulun :)   )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık böyle yönetilmek istemiyorsanız hak ettiğiniz şeyler için tavır koymalısınız diyor yani her aklı başında varlık gibi Allah da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de diyorum ki bakın hepimiz aynı haklara sahibiz burada CEHENNEMLİK HALKLAR PARTİSİ’NE kilitlenip kalmış insanları kurtaralım EMEKLERİ ÖZGÜRLÜKLERİ VE HAKLARI için mücadele edebilecekleri bir platformda birleştirelim. bu görev sadece ÇOK BİLEN ÇOK KONUŞAN ÇOK YAZAN ORTALIKTA ÇOK DOLAŞAN NAYLON ÇORAP GİYİP KIRMIZI KURDELA TAKAN KRAVATLI GÖBEKLİ MİSKİN VE TOMBİK adamların ya da KOKONA kadınların görevi değildir. hepimizindir herkesindir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HEPİMİZ VE HERKES!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan da yanımızda Allah da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse artık iş bizde bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi artık popolarımızı azıcık oynatalım ki KALKIŞ İÇİN hazır olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata ve kaderimize müdahale edebilecek gücü cesareti atılganlığı hızı hareketi ve eylemsel duyumsal sponsorluğu göstermemiz dileğiyle HERKESE SEVGİLER SAYGILAR HÜRMETLER....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskenderun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-602565553831497204?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/602565553831497204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/seytan-allah-insanlar-ve-cennet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/602565553831497204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/602565553831497204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/seytan-allah-insanlar-ve-cennet.html' title='ŞEYTAN, ALLAH, İNSANLAR VE CENNET'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-108383574034476747</id><published>2009-12-16T01:55:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:55:12.073-08:00</updated><title type='text'>SAĞ NEDEN BAŞARILI? SOL NEDEN BAŞARISIZ?</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;SAĞ NEDEN BAŞARILI? SOL NEDEN BAŞARISIZ?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  Türkiye'de sağ politikanın başarılı fakat solun başarısız olması ile ilgili konuşurken şu şekilde özetleyebileceğim bir söylemde bulundu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOLCULAR ASLA İKTİDARA GELEMEYECEKLERİNİ BİLİYORLAR VE İKTİDARA GELEMEYECEK OLMANIN HAFİFLİĞİYLE KONUŞUYORLAR, POLİTİKALARINI DA TEMELİ OLMAYAN HAYALİ TALEPLER VE ÖZLEMLER ÜZERİNE KURUYORLAR VE TOPLUMUN BUNA DESTEK OLMASINI İSTİYORLAR. BİR ÇOCUK DÜŞÜNÜN ELİNE ALMIŞ BİR BALON DİĞER ELİNDE ÇİÇEK DİYOR Kİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 'barış istiyorum savaşlar olmasın kan dökülmesin herkes gülsün herkes mutlu ve eşit olsun'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNUN OLASILIĞI VAR MIDIR? YOKTUR. AMERİKA IRAK A GİRECEĞİ ZAMAN SAVAŞ KARŞITI EYLEMLER YAPMAKLA İKTİDAR OLUNMAZ. BU BİR REALİTEDİR VE ABD ORAYA GİRECEKTİR SİZİN DE BUNU ÖNLEME ŞANSINIZ YOKTUR VE BU SÜREÇTEN ÜLKENİZ DE ETKİLENECEKTİR. SİZİN GÖREVİNİZ BU SÜRECİ LEHİNİZE ÇEVİRMEK POLİTİKALAR ÜRETMEK BÖLGEDEKİ YENİ PAYLAŞIM VE GÜÇ İLİŞKİLERİNDE YERİNİ ALMAKTIR. KARŞI ÇIKILDIĞI TAKDİRDE BU KARŞI ÇIKIŞ ÜLKENİN SONUNU BİLE GETİREBİLİR. İŞTE BİZ SAĞCILAR BU REALİTEYE UYGUN POLİTİKA YAPIYORUZ GERÇEKÇİYİZ VE SOMUT ÇIKARLAR ÜZERİNDE DÜŞÜNÜYOR BUNA GÖRE DAVRANIYORUZ. İKTİDAR PERSPEKTİFİ OLMAYAN SOL İSE KENDİNİ VE KİTLELERİ İKTİDAR OLAMAMANIN VERDİĞİ HAFİFLİKLE KANDIRMAYA VE HAYAL DÜNYASINDA GEZDİRMEYE DEVAM EDİYOR. ETSİN BAKALIM. AMA BİLSİN Kİ BÖYLE SORUMSUZ POLİTİK ARGÜMANLARLA İKTİDAR OLUNMAZ.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani biraz daha tercüme edersek şunları söylüyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Biz sağcılar, uluslararası ve bölgesel güç ilişkilerini çözmüşüz. Hayatın bir doğası ve akışı var. Dünya üzerinde kurulu düzen, sistem ve ilişkilerin bir işleyiş mantığı ve kendine özgü yapısı var. Bu yapı ve süreç ilişkileri tarihsel köklere dayanır ve binyıllardır böyle varolagelmiştir. Fatih Sultan KARDEŞ KATLİ geleneğini başlatmasaydı Osmanlı 600 sene ayakta kalamazdı. Bizler DEVLETİN VE REJİMİN BEKAASI için varız onun için çalışıyoruz. Çünkü devlet ve sistem arıza yaşarsa ortada solun muhalefet edeceği bir şey kalmayacağı gibi ortaya çıkacak karmaşa ve kaos ile de kimse başedemez. Sol sadece anarşi ve karmaşa vaat ediyor biz ise zor olsa da kendi kendini zamanla düzenleyebilen ve dengeleyebilen bir düzen vaat ediyoruz. Sol en ufak bir ihlalde büyük tepkiler gösteriyor ama ihlaller de yanlışlar da arızalar da tüm sistemlerin ve hatta doğanın kendinden menkul bir sonucudur. Neden yerçekimi var diye soramazsınız o vardır ve onu da değiştiremezsiniz. İktidar olmak istiyorsanız güç ilişkilerini ve iktidarın yapısını anlamalı gerçekçi davranmalısınız. Savaşlar, krizler, bölgesel çatışmalar, etnik ayrışmalar, kavgalar, açlık, yoksulluk, işsizlik gibi sorunlar dünya tarihi boyunca hep vardı ve hep varolmaya devam edecek. Bunlara son verme kaygısıyla harekete geçen Marksistler Leninistler bir şeyler başardılar ama pek de bu doğal yapının dışına çıkabildikleri söylenemez. Reelde tüm hayalci ütopyalar çökmüştür ve ülkeler politikalarını solcuların düşünceleri üzerine kurmaya kalkarlarsa acımasız ve rekabetin yıkıcı ve öldürücü bir hal aldığı bu dünyada ülkenin kaderi bir yokuluşa ve çöküşe doğru gitmeye mahkumdur.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silah alındı. 7.8 milyar dolarlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı olmak realiteden uzaklaşmak mıdır? Değilse neden evet ise neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve başka bir dünya isteyenlerin başka bir dünyayı yaratma ve başarma olasılıkları potansiyelleri nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnancımızı neye göre ve nereye konumlandıracağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahların olmadığı bir dünya mümkün mü? Ya da bu dünyada silahsız kalmak doğru mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet reel-politik düzlemde bu konu üzerine düşünce ve yorumlarınızı katmanızı rica ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda MAKYAVELİST SAĞ politikalar öte yanda İNSANDAN DOĞADAN VE EMEKTEN YANA ONUR VE ERDEMİ BAŞAT KILAN İNSANIN DOĞASINDAKİ ŞİDDEDT YIKICILIK VE MERKEZİ GÜÇ OLMA GÜDÜLERİNE SAVAŞ AÇAN sol politikalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir doğru olan? Ve neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-108383574034476747?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/108383574034476747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sag-neden-basarili-sol-neden-basarisiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/108383574034476747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/108383574034476747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sag-neden-basarili-sol-neden-basarisiz.html' title='SAĞ NEDEN BAŞARILI? SOL NEDEN BAŞARISIZ?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2723773219614855318</id><published>2009-12-16T01:54:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:59:47.223-08:00</updated><title type='text'>sessizlik, açılım ve kürt olmak...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;sessizlik, açılım ve kürt olmak...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div&gt;Bir kız çocuğu düşünün. Ceylan ÖNKOL. 13 yaşında. Koyunlar ve inekler için dağdan ot toplamaya gidiyor. 'Anne, bana makarna yapar mısın? Canım çekti.' diyerek evden ayrılıyor. Biraz geçtikten sonra bir patlama sesi duyuluyor ve bölgede 3 askeri karakol olmasına rağmen patlamanın olduğu yere doğru tek bir devlet yetkilisi güvenlik (polis asker vs.) gitme ihtiyacı hisssetmiyor. Ve köylüler patlama sesinin geldiği yere gittiğinde 13 yaşındaki bu kız çocuğunun havan topuyla paramparça edilmiş cesedi ile karşılaşıyorlar. Savcıya doktora haber ediliyor CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK bahanesiyle gelmeyi reddediyorlar. Karakolda İMAM'ın eline bir kamera veriliyor ve İMAM ile köylüler kızın parçalanmış cesedini ve bölgeyi görüntüye alıyorlar. Bu arada haykırışlar BURADA YATAN BİR HAYVAN DEĞİL İNSAN, BU DEVLET BİZE HAYVAN MUAMELESİ YAPIYOR. BİZ DE İNSANIZ YETER ARTIK diye feryatlar sarıyor ortalığı. Kızın annesi ve akrabaları çığlıklar atıyor Kürtçe ağıtlar yakıyor kızın parçalanmış bedeni ve etleri etrafa dağılmış Anne topluyor kızının etlerini etekliğine koyarak köye getiriyor. Bu olayın bugün 5. günü. Olay Diyarbakır Lice'de yaşandı. Olay hakkında ulusal medyada siyasilerde sivil toplum örgütlerinde bir ölüm sessizliği hakim. Sol-sosyalist basın ve Taraf gazetesi dışında olayı yazan değinen yok. Bu nasıl bir vicdandır? Bu nasıl bir insanlıktır? Münevver Karabulut'un vahşice katledilmesini gündeminden düşürmeyen medya neden bu noktada SESSİZ kalıyor? DAĞA ÇIKARIM tehdidi savuran siyasiler neden SESSİZ? AKP ve AÇILIM savunucları neden SESSİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir istismar konusu daha verilmiş olmuyor mu SİLAHLI MÜCADELE YÜRÜTMEK İSTEYENLERE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu devlet bu medya siyasiler sivil toplum örgütleri böyle vahşice bir katliama bu denli sessiz kalıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt olmak suç mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt çocuğu olmak suç mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polise taş atan çocuklar 34 yıla varan cezalar alacaklar ve en az 20 yıl yatacaklar. Örgüt üyesi olanların bile teslim oldukları takdirde sorgulanmadan kovuşturmaya bile uğramadan serbest kaldıuğı bir hukuk sistemi polise taş atan KÜRT çocuklarını ÖRGÜTÜN DÜZENLEDİĞİ EYLEME KATILMAK VE KAMU MALINA ZARAR VERMEK suçuyla AĞIR CEZA MAHKEMELERİNDE yargılıyor ve KAFA KESTİĞİ İDDİASIYLA tutuklanan CEM GARİPOĞLU kadar ÇOCUK görülmüyorlar ÇOCUK MAHKEMESİNDE yargılanmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölümün ardından gelen DEVLET SESSİZLİĞİ ve Kürt çocuklarının karşılaştığı bu muameleler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde mi aşılacak engeller? Bu şekilde mi sağlanacak TOPLUMSAL BARIŞ? Kürtlere 'BAKIN SİLAHLI MÜCADELE ÇÖZÜM DEĞİL DEVLETİMİZ SİZİN DE DEVLETİNİZ VE SORUNU DEMOKRATİK YOLLARLA ÇÖZELİM' deme hakkını görecek mi kendinde SİYASİ otoriteler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm suçları doğulu olmak o insanların ve acılarını duyan dillendiren seslendiren yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölüm sessizliği ve karanlığı var. Ve gerçeklerin üstü yalan perdesiyle kapatılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O perdeyi ancak GÜNEŞ kaldırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve eğer doğulu olmak suç ise öyleyse en büyük suç GÜNEŞİNDİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği arayan, gerçeğin peşinden koşan gerçeğini yitirmeden yaşama onuruna sahip olan herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02.10.2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2723773219614855318?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2723773219614855318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sessizlik-aclm-ve-kurt-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2723773219614855318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2723773219614855318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/sessizlik-aclm-ve-kurt-olmak.html' title='sessizlik, açılım ve kürt olmak...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-7162609034637370118</id><published>2009-12-16T01:54:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:54:51.563-08:00</updated><title type='text'>ADANMIŞLIĞA ADANAN ŞİİR</title><content type='html'>ADANMIŞLIĞA ADANAN ŞİİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir aşka adadım ömrümü&lt;br /&gt;gözlerimde özgürlüğü haykırarak&lt;br /&gt;bir sevdaya verdim yüreğimi&lt;br /&gt;içinde başka bir dünya için bin umut taşıyarak&lt;br /&gt;bir kavgayı omuzladı bu sırt... Devamı&lt;br /&gt;bir yükün altında dirençle duran hamal gibi&lt;br /&gt;bir aşkın ateşiyle kavrulurken ağır ağır&lt;br /&gt;yürürken en dikenli yollarında yaşamın&lt;br /&gt;ve ölümle sırdaş yalnızlıklarda sürdürüken inançlarını&lt;br /&gt;çoğalttı kendinden vererek hasretine yandığı güzellikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve şimdi bir kendinden kaçışı yaşamakta acılar&lt;br /&gt;sevinçler küskün ama uzak değil&lt;br /&gt;hemen yanıbaşında&lt;br /&gt;tarifsiz bir yürek yangınının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;br /&gt;21.09.2009&lt;br /&gt;İskenderun_Hatay&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-7162609034637370118?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/7162609034637370118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/adanmisliga-adanan-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7162609034637370118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7162609034637370118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/adanmisliga-adanan-siir.html' title='ADANMIŞLIĞA ADANAN ŞİİR'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-8759780746878794604</id><published>2009-12-16T01:53:00.003-08:00</published><updated>2009-12-16T01:54:38.110-08:00</updated><title type='text'>HACİZ VE YIKIM KARARIYLA GELEN AYRILIK ŞİİRİ</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;HACİZ VE YIKIM KARARIYLA GELEN AYRILIK ŞİİRİ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div&gt;zamansız geldi ayrılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yıkım kararında ya da bir hacizin ani baskınında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şaşkın ve kaygılı bir seyredişti gözlerimde kalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ömrümün hamuruna maya katan aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;una belenmiş kirpiklerimden akan yaşla karışarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karıştı harcına sevdanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ayrılık zamansız gelirse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;misafir ağırlamayı bilse de yürek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taşımaz ondaki büyük acıyı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi elinde tutanaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içine sığmayacak kadar büyük borçlarla vurulmuştum sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir memurun sorgusuna düşmüş sevdam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıkımcılarda yiten aşkımı görmüşüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolay mıdır yolculuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ayrılığın ardında kalmış ağır aksak adımlarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilerler durur artık kopuktur saniyeler dakikalar saatler günler geceler aylar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinmez bir denize akar ömrümden geçen yıllar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o denize aldığım yol senden kalan bir ıhlamur yaprağında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kökleriyle taşıyıp yetirirken en uçtaki soymuk borusuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çizilmiş yazgılara boyun eğmektir şimdi düşen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ayrılıktan payıma....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir demli çay sıcağında ağladım sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buğusunda bulandı gözlerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ayrılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kaçak çayın acı tadında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;br /&gt;21.09.2009&lt;br /&gt;İskenderun_Hatay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-8759780746878794604?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/8759780746878794604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/haciz-ve-yikim-karariyla-gelen-ayrilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8759780746878794604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8759780746878794604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/haciz-ve-yikim-karariyla-gelen-ayrilik.html' title='HACİZ VE YIKIM KARARIYLA GELEN AYRILIK ŞİİRİ'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4593586841854912356</id><published>2009-12-16T01:53:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:54:06.165-08:00</updated><title type='text'>YAŞANILAN KADERDEKİ GÜN İZİ...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;YAŞANILAN KADERDEKİ GÜN İZİ...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  bir tercihtir yaşananlar&lt;br /&gt;ve kader&lt;br /&gt;belli belirsiz gölgeler ardında&lt;br /&gt;kendinden menkul bir yazgının&lt;br /&gt;silik ibaresi değildir&lt;br /&gt;farkında olarak ya da bilmeden&lt;br /&gt;akan suyun denizlere varana dek açtığı yatak gibi&lt;br /&gt;rastlantılar zorunluluklar&lt;br /&gt;zorlamalar ve özgür seçimlerimizle&lt;br /&gt;yürüdüğümüz yolun üstünde şekillendirdiğimiz&lt;br /&gt;bir uğrak yeridir ömrümüzün&lt;br /&gt;ve varır&lt;br /&gt;alınan yolların yaşanmışlıklarıyla ördüğü geçmişin kalıntılarıyla&lt;br /&gt;bilinmez bir geleceğe&lt;br /&gt;ve sonunda soluksuzluğunda bir yüreğin&lt;br /&gt;varacağı o karanlık yere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;20.09.2009&lt;br /&gt;İskenderun - HATAY&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4593586841854912356?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4593586841854912356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yasanilan-kaderdeki-gun-izi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4593586841854912356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4593586841854912356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yasanilan-kaderdeki-gun-izi.html' title='YAŞANILAN KADERDEKİ GÜN İZİ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2995721421135334420</id><published>2009-12-16T01:53:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:53:38.977-08:00</updated><title type='text'>AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;maça kızına karo papazından öykünmeler...&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*********&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıpırdayan birşeyler var içimde ama kıpırtısız gölgelerde akşam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben büyük hayaller kurdum&lt;br /&gt;ve kendi anlamımı onlarda buldum&lt;br /&gt;bilemedim bir kendimde kendim için yaşamayı&lt;br /&gt;öğrenemedim küçük mutlulukların da&lt;br /&gt;en az büyük hayaller kadar doldurduğunu anlamsızlık çukurumuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir yol ayrımındayım şimdi.&lt;br /&gt;önümde uzak ve zahmetli yolculuklar ardında gizlenmiş umutlar&lt;br /&gt;ardımda vazgeçemediğim&lt;br /&gt;her an hatırımda&lt;br /&gt;gölgelerle çoğalan&lt;br /&gt;anılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mağarasında gizlenen bir ayının kış uykusundayım&lt;br /&gt;yazlar baharlar geçti&lt;br /&gt;günler geceler&lt;br /&gt;yılların her birini dörtleyen mevsimler&lt;br /&gt;ve kaç şubat vurdu kendini 29 a&lt;br /&gt;ben halen&lt;br /&gt;kendi mağarasında&lt;br /&gt;akşamların soğuğunda uyuklayan ayının&lt;br /&gt;düşlerini yaşamaktayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmezlikten yada korkudan değil duraksamalarım&lt;br /&gt;çaresizlikten.&lt;br /&gt;elden ne gelir karabasan gecelerden&lt;br /&gt;ve kan ter içinde uyandığım siyahiliği&lt;br /&gt;sevmeye başladığım zamanlardan sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdiğim çaresizliklerden sıyrılıp&lt;br /&gt;bilmediğim yollarda istemediğim anlamlar yaşamak da değil bendeki&lt;br /&gt;bir çaresizliğin karanlığından çıkıp&lt;br /&gt;başka başka çareleri&lt;br /&gt;kendi çaresizliğimde karartma ihtimali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yine kıpırdamakta yüreğimde allı yeşilli eflatuni çiçekli dallar&lt;br /&gt;ama kıpırdayan dalların ardında içimde batan bir güneş var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir aşkın kıyısındayım şimdi&lt;br /&gt;rüzgarlarla dalgalar çarpışmakta karşımda&lt;br /&gt;ve içimde sakin bir göl dinginliği.&lt;br /&gt;derin dip akıntılarına teslim olmuşluğumdan haberim yok belki de&lt;br /&gt;ve rüzgarların harladığı ateşten yükselen alevlerin kızıllığında&lt;br /&gt;bir sevda yangınınım boyverdiğinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün batışından arda kalan buruklukta&lt;br /&gt;geriye döner bakar gözlerim&lt;br /&gt;arar yeni ışıkları&lt;br /&gt;yürümekte olduğum yollarda teker teker beliren&lt;br /&gt;sokak lambalarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir kıpırtısızlıkta bir akşam&lt;br /&gt;ve bir gölgede bir meçhul cinayete kurban güneşin battığı denizde&lt;br /&gt;bir garip yaşanmışlıktır&lt;br /&gt;suyunda yüreği kaynayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harfler örgütlenip garip kelimelerle bir birlik kurdular&lt;br /&gt;ve birlikler gelip bir federasyon çatısı altında&lt;br /&gt;isyanlara çağıran sloganlarla&lt;br /&gt;tehlikeli bir örgüt oldular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;aşk&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;umut&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;kavga&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;sevda&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;özgürlük&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;adalet&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;eşitlik&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;kardeşlik&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;savaş&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;barış&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;gelecek&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;devrim&lt;br /&gt;var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;sen&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;ben&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susturmalı sloganları&lt;br /&gt;ve bu örgüt&lt;br /&gt;dağıtılmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir titrek alevde ışıldayan göz&lt;br /&gt;bir ayrılığın rüzgarında savrulan söz&lt;br /&gt;ve harladığı aşkın ateşinde parlayan köz...&lt;br /&gt;bana hiçliğimi hatırlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şair yürektir&lt;br /&gt;beceremeyen ise parmaklar yürektekini dökmeyi&lt;br /&gt;dil de az acemi sayılır hani&lt;br /&gt;karışır gider birbirine yüreğin&lt;br /&gt;hüznü ile sevinci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2995721421135334420?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2995721421135334420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/aksam-golge-ve-kipirti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2995721421135334420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2995721421135334420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/aksam-golge-ve-kipirti.html' title='AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-3954527786849999141</id><published>2009-12-16T01:52:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:53:08.579-08:00</updated><title type='text'>MUHALİF OLMANIN ZORLUKLARI VE UZUNCANA BİR ANI</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;MUHALİF OLMANIN ZORLUKLARI VE UZUNCANA BİR ANI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;a href="http://www.yenitoplum.org/ytp/yazar.asp?yaziID=192" target="_blank" rel="nofollow" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this),"&gt;&lt;span&gt;http://www.yenitoplum.org/&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;ytp/yazar.asp?yaziID=192&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz gibi mizah ezilenlerin silahıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kral, padişah, başbakan, vali ya da komutan tüm ciddiyetiyle yürürken hazır olda bekleyen insanların önünde , arkalardan gelecek bir 'KIH KIH KIH KIH' sesinin ne büyük bir sarsıntı yaratacağını tahmin edersiniz herhalde. Konsept bozulmuş karizma dağılmıştır. Artık edecek birşey yoktur. Mizah, en sert, en acı, en katlanılmaz ve baskının en ağır olduğu durumlarda bile ezilenler açısından bir gedik açma aracıdır yaratılan paradigmada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARAGÖZ VE HACİVAT NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ' filmini izleyen de vardır aranızda. Yoksa mutlaka izlesinler ne demek istediğimi gayet iyi anlatıyor o film. Böylece örneklerle uzatmak zorunda kalmayayım tezimi :)&lt;br /&gt;Şimdi ne alakası var diyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde İnşaat Mühendisleri Odası'nın Yeni foçada düzenlediği kampa katılmıştım.&lt;br /&gt;Alıp sazımı gittim destek olalım diye. Sonra yoğun ısrarlara dayanamayıp normalde bir günlüğüne gittiğim kampta kaçak olarak 3 gece 4 gün kaldım :) Ruhumuzda var anarşiklik ve konuyu dağıtmak. Hemen bağlayayım :) İp kısa sonuçta. Zaman gibi bir değer var akıp giden ve durma özürlü.&lt;br /&gt;İkinci gün bir panel vardı. Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Kriz ve seçeneklerimiz üzerine.&lt;br /&gt;Orada bu ülkede muhalif olmanın Kürt olmanın azınlık olmanın gayrimüslim olmanın Alevi olmanın kadın olmanın eşcinsel olmanın ve eğer olabiliyorsa hepsi birden olmanın ne denli zor olduğunu ifade eden bir konuşma yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anıyı ayrıntılayarak anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96 da Tuncelili bir arkadaşla yasal bir sol partiye ait İçişler Bakanlığı'ndan izin alınmış bildirileri dağıttığımız için gözaltına alınmıştık. Sağolsun devletimizin polisi bizi 2 gün boyunca çok iyi ağırladı. Sırtımızdan copu, oramızdan buramızdan elektriği askıyı dayağı soğuk ve sıcak suyla ıslatmayı küfrü dayağı tazyikli suyla hayalarımızı patlatma girişiminde bulunmayı eksik etmediler. Bir de önümüze ÖSS AYARINDA AHİRET SORUSU koydular. HANGİ ÖRGÜTE ÜYESİN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) THKP-C Acilciyim acil ve ivedilikle.&lt;br /&gt;b) Devrimci_Yol un yolundayım.&lt;br /&gt;c) TDKP li bir garip gencim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım sorular çok zor. Gerçi tek soru ama yine de zor. İşkence ne kadar sürecek bilmiyorsun. 15 gün de sürebilir 1 ay da 1 yıl da. O dönem ÖYETMENİM SAVAŞLAYA DUY DEMEK GEYEKMEZ Mİ diyen 12 yaşındaki kız çocuklarının MANİSADA DEVLETİMİZİN terörle mücadele şubelerinde işkenceden geçirildiği ve 16 yaşındaki KURTULUŞ DERGİSİ dağıtıcısı İrfan Ağdaş ın polis kurşunuyla sırtından vurulup ölmeyince polis aracında boğularak öldürüldüğü bir dönem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani öleceğiz ama ne ölmesi kardeşim. Basit bir bildiri için de bunca kahır bunca dert çok değil mi diye de düşünmedim değil. Ama polis diyor zaten bildiri falan önemli değil, biz arkaplanınızı bekgraundunuzu merak ediyruz diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım soruya. Gerçi gözlerim bağlı ve askıda idim ama işte sözün gelişi BAKTIM diyorum :)&lt;br /&gt;Yanıtlardaki üç örgüt de tedavülden kalkalı seneler olmuş :) Hani az çok devrimci siyasetle ilgili birinin bilebileceği bir bilgi ama çıkıp da işkence seansında böyle gereksiz bir polemikle polisi rahatsız etmenin manası ne değil mi? Ama dayanamıyorum da bu adamlar uzmanlaşmışsa işkence ve terör(!)le mücadelede az çok bu örgütlerin tarihi ve artık piyasalardan çekildiği konusunda da bilgi sahibi olmaları gerekmez miydi? Olmayan örgütlerin üyeliğinden bizi bilmem nerelere gönderecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim d seçeneği de olsa fena olmazdı hani. Sınavlarda en az 4 seçenek oluyor hatta ÖSS ye girecek bir genç idim iki sene sonrasında. ÖSS de bile 5beş seçenek veriyor yani ÖSYM bile daha insaflı. Hem orada en az 5 soru olur. Çünkü dördü doğru birii yanlış olma hakkına sahip olsun ki birbirini sıfırlayarak tarihe geçebilsin tembelliği çocuğumuzun :) Sınavlarda sıfır çekenlerden sözediyorum elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte. Ben dedim ki d şıkkı.Yani 'hiçbiri' seçeneği de olsun canım yapın bir kıyak işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki polis yok kardeşim. Bana verilen soru üç şık , dördüncü şık yok. kıçından şık uydurma :)&lt;br /&gt;Hani bir kararname falan çıkarsanız çünkü soru yanlış. Ya da olmadı yanıtlara bir şık daha eklerseniz en azından soruyu iptal etme zorunluluğunu kalmaz. Ama anlamıyorlar ki. Arkadaşım böyle sınav olmaz. şimdi bir de bunların işkenceli ikna çabalarına kansam mahkeme de eminim demeyecek bu örgütler yok ki olmayan örgütün üyesi nasıl olunur hem bunlar 16 yaşında çocuklar ne örgütü ne üyesi diye. Basacak cezayı ve yanıtı doğru kabul edecek gönderecek uzaklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçünden birini işaretlesem -ki kollarım keçeden yapılmış kalın kıllı bir kumaşa ve uzun bir kazığa iple sarılmış İsa’nın çarmıhta durduğundan az şanslı az şanssız olarak durmaktayım askıda. (Şanslı olduğum yön ayaklarım ellerim çivilenmemiş ama arada elektrik verince ona benzer bir acı hissetmiyor değilsin şanssız olduğum yön ise İsa en azından çivilenerek sabitlenmiş ve kollarına fazla yük binmiyor ben ise maşallah bütün bedensel ağırlığımız kollarımıza binmiş. O gün bugün gıcığım bedenime insafsızlığı için. O kollara o yük verilir mi?) - kazanacağım üniversite Sağmalcılar Cezaevi. Okul süresi de minimum ÖRGÜT ÜYELİĞİ bölümü olduğu için 12.5 yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Evet Oktay arkadaş. Süreniz dolmak üzere. Biz sizin yerinize c seçeneğini işaretledik. İmzalayın sınav kağıdını ad soyadınızı yazın. Siz de kurtulun bizi de yormayın evde hanım çoluk çocuk bekliyor yazık onlara da çocuğa söz verdim ödevlerine yardımcı olmam gerek. Bak 2 gün oldu sana yeterince süre de verdik. Motive ol diye polislerimiz kahramanca çalıştılar bir istediğin işkenceyi eksik etmediler. Bizi 15 gün daha tutma burada gözünü seveyim.’ dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende de bir inat ki sormayın gitsin. Arkadaşım hem soru yanlış hem cevaplar eksik hem de yok yani ben o bölümü istemiyorum ki. Örgüt üyeliği bölümü olan cezaevlerine ne diye gideyim. Dedim ki ‘Nayır nolamaz. Hiçbiri seçeneğinde ısrar ediyorum.’ ‘Emin misin? Son kararın mı? Dediler. Evet dedim son kararım. 'Sen bilirsin bizden günah gitti.' deyiverdi sorgucu polis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşkenceler devam etti tabi Ben böyle görev aşkı görmedim. Arada bayılıyorum acıdan sağolsun sorgulama -pardon sınav_ esnasında uyumayarak soruya bana verilen süre içinde yanıt vereyim diye yüzüme soğuk su tutarak ayıltıyorlar. Ekip çalışmasını beğendim herşey çok iyi düşünülmüştü.&lt;br /&gt;İşkencenin bir noktasından sonra attılar hücreye. Ayaklarım suya batıyor. Maşallah göl gibi. Düştüm yere. Üstte bir don bir terlik. Cıbıl cıbıl kaldık orada. Sivrisinekler var ama öyle bir şey görmedim yani. Benekli benekli. Konuyor üstüne iğneyi geçirdi mi ayvayı yedin. Çıkarmıyor namussuz. Vuruyorsun kafasına gitmiyor. Hayvan aşmış kendini. Mübarek, dersin hemşire kan alıyor damardan şırınga ile.&lt;br /&gt;Tabi yüksek sesli bir müzik eşlik ediyor o romantik geceye. Fare sesleri de koro halinde tabi. Bugünlerde öğrendiğime göre 12 eylül işkencehanelerinden geçmiş bir müzik yapımcısı o parçanın telif haklarını alarak herhangi bir yerde çalınmasını yasaklamış. Oh ne iyi etmiş ne iyi etmiş. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O şarkı hangisi miydi? TÜRKİYEM TÜRKİYEM CENNETİM BENİM EŞSİZ MİLLETİM. Müşerref Akay coşmuş. Son ses son sürat. İçeride yankılanıyor güzelim ezgisi. Düşündüm dedim bak ne güzel söylemiş kadın. Ünlü olmak ne iyi. Ta nerelerde şarkıların söyleniyor. Sen beste yap söyle şarkı tutsun sonra da ülkemin her köşesinde bucağında ve işkencehanesinde arka arkaya onlarca kez çalınsın. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takır tukur sesler ve sonra bir polis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kalk lan ayağa! Gomünüs!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kalkacak hal mi bıraktınız? Sorulara motive olacağım diye ettiğiniz destekleyici muameleler yüzünden tüm gücümü tükettiniz beni takatsiz bıraktınız.' gibi birşey diyemiyorsun tabi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zar zor kalktım.Gözlerimi bağladı önce. Karanlık zaten. TÜRKİYEM TÜRKİYEM CENNETİM devam ediyor elbet. Dedi ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Ulan şerefsiz. Sen Türk değil misin, Sünni değil misin? Tamam diğer şerefsiz hem Kürt hem Alevi. O yapar normal. Sana noluyor azmış p.zevenk!’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra güzel bir dayak. Gözlerimde ışıklar çakıyor her darbesinde kafama vurduğunda.&lt;br /&gt;O çizgi filmler doğruymuş anlayacağınız. Darbe yeyince kafada dolaşan kuş sesleri ve çakmak çakmak çakan kıvılcımlar. Vallaha gerçekmiş. Solcu olursanız anlarsınız. Oraya bir uğramanız gerekecek tabi ki ya da bir hak arama eyleminde coplarla temas etmeniz gerekecek. Yoksa gerçeklik testiniz başarısız olur. evde sakın denemeyin derim. Sonra bana dava açılsın da istemem yani önerilerimden ötürü.&lt;br /&gt;Ben yine koparmayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra öteki geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Senin gibi Türk’ün ta anasını avradını …..’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra beriki öteki diğeri derken 6  posta dayak yedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRK olup da DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, KÜRT SORUNUNA DEMOKRATİK ÇÖZÜM, BARIŞ, KARDEŞLİK, AYDINLANMA, EMEKTEN VE EZİLENLERDEN YANA ÇÖZÜM istediğim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç bir durumdu aslında.Vallahi olayı orada çözdüm. Dayak yerken kafaya aldığım darbeler sırasında gözüm de bağlı olduğu için daha verimli ve çarpıcı düşünme fırsatım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam yediğim 30 posta dayağın beşte birini sırf TÜRK olduğum için yediğime göre demek ki KÜRT SORUNU TEMEL VE KİLİT BİR SORUNUYMUŞ ÜLKEMİZİN dedim kendi kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Standartları Enstitüsü sanırım 1932 yılında TÜRKLÜĞÜN KAFATASI ÖLÇÜLERİNİ belirleyen bir standart şeklediyor. Tekirdağlı bir aile TÜRKLÜK ÖLÇÜTLERİNE UYAN KAFATASLARINDAN ÖTÜRÜ şehir şehir dolaştırılıyor ve ÜSTÜN OLAN TÜRK IRKININ nerelere dağıldığı tespit edilmeye çalışılıyor. Tabi daha sonra Hitler de aynı yöntemi bizden kopya ediyor ama kafatası ölçümlerinden çıkan sonuç egemenleri üzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir gerçeğin de altını çizelim. Türk ırkında bir özellik varmış. Kafatasının arkasında küçük bir fındık büyüklüğünde bir çıkıntı olması lazımmış. O zaman TÜRK oluyorsun. Irk olarak yani. Bende yoktu. Sağolsun bir polis arkadaşımız bendeki bu MİLLİ ŞUUR EKSİKLİĞİNİ farkederek bir görev bilinci geliştirdi ve parmaklara geçirilen ve yumruk atarken epeyce etkili olan demiri takıverdi, sonra ilkin suratıma, sonra kafamın tam o art kısmına, ardından hızını alamayarak sırtımda omurgamın orta yerine ve ardından tam kuyruk sokumuma olmak üzere dörtlenmiş yımruklar zincirini oluşturdu dört bölgede. Acaba KAYIP MU KITASININ TÜRKLÜĞÜNÜ BELGELEYEN BİR İŞARETLEŞME OLAYI MIYDI diye düşünmedim değil yıllar sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanamadım ama şiştim yamuldum morardım. Kafatasımın art kısmında oluşan o kutsal simge yani şişkinlik yıllar sonra bile dokunduğumda yerli yerinde durmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah razı olsun o Türk polisinden. Onun sayesinde beynimde yer etmeyen Türklük bilincinin eksiklğini her kafatasımın arkasına dokunduğumda hisseder bir şuur tutulması yaşarım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer dayaklar biraz daha farklı gerekçelerle atıldı. Kız arkadaşım olmadığı için, görmediğim ve evimdeki aramada ellerine geçirdiklerini iddia ettikleri kalın ve ciltli bir kitabın cildi kırmızı olduğu için, ZAFER İŞARETİ yapmakta kullanılan parmaklarımı burarken GOMİNİST olduğum için, babamın bana ortaokulda aldığı ama çalışmadığım İngilizce set e neden çalışmadığımla ilgili, evde ele geçirdikleri şiirler yazılar mektuplar çalışmalar için, saz çaldığım için tepelenen ellerim ve sayamayacağım birçok şey için dayak yedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;valla annem yüzünden de çok dayak yedim ama neyse oraya girmeyeyim diyecem dayanamayacağım. Polis gelmiş eve evi arıyor annem başladı beni övmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'ŞÖYLE OKUR BÖYLE ARAŞTIRIR ANNE BİLMEDEN ÖĞRENMEDEN BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ DER AKILLIDIR YAZAR ÇİZER ŞÖYLE İYİ BÖYLE İYİ' derken bilemedi herhalde SİYASİ BİR NEDENLE ALINDIĞINDA AKILLI OLMANIN PEK HAYRA ALAMET OLMADIĞINI.&lt;br /&gt;Bir de o ingilizce seti babamın bize çalışmamız için almasından ve bizim çalışmamız olmamızdan polislere ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diye anlatıyorsun kadın sinirlerimi bozuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dayaklardan birinde işte evi arayan polislerden biri geldi. Sesinden tanıdım. Göremiyorum görüş alanımda değiller ki :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ulan o. çocuğu. Ben ilkokulu bitirdiğimde babam bana bisiklet sözü verdiği halde almadı. Baban sana almış sen niye çalışmamışsın it oğlu it.' diyerek onyılların ezikliğini ve hıncını benden çıkardı. Anneme içimden sayp sövecem orda içimden geçiriyorum ama diyorum neyse bilemedi işte :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. Bizde yanlışa DOĞRUDUR denmez. Yanlış olan soru ve cevaplarını reddederek yeni bir sınav sorusu ve yanıtları konusunda ikna ettik aşırı direnç göstererek. Ve sağ olsunlar baktılar olmayacak dediler çıkaralım mahkemeye orası versin belasını. Maşallah iddialar dizmişler suçlamalara sanırsın maganda kabadayı biri var karşılarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Götürdüler önce sağlık muayenesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri iki işkenceci girdi. Ellerinde silah sırtımıza dayamışlar. Doktor fark etti ama NO PROBLEM der gibi bakıştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sordu:&lt;br /&gt;-Herhangi bir yerinizde darp, dayak vb, izi var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkaya baktım iki ızbandut gibi görev aşkıyla yanan ve komünist öldürmekten onur duyacak 2 şerefli TÜRK POLİSİ elinde silahla bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-YOHHHH dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkmamak için gerekçe yok yani. hergün birilerini öldürüldüğünü okuyoruz işkence seanslarında ve sonrasında polisler tarafından. Sağolsun Özel Timci Ayhan Çarkın geçenlerde 'SADECE BEN ÖZEL EMİRLE 1000 DEN FAZLA DEVLET DÜŞMANINI ÖLDÜRDÜM OPERASYONLARDA' dedi de anlattıklarımızı karşı cepheden doğrulamış oldu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdı raporu doktorumuz ‘SAĞLAM’ diye. İnsan bir muayene eder değil mi? Meşguldü herhalde ettiği HİPOKRAT YEMİNİ ne işe yaramışsa ben de pek anlamadım. Neyse. Sonra başka bir karakola gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürekkepler kağıtlar doldu ortalığa. Biri geldi. Cihan Ünal a ne kadar benziyordu ama gözleri tamamen siyah. Şeytanın gözleri gibi. Zaten bir tane bile tipi düzgün adam yoktu içlerinde bakınca dedim İYİ Kİ GÖZLERİMİ BAĞLAMIŞLAR YOKSA O SURATLAR RÜYALARIMA GİRER BİNLERCE YIL ÇIKMAZDI AKLIMDAN. Sesleri zor unuttum :) Bir de görüntüleri herhalde kafayı tırlatırdım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihan Ünal a benzeyen herif güzelcene çekti fotoğraflarımızı. Özelmiş o. Bilmem hangi birimin bilmem hangi bölümüne gidecekmiş. Ulan dedim NEYMİŞİZ BİZ BE YA…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra verdiler bir tahta. Üstünde numaralar falan yazıyor önden ve yanlardan fotoğraflar çektiler.&lt;br /&gt;Sonra biri tuttu ellerime mürekkep sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her parmak için 10’ar adet parmak izi aldılar. Bir de pençe için onar tane.&lt;br /&gt;Toplam sağ ve sol el için 120 örnek aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollarım koptu. Ellerimi yıkamamı söylediler. Yıkarken lavaboyu mürekkebe boyadım diye de iyi bir dayak yedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. Çıktık savcılığa. Savcı bir saydı şaştım kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerden bulmuşlar o kadar suçu vallaha anlamadım. Daha içeri girerken şöyle gençten asil milliyetçi-mukaddesatçı olduğu belli olan bir savcı karşıladı bizi. İşkencecilerimizle birlikte girerken BU İŞ DGM LİK(Devlet Güvenlik Mahkemesi) dedi. Arkadaşım önce bir sorgula ifade al ondan sonra ver kararını. Bak polis arkadaşlar kusursuz bir sistemle çalıştılar sen de öyle davransana. Yok. Sevk etti mahkemeye. Bu arada suçlamaları bir sayayım da tam olsun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polise mukavemet, emirlere itaatsizlik, amirlere saygısızlık, yasak yayın bulundurma, yasadışı örgüt sempatizanlığı, Atatürk’e hakaret, Devlet büyüklerine hakaret, Kanunlara saygısızlık, Çevreyi kirletme gibi 10 u aşkın suçlamayı dizmişler. Baktım TÜRK OLUP DA MUHALİF OLMAK suçuyla SORULAN SORULARA VAKTİNDE VE İSTENİLDİĞİ FORMATTA CEVAP VERİLMEYEREK DEVLETİN POLİSİNİ YORMAK, ELEKTİRİĞİNİ VE SUYUNU BOŞA HARCAMAK, HÜCREDE YATIP DA OTEL PARASI VERMEMEK gibi suçlamalar eklememişler iyi ki dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonuç itibariyle mahkeme yaşımız küçük olduğu ve suçlamalar asılsız olduğu için beraat verdi.&lt;br /&gt;Ama savcı rahat durur mu? İtiraz etti. DGM ye gitti dosyamız. Malatya DGM ye. Allah yanımızda idi demek ki belki de ilk defa tarihinde DGM ye gönderilen bir dosya GÖREVSİZLİK KARARI verilerek geri İskenderun a gönderildi. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yargılandık ve ÇEVREYİ KİRLETMEK suçunu işlediğimiz için bugünün parası ile yaklaşık 5tl para cezasına çarptırıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk mahkemeye çıktığımızda İŞKENCE İÇİN DAVA AÇALIM MI diye sordum avukatıma. Dedi ölmek istiyorsan açalım. Ama ben açmam dedi. Bu sefer dedim fırsat bu fırsat mahkemede dile getireyim. Dedim bize işkence ettiler yanlış sorular sorup cevap istediler. Hakim duymazdan geldi. Yaşımız küçük olduğu için baro bize iki avukat atamıştı. İki bayan. Birinin yanına gittim mahkeme bittikten sonra. Dedim bize işkence ettiler. Dedi senin avukatın bilmem ne hanım ona söyle dedi. Gittim onu buldum dedim biz… işkence… dedi senin avukatın diğer arkadaş ona anlat .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma sendikacı SÜLEYMAN YETER geldi. Sanırım üç kez alınıp işkenceden geçiriliyor ve her seferinde davacı oluyor ve sonunda polis tarafından işkencede öldürülüyor. Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe de öldürüleli birkaç ay olmuş. 1 Mayıs'ta 3 işçi öldürülmüş falandı filandı derken dedim zorlamayayım kalsın. Bu seferlik bizden olsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sonuç olarak muhalif bir TÜRK olmanın bedelini layıkıyla ödedik. Bu sadece bir anı elbet. Daha neler var yaşadığımız anlatsam Aziz Nesinlik tragedya temalı komedyalar zinciri olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polislerin hıncı devam etti yıllarca yakamdan düşmediler.Ya dedim tamam bu aşkın karşılığı yok uzak durun benden. Birbirimize uygun değiliz. Ayrı dünyaların insanlarıyız ayrıca ben ten uyumuna önem veririm aramızda o da yok. Adamlar anlamıyor. Yıllarca taciz ettiler her fırsatta sıkıştırdılar beni :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi az ciddileşelim bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işkenceleri ölümleri zulümleri hak etmek için ne mi yapıyorduk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy okullarına kütüphaneler kuruyorduk, kitap okuma alışkanlığı kazandırıyorduk örgütlediğimiz insanlara, sendikal faaliyetlerde bulunup işçilerin sendika-sigorta-sekiz saat işgünü ve iş güvencesi için mücadele ediyorduk, köylüler daha bilimsel yöntemlerle tarım yapsınlar, çevre ve insan sağlığı korunsun ürettiklerini satabilsinler taban fiyat ve prim uygulaması ile üretici korunsun diye mücadele ediyorduk, kadın hakları için, çocuk hakları için çevre hakları için insan hakları için mücadele ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabrikalar atıklarını göllere denizlere bırakmasın, kentsel dönüşüm altında rant alanları oluşturulmasın, farklı kültür ve kimlikler etkileşsin kaynaşsın ve birlikte yaşasın diye mücadele ediyorduk. Açlığa, sefalete yoksulluğa ve eşitsizliklere karşı çarpık kentleşmeye karşı, belediye hizmetlerinden tüm kesimlerin adil bir biçimde yararlanması için mücadele ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuşturucu madde bağımlılığına karşı mücadele veriyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parasız eğitim ve sağlık hakkı, bilimsel demokratik özerk üniversite hakkı için mücadele ediyorduk. emekçi çocuklarına devletin imkan ve olanakları kapatılmasın parası olmayanların da eğitim hakkı olsun diye mücadele ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür ve demokratik bir ülkede, farklılıkların ayrımcılığa uğramadan kendi kültürel etnik kimliksel inançsal özgünlüklerini özgürce yaşayabilsinler diye mücadele ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ülkemizi kapitalizmin boyunduruğu altında çokuluslu şirketlerin çöplüğüne çeviren işgücünü onlara peşkeş çeken kendi insanına mutluluğu refahı ve adil bir eşitliği reva görmeyen hak deyince de karşısına ordusuyla polisiyle mahkemesiyle HRANT DİNK örneğinde olduğu gibi besleme kiralık katilleriyle dikilen bu düzeni DEMOKRATİKLEŞTİRMEK için mücadele ediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece HADEP üyesi 5000 kişinin derin güçler tarafından katledildiği, 17000 civarında faili meçhul cinayetin işlendiği, 5 milyon Kürdün batıya zorla sürüldüğü, insanların faili meçhul cinayetlerle, işkencelerde yargısız infazlarda öldürüldüğü bir süreçte KÜRT meselesinin ŞİDDETE başvurmadan DEMOKRATİK VE BARIŞÇI yöntemlerle çözümünü istiyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardı tüm bu acıları yaşamamıza yol açanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sivil toplum örgütleri bu mücadeleleri veriyorlar. Koşullar daha rahat. En azından 15-16 yaşındaki üyeleri İŞKENCE GÖRME DEVLET GÜVENLİK MAHKEMELERİNDE YARGILANMA gibi bir tehditle karşı karşıya değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Kürt çocukları polise taş attıkları için 20 yıla varan cezalarla cezalandırılmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu ülkede muhalif olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk olup muhalif olup bir de Kürtlerin, Alevilerin, Azınlıkların, yoksul halkın, çevrenin ve kültürel tarihi değerleri egemenler karşısında savunmak daha da bir garip geliyor nedense.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esprili başlayan yazımı ciddiyetle bitirdiğim için özür dilerim herkesten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günler böyleydi. Ödenen oldukça çok bedel var bu ülkede. En azından unutulmamalı diye düşünüyorum. Bugünlere gelirken geçmişin deneyim, tecrübe ve acılarını zihnimizin bir yanında diri tutmak önemli sanırım. Daha özgür ve güzel bir gelecek inşa etmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutluyum yani :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattığım bu güzel anıyı böyle bir sonla bitirirken tüm arkadaşlara güneşli sıcak ama yağmurlu bir sonbahar ve kış dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiden bayramlarını kutlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;18.09.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-3954527786849999141?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/3954527786849999141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/muhalif-olmanin-zorluklari-ve-uzuncana.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3954527786849999141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3954527786849999141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/muhalif-olmanin-zorluklari-ve-uzuncana.html' title='MUHALİF OLMANIN ZORLUKLARI VE UZUNCANA BİR ANI'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-592672693777983694</id><published>2009-12-16T01:48:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:49:57.586-08:00</updated><title type='text'>HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İlk gece... Bir çadırın tenhasında. Açıklığında bir göğün ve bir denizin kıyısında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımı yere verip gökyüzünü seyredalarken ben&lt;br /&gt;Bir aydınlık görmeyi arzuladım pır pır eden uzak yıldızlarda&lt;br /&gt;Pür dikkat kesilmişim&lt;br /&gt;Dudağımda ezgilenen bir türküyle eşlik ederek geceye.&lt;br /&gt;Öylesine güzel dizilmiş öylesine etkileyici ki&lt;br /&gt;Işık tarlalarınndaki ateş böcekleri gibi&lt;br /&gt;Karanlığı yırtan o küçük&lt;br /&gt;Nokta nokta&lt;br /&gt;Sıralı ve sonsuz çokluktaki yıldızlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözcükler anlamını yitirmekte yine&lt;br /&gt;Kaygılar anlamsız&lt;br /&gt;Ölüm ise bir beyhude korkuluktur şimdi gecede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçları okşayan esintileriyle rüzgar&lt;br /&gt;Kimi zaman şefkatli kimi zaman çığılığa dönen sesiyle&lt;br /&gt;Duraksız bir  ezgidir kulaklarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivrisinekler vızıl vızıl&lt;br /&gt;Aç ve heyecanlı&lt;br /&gt;Paylaşmaktayım&lt;br /&gt;Damarlarımda akan kızıl kanı onlarla&lt;br /&gt;Severek derin hislerle her ayrıntısındaki her zerreyi yaşamın.&lt;br /&gt;Varolmak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelişkiye düşüyorum birden bir ısırığıyla sineğin.&lt;br /&gt;Ölüm çağırıyor yalnızlığımda kendi sofrasına beni&lt;br /&gt;Sonsuz bir karanlığın ortasındaki&lt;br /&gt;Hazin bir suskunluğa mahkum bir sona gittiğini bilmek ne kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onurumla yaşadım.&lt;br /&gt;Onurumla ölmeyi başarabilecek miyim bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ve ikinci gece... Yine gökyüzü yine ben yine sivrisinekler ve içimde deli mavi bir çocuk...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine umutlar yangında&lt;br /&gt;Yine ateşlere tutsak sevdalardayım.&lt;br /&gt;Ve beklenen gün çok çok uzakta bizlerden&lt;br /&gt;Çünkü zamansız gidişleri yaşamakta  ömrümüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalar vuruyor yüreğime&lt;br /&gt;Suskunlukta boğulmuş,  binyılların karanlığında kalmış gönlüme.&lt;br /&gt;Avuçlarım terli yüzüm serinlikte&lt;br /&gt;Üşümekte kulaklarım&lt;br /&gt;Annemin kokusunu özler olmuşum&lt;br /&gt;Babamın gülen yüzüyle seslenişini bana&lt;br /&gt;Ve kızkardeş dolusu bir evde&lt;br /&gt;Kendi çocukluğumdaki ağlamayı ve susmayı bilmez halimi özlemişim&lt;br /&gt;Kavgaları, sürtüşmeleri ve yumurtanın kalan kısmını paylaşamazken&lt;br /&gt;Kendimi içinde bulduğum o kardeşlik dolu çekişmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanıyor ellerim yitip giden sevdalara kavgalara&lt;br /&gt;O zorlu ve büyük mücadelelerde yüreğini ortaya koyan&lt;br /&gt;Çekingen çocuğu arıyorum içimde.&lt;br /&gt;Evet.&lt;br /&gt;Gözlerim seyredalarken yıldızları&lt;br /&gt;İçeride geçmişi özlemekteyim&lt;br /&gt;Çocukça ve kederli bir düşte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Üçüncü gece... zemin sert... sırtım üşürken içimde bir acı hasret hissetmekteyim yine...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak güç&lt;br /&gt;Ve garip şeyler olmakta&lt;br /&gt;İnsan insana uzak&lt;br /&gt;İnsan insanın acılarına yabancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türküler susmuş&lt;br /&gt;Duygulara çalınmış kara lekeler&lt;br /&gt;Ve ezilmiş hislerle&lt;br /&gt;Sevinçler bile&lt;br /&gt;Gizliden gizliye yaşanmakta .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu olmayı&lt;br /&gt;Avuçlarındaki bozukluklarda bulan çocuk&lt;br /&gt;Yok artık içimizde&lt;br /&gt;Ve kanayan bir yaradır yalnızlığımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**********************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Dördüncü gece... Yorulmuşluğun yükü omzumda ve bulutlar hızla yol almakta gecenin karanlığında verip sırtını rüzgara...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuğun olmak isterdim&lt;br /&gt;Konuk olmak sana ve sana ait sözcüklere.&lt;br /&gt;Yakın durmak  yüreğindeki sıcağa&lt;br /&gt;Bir çıra tutuşturup içindeki ateşten&lt;br /&gt;Kızıla boyamak bir alevle ve yangınlar ortasında bulmak kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çiçek demeti olsun diye ellerimde&lt;br /&gt;Sana sunmak için yüreğimden&lt;br /&gt;Geçmişten, soğuktan, ölümden ve yaşanmışlıkların izinden&lt;br /&gt;Doğan günden, güneşte filizlenen umutlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir yitirdiğimiz dünde&lt;br /&gt;Ve nedir sürükleyen bizi&lt;br /&gt;Böyle bir paylaşımda kendini bulmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak ne de zor&lt;br /&gt;ve ne garip bir hayat değil mi?&lt;br /&gt;Tıpkı Neruda"nın söylediği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan,&lt;br /&gt;Şairane bir çelişkidir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yine dördüncü gece ve geçmişten gelen acılar sancılanmakta her yerimde...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ararken bir aşkın içinde&lt;br /&gt;Bambaşka bir hüzne gömüldük zamanın içinde.&lt;br /&gt;Parçalanan anlamlarda bulduk kendimizi&lt;br /&gt;Sanki hayat dünkü bizde biçimlenen hayat değil bu gece&lt;br /&gt;Sanki biz değildik yaşayan o geçmişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzler kalmış ama bizler değişmekteyiz&lt;br /&gt;Ne kadar hızlı ve çabukça yadsınmakta dün&lt;br /&gt;Ve herşey daha da maddi bir gerçeklik kazanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular kırgın ruhumuz yitik&lt;br /&gt;Bir kaybolmuşluk hissi yaşamaktayız&lt;br /&gt;Bu yoksunluk çağının içinde.&lt;br /&gt;Neydi sevgi?&lt;br /&gt;Aşk neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulamaksızın geçen tek bir an var mı kendimizde&lt;br /&gt;Siilikleşen solgunlaşan güzellikleri?&lt;br /&gt;Doğru olan nedir?&lt;br /&gt;Arıyor gözlerimiz arıyor belki de hiç bulunmayacak olanı.&lt;br /&gt;Hiç susmayacak yumuşak bir ses istiyor kulaklarımız&lt;br /&gt;Ve yüreğimiz&lt;br /&gt;Snosuz, büyük, derin ve coşkulu bir aşkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan gibi...&lt;br /&gt;İçinde sevgiye muhtaç sevgiye aç bir çocuk taşıyan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karanfil dolusu güzellikler ortasında birbaşına duran&lt;br /&gt;Kırmızı bir gül idi aşk.&lt;br /&gt;Ve bitmiş bir aşka verilen son demet idi ellerimle uzattığım sevgiliye&lt;br /&gt;Ama ne gariptir ki&lt;br /&gt;Ömrümün ilk çiçekleriydi&lt;br /&gt;Yüreğimde çiçeklenen sevgi bahçesinden derip sevgiliye sunulan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi,&lt;br /&gt;Korkular sarmalamış bir de kaçma isteği.&lt;br /&gt;Güvensizlikler içinde kafakarışıklığı yaşamaktayım.&lt;br /&gt;Neyi ister neyi arzularım bu fani fenalıkta bilemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmanlıklara gebe bir ömrün ertelenmiş yaşanmışlıklarının&lt;br /&gt;İç burkan boyun büküklüğüdür mahkumu olduğum&lt;br /&gt;Bir ölümün kıyısındayım şimdi&lt;br /&gt;Tam da alışmışken hayata ne büyük bir acıdır&lt;br /&gt;Giderayak söylemek hayata ve aşka dair türküleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayamadıklarımla avunmak zorunda ölümüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi karanlık gölgeler büyüyor ufukta&lt;br /&gt;Gün batımı ve geceyi yaşıyor bedenim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O deniz kıyısında oturan ben&lt;br /&gt;Ne büyük kavgalardan&lt;br /&gt;Ne büyük yaralar alarak gelmiştim biliyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de bunu görmüştün kederle çizgilenen gözlerimde&lt;br /&gt;Ve belki de bu yüzdendi bana karşı hissettiğin yakınlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanımda kızıllığı devrimin ve özgürlüğün renginde açan çiçekler&lt;br /&gt;Öte yanım tutsak olmuş gericiliğin zulmün ve tükenmişliğin pençelerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk düşlerim vardı büyüttüğüm bir köklü çınar gibi&lt;br /&gt;Ama ben büyüyemeden kalakalmıştım ışıksız gölgelerde.&lt;br /&gt;Yaban ve asi idim dünyaya ve hayata karşı.&lt;br /&gt;Ve herşey ne kadar da saf, el değmemiş ve güzeldi&lt;br /&gt;Yüreğimde anlamlanan yansımalarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günden güne kararan bir yürekte bile çoğalabilmişti sevinçler&lt;br /&gt;Ve hep kendimdendi sunduklarım yaşama&lt;br /&gt;Kendimi paralarcasına verdiklerimden ibaretti yitirdiklerim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı geç tanıyan bir çocuk kalmış geçmişin gölgesinde büyümeksizin&lt;br /&gt;Yüreği yaralı duyguları incinmiş&lt;br /&gt;Yalanlarla örülü bir dünyada silahsız ve savunmasız&lt;br /&gt;Yalnız bir çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş ne de acı.&lt;br /&gt;Kısık gözlerle bakabiliyorum ancak&lt;br /&gt;Uzaklardan gelen belli belirsiz ışıklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Payına düşeni alıyor musun cesaretle&lt;br /&gt;Umutsuzluğa düşmüş bir çocuğun kısılmış gözlerinde&lt;br /&gt;Çoğaltabilmek için yeniden&lt;br /&gt;Yaşam denen umudu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişimden bir gölge beliriverdi aniden&lt;br /&gt;Uykuya yüz tutmuş halime inat&lt;br /&gt;Yarı gerçek yarı sanrı bir düşte&lt;br /&gt;Gözleri ve yüzü karanlığa gömülü bir kadın silüeti&lt;br /&gt;Kapıyı aralayıp girerken odama&lt;br /&gt;Patlayıverdi içimde bir acı çığlık&lt;br /&gt;Acı acı ağladım&lt;br /&gt;Geçmişimden aralanan o kapıdan giren kadını görünce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;01.09.2009-04.09.2009&lt;br /&gt;Yeni Foça - İzmir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-592672693777983694?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/592672693777983694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/her-biri-baska-bir-geceyarisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/592672693777983694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/592672693777983694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/her-biri-baska-bir-geceyarisi.html' title='HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2063885389769441719</id><published>2009-12-16T01:48:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:48:52.873-08:00</updated><title type='text'>BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  Bir şafak atarken kızıla çalan güzelliğinde tanıdım gökyüzünü,&lt;br /&gt;Sevda rengi bir kızıl, umut rengi maviliklere vuruken aksini&lt;br /&gt;Düş dolusu bir ateş sarısıydı&lt;br /&gt;Bedenimi sarmalayan aydınlığı manzaranın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitip gidene inat yalnızlığımızda&lt;br /&gt;Vuruyordu tepemden güneş&lt;br /&gt;İnadına duruyordu seyredalmışken&lt;br /&gt;Gidenin ardında bıraktığı puslu izleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık giden de kalan da birdi yaşamımda&lt;br /&gt;Ve artık özlenecek çok şey vardı anlamını tükettiğimiz dünyada&lt;br /&gt;Bilmedik akıl kararınca sürmeyi tarlalarımızı,&lt;br /&gt;Eksik bıraktık geçmişizden getirdiğimiz hesaplarda&lt;br /&gt;Yüzleşmelerin tedirginliğine kapılıp&lt;br /&gt;Korkular önünde eğilerek&lt;br /&gt;Yaşanmışlıklarımızı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakamızı bırakmayışı bu yüzdendir gölgelerin&lt;br /&gt;Ve bir yanımız hep takılı kaldı akıp giden zamanda&lt;br /&gt;Asla geri gelmeyecek olana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz inatla sevmeye devam ettik insanı&lt;br /&gt;Kaygılar, kahırlar ve acılar içinde kalsak da&lt;br /&gt;Soluduğumuz havanın&lt;br /&gt;Yüzümüze dokunup saçlarımızı okşayan rüzgarın&lt;br /&gt;Ve sular dolusu serinliklerin ortasında&lt;br /&gt;Bizi var ve anlamlı kılan bu yaşamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmedi,&lt;br /&gt;Eksilmedi gülüşler yüzümüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel diri ve saf tuttuk çocuk bakışlı sevmeleri&lt;br /&gt;Ve şimdi dirilmeyi bekleyen bir bahardır ömrümüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solup ölen,&lt;br /&gt;Kuruyup dökülen&lt;br /&gt;Çürüyen yapraklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filizlenen, yeşillenen&lt;br /&gt;Ve bin kökten beslenip&lt;br /&gt;Kendi dalında yeniden can bulan yapraklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktıkça çözülüverdi anlamlar&lt;br /&gt;Ve döküldü ortalığa birer birer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümek&lt;br /&gt;Ve umut etmek&lt;br /&gt;Ve belki de umut olmak.&lt;br /&gt;Ve eksikliğini duyduğun herşeyi&lt;br /&gt;Kendinde bulmasını bilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm bir gerçek tıpkı yaşam gibi şu alışamadığımız.&lt;br /&gt;Binlerce olasılık var bekleyen kapımızın önünde&lt;br /&gt;Başucumuzda bekleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmamalı.&lt;br /&gt;Alana dek bizden bizi&lt;br /&gt;Biz olmayı sürdürmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.09.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2063885389769441719?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2063885389769441719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/basliksiz-coreklenmis-sozler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2063885389769441719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2063885389769441719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/basliksiz-coreklenmis-sozler.html' title='BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-797095717689543212</id><published>2009-12-16T01:47:00.004-08:00</published><updated>2009-12-16T01:48:24.353-08:00</updated><title type='text'>BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir damla gözyaşını dökerken gelmeyenler için gitmeyi bilmez bir ısrarcılıkta sabitleriz kendimizi. Beklediklerimizden ötede bir şeyler var uzağımızda kalan, uzağında durduğumuz avunduğumuz ve kendimizi inandırdığımız varlığına. Her zaman daha güzel daha iyi daha tatminkar olacak sanırız yaşam ve ilişkiler, göremeyiz ki sonsuzluklar arasında sınırlar arasında kalmışızdır ve her an karmaşık duygular içinde bir ezilmişliğin acısını taşırız içimizde. Olgunlaşamayız yaşayıp gideriz anılar çürüyüp eskir birer birer ama biz kalırız ilk günkü halimizde. Yaşamın sonsuz devingenliği ve yaşanılası sonsuz güzellikler ve çirkinlikler arasında kimi zaman seçerek kimi zaman rüzgarın esintisine karışarak savrularak çizeriz kaderimizi ve yazgımızı. Tanrısal bir duyuş olur bazen derin iç çekişlerimizin boğazımızda düğümlenen sancısı. Pişmanlıklar yaşarız, eksiklik duygusu ağır basar bazen ve bir sızı alıp başını gider bedenimizi sarar yüreğimizde iz bırakır en derin uçurumlardan haykırırcasına yankılanır çığlığı anlam arayışımızın. Eksiklikleri duyumsarız yalnız kalışlarımızda bir şeyler solgunlaşmıştır içimizde renkler aynılaşmıştır. Her tükettiğimizde yeni bir aşkı yeni bir dostluğu yeniden inciniriz yeniden sızılar sarar dört yanımızı. Yönümüzü döneriz ileriye bir yanımızı bir parçamızı bırakarak dünde. Yollar devam eder bölüne parçalana ayrıla döne dolana. Yıllar geçer saçlarımızda beyazlar ararız gözlerimizin çeperinde kırışıklıklar. Korkularımız, kaygılarımız, beklentilerimiz özlemlerimiz ve pişmanlıklarımızla yaşar gideriz öte tarafına dünün taşarız yarına bugünden sonraya. Dalıp giden gözlerimizde boşluklara bakarken gökyüzündeki maviliklerin üzerinde küme küme beyazlıklar gibi zeminsiz gezintilere çıkarız. Geçer zaman geçer sancılar unutulur pişmanlıklar ve acılar. Ve yollar devam eder bir bilinmeze doğru. Yaklaştıkça sonumuza duyarsızlaşır sıradanlaşır ve kayıtsızlaşır kalırız ölüm, ayrılık ve acılar karşısında. Gördüklerimizle yaşadıklarımızla biriktirerek gideriz yolumuzda paramparça olmuş kişiliğimiz ve silikleşmiş kimliğimizle. Çünkü her unutuş her kaçış her vazgeçiş her uzaklaşma kimliğimizden benliğimizden bir parça koparıp kurban eder zamana. Sözcükler dökülür belli belirsiz savrulur düşlerimiz ve bir ölüm sessizliğine gömülür gideriz. Geriye bir avuç kül ve keder kalır yaşanmışlıklardan elimizde. Günler geceler boyu sürer kovalamacası ve telaşı gündelik yaşamın. Kalırız aslında başladığımız noktada ve biter bir ömür kendi yalnızlığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biter gün…&lt;br /&gt;Biter gece…&lt;br /&gt;Sessizlik ve ölüm…&lt;br /&gt;Koyu ve kapkara bir zifiri…&lt;br /&gt;Bir bilinmezlik…&lt;br /&gt;Varoluştan geriye döner yokolur gideriz uzaklarda.&lt;br /&gt;Susar can susar beden ve sarılır beyazlara sarılır tabutlara ömrümüz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;15.06.2009&lt;br /&gt;Hatay -İskenderun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-797095717689543212?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/797095717689543212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/biten-omre-yalnizlikta-bir-serenad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/797095717689543212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/797095717689543212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/biten-omre-yalnizlikta-bir-serenad.html' title='BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-1850289717207196</id><published>2009-12-16T01:47:00.003-08:00</published><updated>2009-12-16T01:47:56.856-08:00</updated><title type='text'>ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/OktayCaparoglu?ref=profile#/video/video.php?v=35670093954&amp;amp;oid=43274800492&amp;amp;ref=mf" target="_blank" rel="nofollow" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this),"&gt;&lt;span&gt;http://www.facebook.com/Ok&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;tayCaparoglu?ref=profile#/&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;video/video.php?v=35670093&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;954&amp;amp;oid=43274800492&amp;amp;ref=mf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;binlerce yılın yalnızlığı benimkisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir arayış içinde değilim artık çoğul bir sevda için......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerim ve ümitlerim karanlık birdüşe teslim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yatakta sevgilinin gülen gözleriyle ateşlenip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dudaklara konan öpücüklerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aydınlanmış bir ruhun derinliklerine kattığı heyecanı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoktan unuttum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkekliğim ve kendimle başbaşayım artık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;solgun bir yüzün solmaya yüz tutmuş hüzün dolu tebessümleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kedere yenik güleç bakışları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağır ve zorlu bir yük gibi taşıyan ben,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım susuzluğa ve ölüm gelip alasıya kadar beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinmezliğinin o ürkünç koyu karanlığına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızım dostum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi tekil dünyamda....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-1850289717207196?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/1850289717207196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/alistim-artik-yalnizliga.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/1850289717207196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/1850289717207196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/alistim-artik-yalnizliga.html' title='ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6093612434090835576</id><published>2009-12-16T01:47:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:47:32.344-08:00</updated><title type='text'>Mutlu musun?</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;Mutlu musun?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  Mutlu musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞLAMAKTAN İÇİNDEKİ NEHİRLER KURUDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVDAN BİR ÇÖL ORTASINDA YANIP YANIP KAVRULDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜREK YALNIZLIĞINDI SESSİZLİĞİNDE BOĞULAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE DÜŞLERİNE GİREN IŞIĞI ARADI GÖZLERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER SABAH GÜN DOĞUŞUNDA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALNIZDIN VE DE MUTSUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YORGUN DÜŞMÜŞ GÖZLERLE BAKIYORDUN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ ARTIK UZAKLARDA OLAN SEVİNÇLERE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACI BİR TEBESSÜM SARMAYIYORDU YÜZÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ONU HER DÜŞÜNDÜĞÜNDE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜŞLE GERÇEK KARIŞMIŞTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE BİLİNMEZ BİR DUYGUYDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TANIMLAYAMADAN YAŞAMAYA ZORLAYIP ESİR ETTİĞİN KENDİNİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK BİTMEDİ HAYIR,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKULARINA VE KAYGILARINA YENİLDİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜN HENÜZ BATMADAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜREĞİNİ SARDI KARANLIK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖZYAŞLARIN MUTSUZLUĞU BESLERKEN YUDUM YUDUM,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇİN BOMBOŞ KUPKURU BİR SAHRAYA EVRİLDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ YALNIZLIĞINDA BOĞAZINA DÜĞÜMLENİRKEN YAŞANMAMIŞLIKLARA TESLİM ETTİKLERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMAN AĞIR AĞIR KAYMAKTA ELLERİNDEN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER GEÇEN GÜN IZDIRABIN BÜYÜYÜP DURURKEN,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUYGULARINA AÇTIĞIN SAVAŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MANTIĞININ SIĞINAKLARINA KAÇIP SIĞINIŞIN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE GARİP DEĞİL Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖNLÜN MANTIĞINI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MANTIĞIN GÖNLÜNÜ DİNLEMEDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİNCE KURDUĞUN PAZARLIKÇI DENKLEMLERE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE MANTIĞINA ALDANDIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GELECEK VE GEÇMİŞ YOK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜRÜDÜĞÜN YOLDA ADIMLAYAN SENSİN AMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHUN NEREDE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6093612434090835576?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6093612434090835576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/mutlu-musun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6093612434090835576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6093612434090835576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/mutlu-musun.html' title='Mutlu musun?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4305087583972460820</id><published>2009-12-16T01:45:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:46:56.444-08:00</updated><title type='text'>ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="29a8ae51fec9a7716ef4d68bb4377d1e" autocomplete="off" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yangın yeridir düşler.&lt;br /&gt;Gerçek olma arzusu taşıyan her düş, bir yangın yerine çevirir ruhunu insanın.&lt;br /&gt;Ateşi fitilleyen duyguların hezeyanına kapılıp giderken telaşlı,&lt;br /&gt;Bedenini titreten bir ürperti halini alır hissettiklerin.&lt;br /&gt;Düşünceler ve kaygılı bekleyişler ortasında&lt;br /&gt;Ateşe atılmanın panik durumunu da yaşarsın içten içe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdin onu.&lt;br /&gt;Yürek burkuntularını anımsasan da sevdin onu.&lt;br /&gt;Geçmişten miras kalmış korkular ve tereddütler her daim eşlikçin olsa da&lt;br /&gt;Yine de güç buldun&lt;br /&gt;Sevecek gücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yine riskler alıyorsun&lt;br /&gt;yine kanayacak diye korkuyorsun yüreğin&lt;br /&gt;ve karşılıksız ve boşta kalacak diye ellerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdin onu.&lt;br /&gt;Bir daha olmayacak olanı oldurmak da insan doğasının bir anlaşılmazlığı işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansız yitirdik aşkı. ya çok erken geldi bilemezken değerini yada biz geç kaldık. ve yalnızlığın orta yerinde pişmanlıklarımızla kalakaldık... aşkın ötesinde bir tutku idi arayış içinde olduğumuz heyecanı yitik bir düş gibi söndü ellerimizde istediğimiz yok veremedik istenileni. ve tutku ateşinde kavrulurken kendimizi yeniden bulma şansını yakaladık. şimdi kayıp bir zamandayız sessiz ve dingin. yüreğimiz aç sevdaya ve bedenimiz aç tenin sıcaklığına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir annenin dokunuşundakı sıcaklıkta öğrenmedik mi sevgiyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve sevgilinin dokunuşunda bulmadı mı anlamını AŞK, uzun bekleyişlerin ardından vuslata eren güzelliğiyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek dokunmaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sımsıcak bir dokunuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ateşi seven,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte tam da bu nedenden ötürü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kül olmaya razıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22,08,2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4305087583972460820?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4305087583972460820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/atesi-seven-kul-olmaya-razidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4305087583972460820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4305087583972460820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/atesi-seven-kul-olmaya-razidir.html' title='ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-7376210738750821740</id><published>2009-12-16T01:45:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:46:32.197-08:00</updated><title type='text'>İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamda ağırbaşlılığın naifliğin inceliğin hümanizmanın insan sevgisinin ve yürekten paylaşımın karşılığında açgözlülük ve bencillik dürtüleriyle hareket edenler, içlerinde insana dair herşeyi tüketmiş bir canavara dönüşürken, tamahkarlığın ve ikiyüzlü bencilliğin esaretinde bir zavallıya dönüştüklerini bile farkedemeyecek kadar küçülebiliyorlarmış demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamını inandığı değerler üzerine kuran ben, yaşamında paradan ve tüketebileceklerinden ötesine değer vermeyen, içi koflaşmış kokuşmuş çürümüş yaratıkların sofrasında tüm benliğim bilincim ve yüreğimle direndim kendim kalmak için. sanmasınlar gücüm yetmez zavallıların haddini bilmezliklerine, sanmasınlar cesaretim yok emeğimi ve hakkımı savunmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet. zorluyorlar&lt;br /&gt;savaşmaya&lt;br /&gt;sataşmaya&lt;br /&gt;yıkmaya&lt;br /&gt;acıtmaya...&lt;br /&gt;ama bir yandan da etik değerler mani oluyor insana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=fCrxuboGJs8" target="_blank" rel="nofollow" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this),"&gt;&lt;span&gt;http://www.youtube.com/wat&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;ch?v=fCrxuboGJs8&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etme... etme diyor mevlana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğim kanıyor ihanetini gördükçe insanların küçük çıkarlar için ayak altına aldıkları insani değerlere. ve sonra da yokluğundan muzdarip olup ağlamaları yok mu sahte gözyaşlarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmekte olan bir insanın ömrünün geri kalanını nerede geçireceğine dair bir çelişkisi yoktur artık ve her yer aynıdır onun için....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir candan fazlası yoktur bir bedel olarak ödemek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canından geçen bir insan idim inançlarım ideallerim ve değerlerim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en ağır şekilde ödedim, gençliğimi, yüreğimi, bilincimi, sesimi, zamanımı ve acılara göğüs gererek sabrımı verdim kavgama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iş, bireysel yaşamımdaki hak gasplarına gelince son hadde kadar bekledim ve duruşumdan taviz vermedim yitirme pahasına somut kazanımları. değerlerim nep en önde geldi ve sevgililerim bile belki de en çok bu yüzden terketti gitti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bir manifesto mudur bilmiyorum. yaşamımda birşeylerin çatlamaya başladığını hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saldırgan olmayan ben, depremler yaşıyorum. artık içim kaldırmıyor katlanamıyorum. çıldırtıyor beni bu kendini bilmez değerlerden yoksun tek taraflı düşünen açgözlülükleri insanların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beynimi kemiren bir tümör ve yüreğimi yiyip bitiren bir acıdir yaşadığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dünya bana ne kadar da ters ya da ben mi çok megalomanım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değişmesini istediğim şey, dünyada kurulmuş zalimlerin saltanatı mı yoksa gezegenin kendi doğal işleyişi mi anlayamaz oldum artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar yanıltmaya devam etmiyor aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes kendi rolünü oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilgeliğin ve erdemin ateşten gömleğini giymek yerine,&lt;br /&gt;ucuzluk pazarında haraç-mezat satarak insanlığını,&lt;br /&gt;üç günlük dünyada&lt;br /&gt;asla doymayacak olan&lt;br /&gt;gözünü doyuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne aşkı biliyor&lt;br /&gt;ne dostluğu,&lt;br /&gt;ne arkadaşlığı becerebiliyor&lt;br /&gt;ne de paylaşmayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmeyi hiç bilmiyor.&lt;br /&gt;güvenmeyi, güven vermeyi,&lt;br /&gt;sadakati, dayanışmayı,&lt;br /&gt;birlikte el ele yürek yüreğe olmayı,&lt;br /&gt;bilmiyor teselli etmeyi&lt;br /&gt;acıları paylaşmayı...&lt;br /&gt;güç vermeyi, mazluma destek olmayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekmeği suyu gülüşleri ve sevinçleri paylaşmayı bilmiyor&lt;br /&gt;mutluluğu da hüznü de sahte.&lt;br /&gt;yüzündeki her ifade pazarlıkçı.&lt;br /&gt;ve her yumuşaklığı her iyiliği altında onu buna zorlayan bir çıkar güdüsü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü unutmuş insan olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o bir yanılgılar ve yalanlar topluluğu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özünde bir kimlik, kişilik, benlik yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmekte olan bir ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tükenmişlikler karşısında inatla ve ısrarla durmaya çalışan ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neresindeyim bu gerçekliklerin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanıtsız sorular var beynimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yüreğim kanamaya devam etmekte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;30.08.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-7376210738750821740?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/7376210738750821740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/insanlar-yanltcdrya-da-acgozluluge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7376210738750821740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7376210738750821740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/insanlar-yanltcdrya-da-acgozluluge.html' title='İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4519508039983964304</id><published>2009-12-16T01:44:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:51:28.158-08:00</updated><title type='text'>YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  SUSKUN VE SESSİZ BİR DURUŞUN GÖLGESİNE SAKLANDIĞIM BİR YANIMDADA HER ZAMAN BİR HAYKIRIŞ SAKLI İDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DURGUNLUĞUMU BESLEYEN FIRTINALARIN ORTASINDA KALMIŞLIĞIN ÇARESİZLİĞİ İDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR BAŞINA YAPAYALNIZ SOYUTLARKEN BİLİNCİMİ BEDENİMDEN, KALABALIKLARIN ÇILDIRTAN YABANCILAŞMASI VE TEKBAŞINALIĞI İDİ DERİNLEŞTİREN VE SONSUZ GİRDAPLARA KAPTIRAN YÜREĞİMİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER SABAH İNSANLAR İÇİN GÜNAYDINLANIP, YENİ GÜZELLİKLER SUNARKEN,BEN BELİRSİZLİKLERE BOĞULU YÜREĞİMDE IŞIKSIZ GECELERİ YAŞARDIM GİZLİCE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYAT TATLI ANILARI VE KARMAŞASI İLE ÇEKERKEN İNSANLARI, BENDE UMARSIZ BİR DİNGİNLİĞE VE UZAKLAŞMA İSTEĞİNE NEDEN OLMAKTAYDI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELKİ TANIMLAYAMADIĞIM İÇİN BELKİ DE TANIMLANMASI GEREKMEDİĞİ HALDE, ANLAMLANDIRMAYA ÇALIŞTIĞIM İÇİNDİ HAYATLA ARAMA GİREN O GARİP MESAFE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATI YAŞAMAK YA DA ONU SORGULAMAK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TERCİHLERİMİZ DEĞİLMİYDİ BİZİ BİZ YAPAN VE BİR DİĞERİNDEN FARKLI KILAN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATA HANGİ PENCEREDEN BAKTIĞIMIZ YA DA ONDA NASIL BİR ANLAM KEŞFETTİĞİMİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİMİ ZAMANINI ONU SORGULAMADAN TÜKETİRKEN KİMİMİZDE SADECE SORGULATIP KENDİNİ TÜKETİYORDU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE MENEM BİR ÇELİŞKİDİR Kİ HAYATIN SINIRLI VE SONUNUN NE ZAMAN GELECEĞİNİN BELLİ OLMAYACAĞINI BİLDİĞİMİZ HALDE , HİÇ ÖLMEYECEKMİŞ GİBİ ONUNLA UĞRAŞIYOR YA DA ONU GELECEK KAYGISINA DÜŞMEDEN TÜKETİYORUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARINA BUGÜNDEN NE BIRAKABİLECEĞİNİN DEĞİL BUGÜN KENDİSİNE SUNULAN BU KREDİDEN NE KADARINI HARCAYIP, KÜÇÜK MUTLULUKLARA FEDA EDECEĞİMİZİN KAYGISINDA ÇOĞUMUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;21.06.2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-style: italic; font-weight: bold;"&gt; Ben, Kendim ve Sen &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne arıyorum bu dünyada?&lt;br /&gt;bu beden bana bir zindan.&lt;br /&gt;beynim zincirlere vurulmuş.&lt;br /&gt;suskunluğun korkunç karanlığına boğulmuş insanlık.&lt;br /&gt;dalgalar bile sessiz...&lt;br /&gt;çığlıklar duyulmaz olmuş.&lt;br /&gt;ya kulaklar sağır&lt;br /&gt;ya sesler yankılanamamakta bilincinde insanlığın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;01 Kasım 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;başı mı son sonu mu başıdır bu dökülenlerin... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşama kattıklarımız kadar anlamlandırırız yaşamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve geçmişin bilincimizin derinliklerinde bıraktığı izler, farkındalıklarımızı bir belirsizlik silsilesi içinde boğmakta bizi müthiş bir eylemsizliğin içine itmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimle ilgili görüngülere dışsal etkilere ihtiyacım olduğunu düşünüyorum bazen. ne kadar bencilce değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahip olduğumuz yetenekleri, birikimi, değerleri yaşatabilmek ve hayatta ifade edebileceğimiz alanlar yaratabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle bir konumdayım ki derin bir bataklığa kaptırmış gibiyim bilincimin ayaklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketsiz beklemekteyim. ve bekledikçe ağırdan ağıra çekmekte beni içine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimbilir belki de kurtulmayı düşünmemeliyim. dalmalıyım gideceğim veya beni götüreceği yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlık özlemi, her anına sığdırılan sonsuz sınırsız devinen hareketli düşünceler sorgulamalar hesaplaşmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kopmakta bazen teli birşeylerin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimize gitarı, bağlamayı ya da kemanı aldığımızda yüreğimizde yankı bulan sesleri nasıl döktürüyorsak ezgiler halinde örgütleyerek notaları, yaşamımızın da tekilliklerini aynı şekilde bir beste gibi ezgileyip bir türkü gibi söyleyebilmeyi başarma meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başarısızlık diye birşey var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başarı diye birşey yada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutlu olmayı istemek ne de anlamsız bir çaba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hele anlamsızlığın rahatsızlığını duymak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan olmak ne de zor. algılamak algıladıklarından inanılmaz sonuçlar çıkarmak dönüştürmek onları ve yeni pratik biçimleri yaratmak öğrendiklerimizle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne inanılmaz bağlantılar yakalıyor bilinci insanın ve hep bir arayış içerisinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmayı bilmeyen bir arayış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bu arayışın tüketim toplumunda farklı biçimlere evrildiği insan zekasının aklının köleleştirilip kısırlaştırıldığı bir süreç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi insan yapan özelliklerimiz niteliklerimiz egemenlik kâr ve güç olma hırslarımız uğruna, çıkar elde etme dürtümüz uğruna bizi insan olmaktan çıkaran parçacıklar olmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedir kaybımız kaybetmekten kişiliğimizi değerlerimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duruşumuzu anlamlı kılan nedir anlamsızlığın primli ikramiyeli yalan ve sahteliklerle dolu dünyasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzayıp gider cümleler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslolan pratiğidir kişinin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünceler fikirler eylemde bulur karşılığını ve bir hayalet etli kemikli bir güç haline gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engeller çok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duvarları içimize ördük de biz kendimizin dışında kaldık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimize özümüze dönmek için kendimizde dışarıdan vurulacak darbelerle yıkılacak duvarları zorlamanın kavgasıdır artık insan olma mücadelesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yol uzun zorlu ve bir değişik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suskunluğumda çoğalıyor kelimeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinmiyor yankısı kulaklarımda bilincimin ezgilediği melodiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoğalarak baskılıyor beynimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bataklık çekiyor hala içine içine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi midir kötü müdür bunu tartışmak anlamsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü yaşıyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyle ve dostça kalın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01 Kasım 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;SÜRGÜN... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kendin olarak mutlusundur ne onlara benzeyerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her zaman içinde bir yabancılık kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğinde bir burkuntudur geçirdiğin zamanda payına düşen uzaklarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ait hissetmezsin kendini. ne oraya ne buraya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kendinsindir ne bir başkası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendinde sürgünlüğün iç acıtan yalnızlığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamın uzağındadır bir yanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öte yanın tam ortasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülüşlerinle aydınlatırsın geceyi ama günlerin karanlıktadır yüreğinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kararsızlıkları yaşarsın kendince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuşlara boğulur bakışların en koyusunda bir sohbetin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yabancılaştığın kendinde yakınlaşırken onlara, onlara yabancılaştıkça hissedersin içindeki tekbaşınalığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklı değilsindir onlardan ama onlar gibi de değilsindir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki arada bir derede kalmışlığın sancısı sarsar benliğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müziğine, yemeğine, ten rengine, gözlerine bakışlarına yabancısındır tanıdık olduğun kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep bir mesafe vardır dünyanla dünya arasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve mutluluğunu gölgeler sürgün sevdaların, sürgün özlemlerin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir nergize benzer artık bedenin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kök salabilmiştir toprağa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne de kıpırdayabilmektedir günbegün kirlenen gölün içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama umut hep biryerlerde olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevda kokacak bir yerlerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürleştikçe zihninde zincirlenen duygular kopardıkça ipleri ve saldıkça kanatlarını gökyüzüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dirilişin adı olacak geçmişin kapanmamış hesapları arasında gizlenen acılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;acıların acısında acımak acınmışlığa... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılar dosttur insana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalansızdırlar, gerçeği hafifletmezler, uyarıcıdırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı derinleştikçe çare arayışına girer insan. düştüğü çözümsüzlüklerden acıları sayesinde kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimidir acılar. içtenlikle paylaşırlar kederi. yandıkça kıvrandıkça hissederiz benliğimizi, kendimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bize yaşadığımızı ve varolduğumuzu hatırlatır çarparcasına yüzümüze. çünkü ancak can taşıyan bir varlık acı çekebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;terbiye eder bizi, dinginleştirir, büyütür, olgunlaştırır... güçlü kılar... şu açık bir gerçektir ki insan zaferlerinden mutluluklarından değil, yenilgilerinden ve acılarından öğrenir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçma hakkı tanımaz acılar, sığınma hakkı da... birebir yüzleşmek zorunda bırakır gerçekliğin kavuran aleviyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acılar en yakınıdır insanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamda tamamen yalnız olduğumuzu anımsatır bize. o an acıyı tüm boyutlarıyla yaşayan yalnızca bizizdir. ötekilere düşen yalnızca empati yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı çeken duramaz yerinde, kıvranır, inler, yıkılmışlıkların arasında da olsa kabullenemez susmayı, derin haykırışlarda bulur kendini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ballanır, olgunlaşır, güzelleşir insan acı çektikçe...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acılardan süzülür anlamı yaşamın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçek olan acının ta kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlık bilmecesini anlayan akıl, acı çeker çözümlemek isterken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçek insan insan gibi insan en mutlu anda bile acı çeken, çektiği acıdan gocunmayan, onun dilini anlayan ve yaşamı bu algılayışla kavrayan insandır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi acılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PAYLAŞMAK İSTERKEN ORTALIĞA SAÇILAN KIRINTILAR... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan yaşanmışlıklarından yaptığı çıkarsamalarla üretir kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamı algılayışı hissedişi duyumsayışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derin okyanuslarda gezinmek risklidir çoğu kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soluksuz kalmanın da ötesinde kendini kaybetmek gibi bir durum vardır o karmaşanın kaosun ve çoğulluğun içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz. ve çoğumuz henüz kendimizin farkına varmadan ölüp gidiyor bu dünyadan. kendi anlamımızı çözmeye gizemleri anlamaya çalışıyor bilinçaltımız. suskunluklarımız da dalgınlıklarımız da uzakları seyre dalıp maviliklere gözlerimizi kaptırışımız da işte bu nedenden ötürü değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ırmağın akışını izlerken, ya da bir mumun yanarken alevlerindeki renk cümbüşünü seyrederken, ya da gökyüzünde ağırdan ağırdan hareket eden bulutların o görkemli yürüyüşüne bakarken hep kendimizdeki arayışlar değil midir bizi bilinmedik diyarlara sürükleyen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutluluğu ararız, sevgiyi, aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;huzuru ararız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama çoğu kez hamlıklarımız, gururumuz, dikkafalılığımızla feda ederiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük hesaplara değişiriz güzelliğini arkadaşlığın, dostluğun ya da aşkın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günlük çıkarlara anlık zevklere değişiriz gerçek sevginin varlığımızı benliğimizi saran güzelliğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuşlarımızla kanayan onurumuzda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemsizliğimizle tükenen yarınımızda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgür bir bakış ile gökyüzünü görmektense gözlerinde sevincin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köleliğin esaretinde paranın şehvetin arzuların ve çıkarların sahte parıltılarına bakıyoruz vitrinlerinde insan pazarların...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmeyi öğrenemedik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevilmenin anlamını kavramamıza daha çok var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklılıklarla çoğalan yaşamı tekdüzeleştirmeye uğraşırken yiyoruz insanlığımızı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamın derin anlamı halen i,çimizde bir yerlerde çözülmeyi bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çözecek erdeme, ahlaka, bilgeliğe, güzelliğe, aşka, sevgiye ulaşabilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inasnırsak, güvenirsek ve seversek tüm kirlenmişliklere çürümüşlüklere ve yitirilmişliklere rağmen... neden olmasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşey çok güzel olacak buldukça bir kuş cıvıltısında tadını yaşamın. ve gülen bir gözde hissettikçe aksimizi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak güzeldir ve yaşamak direnmektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolaya kaçmadan, korkmadan, ürkmeden ilerleyebilmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorluklara, acılara, engellere göğüs gerebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte meselenin de özü budur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan olmaktır biricik gayemiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve aşkla sevgiyle üretmektir yaşamı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;kendinde kendinlik &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ararken yitirdiğin şeyler varsa aradığın şey kendin değildir ya da sen kendinde değilsindir... Kendiliğinden bir arayıştır aslolan. Kaygısız, endişeden ve telaştan uzak. Bulacakların seni tatmin etmeyecek çünkü en derinlere indikçe ne kadar sığ bir yaşam sürdüğünü farkedeceksin ve bu özfarkındalık seni daha da mutsuz edecek. Kendini anladıkça doğayı, kainatı ve yaşamı da anlayacaksın. Varoluşun bir yük haline gelecek ve bedenin bilincini sınırlayan bir hapishane. Çünkü eksik olan bir şey var. O da irade ve vicdan dengesini kurmuş farkındalığınla beslenen inançlı ve derin bir felsefi algılama gücü. O felsefe senin özünde unuttuğun, baskıladığın, kanattığın ve kimi zaman öldürmeye çalıştığın insan yanında mevcut. Sevgiyle bakmasını öğrendiğinde yaşama ve herşeyin kaynağında sevgi olduğu gerçeğini farkettiğinde ama bunu içselleştirerek ve tüm bedenin ruhun ve bilincinle hissederek anladığında çözülecek sırları birer birer yaşam denen bu girdap döngüsünün....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamanın sırlarını bileydin&lt;br /&gt;Ölümün de sırlarını çözerdin&lt;br /&gt;Bugün aklın var birşey bildiğin yok&lt;br /&gt;Yarın akılsız neyi çözeceksin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ömer Hayyam)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iZMİR - 2007&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4519508039983964304?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4519508039983964304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yasama-dair-soz-obekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4519508039983964304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4519508039983964304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yasama-dair-soz-obekleri.html' title='YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-98739814562218901</id><published>2009-12-16T01:43:00.004-08:00</published><updated>2009-12-16T01:45:50.881-08:00</updated><title type='text'>YİTEN BİR AŞKA SERENAD...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;YİTEN BİR AŞKA SERENAD...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;20.03.2009 - 27.07.2009&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte gitti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ardından bakamadım, gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzünü göstermeden, sesini duyamadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçmişten bir tutam anı bile bırakmadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrık otları sarmış umut tarlalarımızı,&lt;br /&gt;bir sürmek gerekir yeniden&lt;br /&gt;kanata kanata parçalayarak&lt;br /&gt;kurumuş toprağın bağrını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansızca çekip gittiğinde kuşlar&lt;br /&gt;terkedilmiş bir virana dönecek demektir şehir&lt;br /&gt;ağaçlardan dökülen her yaprak&lt;br /&gt;bir ölümcül yalnızlığa teslimiyettir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'peki' dedi gözlerini kaçırarak&lt;br /&gt;bir anlaşılmazlıkta sessizliğe gömülerek&lt;br /&gt;nedensiz bir ayrılık rüzgarında&lt;br /&gt;son umutları savurarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedeni bilinmez bir çelişkidir&lt;br /&gt;en sevdiğin, en can yakanın oluverir birden&lt;br /&gt;mutluluğa akan sevinç nehirleri&lt;br /&gt;ayrılığa kanayan yangın yeridir artık....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bundandır&lt;br /&gt;en acıda en hüzünde en kederde&lt;br /&gt;en sevdiklerimizin gidişinde&lt;br /&gt;içimizde büyüyen boşluk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutmanın ihanetini yaşamamak adına&lt;br /&gt;yürekte taze tutmak mıdır aşkı doğru olan&lt;br /&gt;yoksa biteni çürümesin diye&lt;br /&gt;geçmişin gölgesinde bırakmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün dönecektir deriz her karardığında gökyüzü&lt;br /&gt;dolaşıp etrafından dünyanın,&lt;br /&gt;aslında dönenin gün olmadığını bile bile,&lt;br /&gt;döneceğine inanmaya devam ederiz yine de umutla&lt;br /&gt;geçmişin gölgesinde yitenin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ısrarcı bir anlamsızlık yeşermekte şimdi&lt;br /&gt;suskun bir mevsime dönmüş yürekte&lt;br /&gt;bahar bahar tüten rüzgar kokulu&lt;br /&gt;güneşli güzel öğlen vakitlerinin yerinde....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmadık anda olmadık zamanda&lt;br /&gt;bir derin iç çekişe kapılıp en derinlere gider&lt;br /&gt;kalırım...&lt;br /&gt;ve susarım yürek yalnızlığıma gömülerek....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor düşünmeksizin&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor hissetmeksizin&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor sessizlikte,&lt;br /&gt;karanlıklar büyütüyor ayrılık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köklü bir kopuşu yaşamak...&lt;br /&gt;devrilmesi aşkın toprağa kavuşarak ölümle...&lt;br /&gt;bu ayrılık o ayrılık değil...&lt;br /&gt;kanatıyor çokça...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıcaklığını duyumsar iken anılarda her an,&lt;br /&gt;ayrılıkla üşür beden, acı verir geçen zaman,&lt;br /&gt;bitmiş olan sevda kopmak için zorlasa da seni&lt;br /&gt;kopamazsın ne zor gelir, ayrılır mı et tırnaktan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesafelerde büyüyen ayrılık,&lt;br /&gt;sevgi bağıyla güçlenen bir ayrılıktır...&lt;br /&gt;ama yüreklerde ise mesafeler,&lt;br /&gt;o zaman kurumuş bir daldır kökünden sökülmüş bir ağaç,&lt;br /&gt;içimizde büyüyen&lt;br /&gt;ve sevdiğimizin soluk alışıyla güçlenen aşk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suskunlaştıkça yüreğimden taşar nehirler&lt;br /&gt;ve gözyaşı olup akarlar,&lt;br /&gt;karışarak bilinmez bir döngüye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanın acımasızlığında öğüttük düşlerimizi.&lt;br /&gt;geriye bir avuç kül ve keder kaldı.&lt;br /&gt;savrulan düşlerle,&lt;br /&gt;bir acı hüzün kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zor zamanlarda sevdim seni&lt;br /&gt;yüreğimin haznesinde kırıklıkları vardı&lt;br /&gt;hayat denen meçhul yolculukta&lt;br /&gt;bir ekmeği bölüşüp paylaştığım&lt;br /&gt;o ham yürekli yolculardan kalma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yaz oldun bir kış,&lt;br /&gt;üşüyen ellerini tuttuğumda bir balkondan seyredalmışken gökyüzünü gece,&lt;br /&gt;bir umut oldun bir umutsuzluk,&lt;br /&gt;çaresizliğin girdaplarına düşmüş bir karanlıkta aşkı tutuştururken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sonbaharda sevdim seni,&lt;br /&gt;güz yaprakları birer birer serinliğe aldanıp rüzgarlarda kuşlar gibi uçacağına inanıp&lt;br /&gt;toprağa düşerken....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansız düştü ayrılık üstüme&lt;br /&gt;bir yangın yıkıntısının külleri gibi&lt;br /&gt;sevdam şimdi ateş altında&lt;br /&gt;severken ateşinden yanan kerem gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bittiğinde kirlenmemişse&lt;br /&gt;yarına bir umut kalır hüzün dolu gülüşlerden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu suskunluklardır dipteki akınntılarla bizi içine çekip,&lt;br /&gt;belirsiz acıları hissettirmeden yaşatan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı çekmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varolduğumuzu hissetmek için artık acı çekmeye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve acı çektiğimizi hissetmek için susymaya ihtiyacımız var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece bir gündüz oldun&lt;br /&gt;yüreğim sen sensizlik yangınım oldu&lt;br /&gt;bir dünüm bir yarınım oldun&lt;br /&gt;koptuğunda kurudu dallar gri bir toz gibi savruldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giderken susar yürekler&lt;br /&gt;sözcüklere sığmaz anlamı ayrılığın.&lt;br /&gt;son bir bakış sonsuz bir anlatımdır&lt;br /&gt;ve duyumsadıkların gözgöze geldiğinde&lt;br /&gt;ölümü anımsatır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boş ve kuru bir nesne gibi&lt;br /&gt;kanı boşalmış bir ölü damar gibi&lt;br /&gt;çarpıntısı durmuş sağır bir yürek gibi&lt;br /&gt;ayrılıklarda intiharlar kuşanır dururum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adını andılar&lt;br /&gt;yüreğimde bir karanlık sis beliriverdi ardından&lt;br /&gt;nedenini sordular&lt;br /&gt;suskunluğuma boğuldum acı bir kıvranışı yaşayarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidenin ardından bakar gözlerim&lt;br /&gt;soluk bir izi takip eder gibi karanlıkta&lt;br /&gt;sessizce dolar sessizce boşalır gözlerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ara ara kanamakta yarası ayrılığın&lt;br /&gt;ve özlem kabarmakta yüreğimde,&lt;br /&gt;umutsuz bekleyişlerin inadına sarmaktayım bir cigara&lt;br /&gt;ve tütün kokusuna vurmakta kendini sevda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrılıklarla çoğaldım ayrılıklarla bin parça.&lt;br /&gt;karanlıklar içindeyim aydınlık benim içimde&lt;br /&gt;bir tutsak gülüş boğulmuş&lt;br /&gt;düşlerde kalmış geçmişin sakin sularında....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrılık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir haykırsam yitirip arayışlarla çoğalttığım umudumu&lt;br /&gt;kimbilir kaç zaman geçer üzerinden&lt;br /&gt;susturana kadar yüreğimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasret kokar tütünü cigaramın&lt;br /&gt;bir de dalıp dalıp gitmelerim o uzaklara&lt;br /&gt;bilinmeyen soruların olmayan yanıtlarına takılır aklım.&lt;br /&gt;sevda türküleri ayrılığa yakılmış ağıtlara dönüverir birden&lt;br /&gt;ve kıprar durur acıların orta yerindeki sessizliğime ortak sular&lt;br /&gt;-taşar gözbebeklerimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ayrılık acısı bir de ölüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedir bu zulüm nedir gülüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk şiiri birinin... ve ilk yüreğinden gelen dizeleri yiten bir aşkın ardından söylenecek sözlerin yankısındaki acıyla haykırılan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUHAF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksun…&lt;br /&gt;Ama ben buradayım…&lt;br /&gt;Hiç bu kadar burada olmamıştım hatta…&lt;br /&gt;Nefes alamadıkça&lt;br /&gt;Yaşamanın ne demek olduğunu anlıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki benim kararımdı ayrılık…&lt;br /&gt;Mutlu olamasam da henüz,&lt;br /&gt;Huzurlu olmam,&lt;br /&gt;Gözlerimi geleceğe dikmiş olmam gerekirdi..&lt;br /&gt;Geçmişimize değil…&lt;br /&gt;Ve korkmamalıydım sonrasından…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmam gerektiği gibi değilim ne garip..&lt;br /&gt;Engelleyemiyorum..&lt;br /&gt;Durmadan firar ediyor yaşlar gözlerimden&lt;br /&gt;Ve uzun süredir bulanık görüyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç dinlememem gereken şarkılar bunlar…&lt;br /&gt;Seni hatırlatan şarkılar…&lt;br /&gt;Dinliyorum üzeceğini bile bile beni…&lt;br /&gt;Unutmak istemiyorum seni demek ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, olmam gerektiği gibi değilim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimseyi bu kadar özlemedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.02.2009&lt;br /&gt;21:22&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikinci şiiri birinin... ve bir kez daha yüreğinden gelen dizeleri yiten bir aşkın ardından söylenecek sözlerin yankısındaki acıyla haykırılan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİİR DEĞİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhum ağrıyor ..&lt;br /&gt;Her gece kendime karşı koymaktan yoruldum artık…&lt;br /&gt;Gözümde yaşlarla, ele geçirebildiğim birkaç fotoğrafına bakarak,&lt;br /&gt;Kendimi avutmaya çalışmaktan,…&lt;br /&gt;Bu kadar zayıfken ‘ güçlüyüm aslında’ diye kendimi kandırmaktan&lt;br /&gt;Yoruldum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini tutarak,ya da başım omzunda_ymış gibi,&lt;br /&gt;Seni yanımda hissederek uyuyabiliyor olsam da her gece..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş galibi edasıyla uyanıyorum her sabah ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘dayandım,yine aramadım’ diyorum…&lt;br /&gt;Büyük başarı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sadece gündüzleri avutuyor beni zafer sevinci..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve …&lt;br /&gt;yine&lt;br /&gt;gece…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.02.09&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalp ağrısı geçip gider mi zamanla&lt;br /&gt;kaçışlarla geçen bir ömür karışırken tozla dumana&lt;br /&gt;dönüp dönüp geçmişe bakan gözlerle&lt;br /&gt;birgün durulur mu gönül gelip imana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün daha düşündüm&lt;br /&gt;bugün yine&lt;br /&gt;ayrılıklarla parçalanmış birparçamda&lt;br /&gt;geçmişin aksi yansırken yüzüme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yine bir parça mutluluk&lt;br /&gt;bir tutam sevinç çıkageldi kapıma&lt;br /&gt;eskiden kalan bir tebessümün&lt;br /&gt;yüzüme asılan resminde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yitip gidenin ardndan&lt;br /&gt;yakılan bir ağtta buldu kendini yaşam yeniden.&lt;br /&gt;ve çalmaya başladı sûr...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansız gitti zamansız bitti&lt;br /&gt;ve dünebakan çiçekleri olduk bükük boynumuzla&lt;br /&gt;kaldık ölüm tarlalarında yalnızlığımızla&lt;br /&gt;mezarları süsleyen bir karanlık&lt;br /&gt;kara kara çalıların hışırtısında&lt;br /&gt;ürpererek&lt;br /&gt;yalnız&lt;br /&gt;ve birbaşına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilerdim bir güneş&lt;br /&gt;silip süpürecek bir rüzgar geçmişin bıraktığı tozları yüreğimden&lt;br /&gt;bir avuntu bir ninni&lt;br /&gt;bir kadının en sevgili haliyle söylediği bir ezgiyle uyumak&lt;br /&gt;yaslanıp gölgeler büyüttüğüm duvara yüzüm ışığa dönmüş&lt;br /&gt;dilerdim bir seda&lt;br /&gt;bir akis&lt;br /&gt;bir umut dolusu yürek&lt;br /&gt;ve dilerdim gitmeyi&lt;br /&gt;karanlıkları içimden atmak için en güneşine dünyanın &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-98739814562218901?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/98739814562218901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yiten-bir-aska-serenad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/98739814562218901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/98739814562218901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yiten-bir-aska-serenad.html' title='YİTEN BİR AŞKA SERENAD...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-8445155474009021776</id><published>2009-12-16T01:43:00.003-08:00</published><updated>2009-12-16T01:45:11.619-08:00</updated><title type='text'>NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;bazen suskunluk iyidir. sessizlik içerisinde birşeyleri anımsamak ve aynı sessizlikte kendini tartmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlık da iyidir bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğarken yalnız idik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölürken de yalnız olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın iki gerçekliği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın kendisi ve ölüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlıktan kaçma isteğimiz, ölümden kaçma, öleceğimizi unutma isteğimizin bir yansımasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessizlikler ortasında yalnız kalmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölümün gölgesinde serinlemek gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayata küserek gölgesinde serinlediğimiz ölüm düşüncesi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve anlamını kavramaya çalıştığımız varoluşun derin girdabında kayboluşlarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayaklarımızın altında bir zemin ararız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sımsıkı tutunacak dallar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ana kucağı gibi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgilinin omzu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi bizden alıp başka yerlere götürecek, anlamsızlık duygumuzu bastırarak kendimizi değerli hissetmemizi sağlayacak sığınaklarda bulmak isteriz bedenimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ruhumuz hep ayrık durur bedenimizden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerlerde geçmişin izlerinden sıyrılamayışımızın acısı çalkalanır durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskun yüreğimiz daha bir ağır çarpar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanını yitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular karmakarışık olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonsuzlukta yitip giden bir çığlık oluverir haykırışımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırmak, haykırmak ve çığlık olmak mı daha kolay?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa kabullenip yalnızlığı gömülüp sessizliğe kendini ölüme kaptırmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordu Ahmet Altan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer çiçekleriyiz aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kök salabilmişiz olduğumuz yere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de göçüp gidebilmeyi göze almışız özgürce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirlenen havuzun sularında kendi pisliğimize bulaşmışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse alıp ellerine koklamamış bizi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse vazosunda manzarasından bir parça yapmamış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihtiyacımız olduğunu düşünmemiş ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem özgür hem yalnız hem de kirli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem çığırtkan hem sessiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-8445155474009021776?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/8445155474009021776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/nedensiz-bir-sessizlikte-bulmak-kendini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8445155474009021776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8445155474009021776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/nedensiz-bir-sessizlikte-bulmak-kendini.html' title='NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4940863547265953102</id><published>2009-12-16T01:43:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:44:57.774-08:00</updated><title type='text'>bir yürek yitirdim</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="29a8ae51fec9a7716ef4d68bb4377d1e" autocomplete="off" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;bir yürek yitirdim&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=266398790502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yürek yitirdim son kavgamda&lt;br /&gt;bir sevda tükettim&lt;br /&gt;günlerin gecelere döndüğü zamanlar yaşadım&lt;br /&gt;ve güneş çarpmaktaydı inatla yüzüme bir yalımın okşaması gibi&lt;br /&gt;yaşanılanların gömdüğü karanlıklarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yürek yitirdim son kavgamda&lt;br /&gt;yitirdiğim sevdamla tükettim son soluğumu&lt;br /&gt;ayakta duran bir bedenim belki halen&lt;br /&gt;ama ayakları koparılmış kolları kesilmiş bir bilinç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sustum&lt;br /&gt;sakin akıntılara verdim kendimi&lt;br /&gt;içimde kaynarken düşünceler&lt;br /&gt;susmayı da öğretti acımasızlığı zamanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir kavga bıraktım arkamda&lt;br /&gt;ve bir yürek bıraktım ardımda kalan son kavgamda&lt;br /&gt;ve bir sevda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umutlarla büyürdü filizi sevginin&lt;br /&gt;sevinçlerle çoğalırdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne bir umut kaldı büyütülecek bir sevgiye benden&lt;br /&gt;ne de bir sevinç çoğaltacak olan aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.08.2007&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4940863547265953102?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4940863547265953102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/bir-yurek-yitirdim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4940863547265953102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4940863547265953102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/bir-yurek-yitirdim.html' title='bir yürek yitirdim'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2587643439696902489</id><published>2009-12-16T01:43:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:43:53.819-08:00</updated><title type='text'>ANLAMASINI BİLENE...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ANLAMASINI BİLENE...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=363756845502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 08 Aralık 2009 Salı, &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bir deli varmış. Kuyunun yanından geçerken içeriye seslenmek gelmiş aklına;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi derinsin gökyüzü mü?' diye sormuş.&lt;br /&gt;Kuyu anlam verememiş.&lt;br /&gt;Tekrar seslenmiş deli;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi karanlıksın gökyüzü mü? diye sormuş.&lt;br /&gt;Kuyu yine afallamış. Yanıt verecek ama neyi bilmek istediğini anlamamış delinin.&lt;br /&gt;Deli yanıt gelmeyince tekrar seslenmiş;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi gökyüzü mü?' diye bağırmış.&lt;br /&gt;Kuyu dayanamamış ve yanıt vermiş;&lt;br /&gt;-Tabi ki sen...'&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2587643439696902489?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2587643439696902489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/anlamasini-bilene_16.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2587643439696902489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2587643439696902489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/anlamasini-bilene_16.html' title='ANLAMASINI BİLENE...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-9221652680809232300</id><published>2009-12-16T01:42:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:43:20.351-08:00</updated><title type='text'>YENİDEN BAŞLAYAN YOLCULUKTA ESKİ YOLLAR...</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="29a8ae51fec9a7716ef4d68bb4377d1e" autocomplete="off" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;YENİDEN BAŞLAYAN YOLCULUKTA ESKİ YOLLAR...&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 06 Aralık 2009 Pazar, 18:55 &lt;span class="pipe"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div&gt;ve yeniden başlıyor yolculuklar&lt;br /&gt;kaldığımız yerden devam ediyoruz yola.&lt;br /&gt;bir gün gelip kederden çizgilenen gözlerimiz&lt;br /&gt; ölüme gülümseyene dek&lt;br /&gt;kırışıklıkların ak düşmüş beyazlarımız sürüp gidecek yollarda arayışı ruhumuzun.&lt;br /&gt;tam bulduk&lt;br /&gt;tam yitirdik&lt;br /&gt;tam bitti&lt;br /&gt;tam gitti&lt;br /&gt;tam işte budur&lt;br /&gt;tam herşey yalan derken&lt;br /&gt;bir anda yeniden çıkacağız zirvelerine umudun&lt;br /&gt;taşacağız yataklarımızdan&lt;br /&gt;bahar sevinci çelişkili gelgitlerinde hayatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;bir sonsuz düştür aşk&lt;br /&gt;çevresinde dolaşırken bile içinde olduğumuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en özgür halimizle&lt;br /&gt;esir tutulduğumuz&lt;br /&gt;bir başka boyuttur aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başında büyük kavgalar yaşayıp;&lt;br /&gt;sonunda ölümü bile unuttuğumuz.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;06.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-9221652680809232300?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/9221652680809232300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yeniden-baslayan-yolculukta-eski-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9221652680809232300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9221652680809232300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/yeniden-baslayan-yolculukta-eski-yollar.html' title='YENİDEN BAŞLAYAN YOLCULUKTA ESKİ YOLLAR...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-614724562735535940</id><published>2009-12-16T01:38:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:42:06.563-08:00</updated><title type='text'>ANLAMASINI BİLENE...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ANLAMASINI BİLENE...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=363756845502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 08 Aralık 2009 Salı, &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bir deli varmış. Kuyunun yanından geçerken içeriye seslenmek gelmiş aklına;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi derinsin gökyüzü mü?' diye sormuş.&lt;br /&gt;Kuyu anlam verememiş.&lt;br /&gt;Tekrar seslenmiş deli;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi karanlıksın gökyüzü mü? diye sormuş.&lt;br /&gt;Kuyu yine afallamış. Yanıt verecek ama neyi bilmek istediğini anlamamış delinin.&lt;br /&gt;Deli yanıt gelmeyince tekrar seslenmiş;&lt;br /&gt;-'Ey kuyu! Sen mi gökyüzü mü?' diye bağırmış.&lt;br /&gt;Kuyu dayanamamış ve yanıt vermiş;&lt;br /&gt;-Tabi ki sen...'&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-614724562735535940?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/614724562735535940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/anlamasini-bilene.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/614724562735535940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/614724562735535940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/anlamasini-bilene.html' title='ANLAMASINI BİLENE...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-3906262527395793946</id><published>2009-12-16T01:38:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:38:44.505-08:00</updated><title type='text'>SERAP, AYDIN, 7 ER... AÇILIMI YENİDEN DÜŞÜNMEK...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;SERAP, AYDIN, 7 ER... AÇILIMI YENİDEN DÜŞÜNMEK...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=363790430502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 08 Aralık 2009 Salı&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;br /&gt;İnsan, aklıyla hayatına yön veren bir varlıktır. Akıl, her türlü dogma ve önyargıdan kurtulmadıkça eski alışkanlıklar ve hatalardan kurtulmak mümkün değildir ve tekerrür denilen olay kendi yaşamının öğrettiklerine akılcı gözle bakamayan insanların ve toplumların yaşamaya mahkûm olduğu ve kendi elleriyle çizdikleri bir yazgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Türkiye halkı, kendi toplumsal-siyasal tarihiyle yüzleşecek bir bellekten yoksun bırakıldığı için olgu ve gerçekleri doğru anlama ve değerlendirme yetisinden de büyük oranda mahrumdur. Çünkü gerçekler sürekli ve sistemli olarak sistemin paradigmalarına uygun bir biçimde yeniden elden geçirilmiş, çarpıtılmış ve o haliyle sunulmuştur. Bu sunumun en etkin ve belirleyici bir biçimde toplumsal zihne dikte ettirildiği yer ise eğitim kurumlarıdır. Bilimsel, akılcı, gerçekçi, eleştirel, sorgulayıcı düşünce yerini egemen resmi ideolojinin beklenti ve biçimlendirmeleri doğrultusunda deforme edilmiş bir dogmalar ve şablonlar dünyasına bırakmıştır. Bu nedenden ötürü ülkemizde özgür bir bilim ve bilimsel üretim olması gereken noktanın çok gerisindedir. Ülkemiz bilimi gibi siyaseti de 'ithalatçı' bir niteliğe sahiptir. İşin esası resmi ideolojinin kendisi İTHAL olunca onunla temas eden her şey - ki ona karşı savaşan düşünce, örgütlenme ve akımlar dahil- 'ithalatçı' bir yapıya dönüşmüştür. Kendi kaynaklarından beslenemeyen bir toplumsal hareket, taklitçi bir özellik kazanmaya mahkûmdur. Ülkemiz bu açıdan bakıldığında TAKLİTÇİLİĞİN neredeyse dünya merkezi konumuna gelmiştir. Sanatta edebiyatta müzikte şiirde dansta sinemada politikada kültürde özetle hemen hemen hayatın tüm alanlarında özgünlüğünü ve özgüllüğünü yitirme durumuyla ve bir kopyacılık ile karşı karşıyayız. Ve elbette bu anlayışın ürünü olarak da kendi sorunlarını analiz etme-çözüm üretme bağlamında yine ithal politikalar ve ideolojiler üzerinden alternatifler geliştirilmekte, kendi nesnel gerçekliğimize oldukça yabancı ve ondan kopuk şablonlar insanlarımıza dikte ettirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kendi özgünlüklerimizi doğru anlamak, tarihsel gerçekliğimizle akılcı bir biçimde IRKÇI önyargılardan kurtularak yüzleşmek ve geçmişten bugüne kalan ve sanırım yarına taşmaya mahkûm sorunlarla başedebilmek için yeniden düşünmek ve tüm kışkırtmalara karşın sağduyulu bir akılcılıkla değerlendirmek gerekiyor yaşadıklarımızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi buradan nereye bağlanacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kürt Açılımı' ya da 'Demokratik Açılım' olarak adlandırılan sürecin geldiği noktada ülkenin büyük bir kaosa sürüklenmek üzere olduğu gerçeğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki birçok yazımda da değinmiştim eğer süreç temel dinamikleriyle kitleye ve parlamentoya mal edilemezse ayrışma eğiliminin güçlenmesine ve halkımız içinde büyük ve aşılması zor duvarların oluşmasının hızlanmasına neden olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıldır ORTADOĞU’DAKİ TİRANLAR, Kürt Sorunu üzerinden emperyalist güçlerle bir PAZARLIK sürecine girmekte ve emperyalistlerin bölgesel çıkarlarını koruma karşılığında ülkelerinde azınlıklar ve ezilen uluslar üzerinde baskı, şiddet ve asimilasyona dayalı politikalarını sürdürmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizlerin yeniden biçimlendirdiği Ortadoğu'da 4 parçaya ayrılan Kürt coğrafyasında yaşayan, İsmail Beşikçi'nin deyimiyle 'ULUSAL SÖMÜRGE BİLE OLAMAYAN' Kürt halkı hemen hemen tüm uluslararası güç dengelerinin Ortadoğu politikalarında bir PAZARLIK MALZEMESİ olarak kullanılmıştır. Gerek statükonun devamını isteyen yerel militarist-oligarşiler gerekse de PETROL VE DOĞALGAZ üzerinden dünya egemenliklerini garanti altına almak isteyen ve bölgesel savaşta bir de SİLAH TİCARETİ ile nemalanan EMPERYALİST güçler Kürt halkının ve bölgede yaşayan diğer azınlıkların üzerinde baskı ve şiddet uygulayarak 'KÜRDİSTAN SORUNU'NU 100 yıldır diri tutmayı başarmışlardır. Şimdi yine AFGANİSTAN'daki ABD çıkarları karşılığında Kürt halkına dönük DEMOKRATİK AÇILIM sürecinin kesintiye uğratılması için ABD'den pazarlıklar sonucu tavizler alındığı iddiasında bulunuyor DTP çevresi. Değerlendirilmeye değer bir analiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tekrar AÇILIM kavramı ve değişen süreç üzerinden devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez 'AÇILIM', 'DEMOKRATİKLEŞME' ya da 'DAHA FAZLA HAK VE ÖZGÜRLÜK' sözü verildiğinde, 86 yıllık RESMİ DEVLET POLİTİKASI VE İDEOLOJİSİNİN aşılması gibi bir tutum ve güçle ortaya çıkıldığında artık bundan geri adım atmak gibi bir şey söz konusu olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülya Avşar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Demokratik açılım meselesinden ben çok korkuyorum. Korkuyorum, çünkü bu öyle bir mesele ki, artık dönüşü yok. Bu işe başladıysanız bitirmek zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi halde bu yeni doğmuş bebeğin ağzına memeyi verip en güzel anında çekmeye benzer, ki bu çok tehlikeli. Çünkü o zaman ne olur o bebek? Kıyameti koparır, olay çıkarır. Ne zaman ki sen yine o memeyi ağzına verirsin ya da başka bir meme; ancak o zaman susar, başka türlü kurtulamazsın artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler bu ülkenin bölünmemesini istiyor. Buna da sonsuz hakları var ama yöntem hataları yaptıklarını kabul etmeliler. Ben de sonuna kadar Türküm; ama bu Kürtleri yok saymak, onlara etnik baskı yapmak anlamına gelmemeli. Yıllardan beri Anayasa’yı değiştiriyorlar, bir kez de barış için değiştirsinler.” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktisat bilimi ile destekleyelim Hülya Avşar’ın tezini. ÜCRET TEORİSİ der ki, ÜCRETLER AŞAĞI DOĞRU ESNEK DEĞİLDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak ve özgürlük alanını genişletme çabalarına giriştiğinizde, olayın samimiyeti yada oyun olup olmamasından bağımsız olarak, artık toplumsal tarih yeni bir ivme kazanır ve dengeler yeniden şekillenir. Ve artık insanların, bir önceki duruma gelmelerini beklemek, geri dönüşleri mümkün kılmak olanaksızdır. Türkiye tarihinde bu tarz olaylar çokça yaşanmış ve ancak ASKERİ FAŞİST DARBELERLE kesintiye uğratılabilmiştir. Ve eğer hükümet kararlılık gösteremezse çokça şikayet edip TARİHİ OPERASYON olarak adlandırdığı ERGENEKON OPERASYONU ile engellemeye çalıştığı ASKERİ DARBEYE şimdi kendisi bizzat neden olacaktır. Çok tehlikeli bir durum için felaket tellallığı yaptığımın farkındayım ama realiteyi doğru anlamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; Ülkemizde güç ilişkileri, kaygan bir zeminde ve hızlı bir biçimde değişebilen zincirleme olaylarla yeniden biçimlendirilebilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt; Elbette burada ülkemiz ekonomik-siyasal-sosyal sisteminin güdümünde olduğu bir EMPERYALİST İLİŞKİ VE MÜDAHALE gerçeği ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde halen belirleyici güç ilişkileri ve dengeler içerisinde KİTLELER yani HALKIN ANA GÖVDESİ bir TEBAA olarak seyirci kalan ve tepeden gelen değişimlere ayak uydurmaya zorlanan bir niteliktedir. Örgütsüzdür, Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının talep istek ve önerileri siyasal otoriteler tarafından dikkate alınmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Kadıköy'de yürüyen yüzbinlerce ALEVİ yurttaşın AYRIMCILIĞA KARŞI EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI TALEBİ karşısında siyasal otoritelerin tepkisi ne olmuştur acaba? Görmezden gelmek... Başkaca da bir şey beklenebilir miydi DEVLET GELENEĞİNDE HALKIN HİÇBİR HAK, ETKİ VE BELİRLEYİCİLİĞİ olmadığı bir ülkede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette ülkemizde çok şey değişmiştir ama temel dengeler ve dinamikler konumunu ve belirleyiciliğini aynen korumaktadır. Statüko aşılamamıştır. Bu sebepten ötürüdür ki çok sevinemiyoruz EN TARİHİ AÇIKLAMALARA, RESTLEŞMELERE VE EZBER BOZMALARA rağmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılıma tekrar gelecek olursak, DTP'ye açılan KAPATMA davasının görüşülmeye başlandığı bugünlerde TOKAT’ta 7 gencin, İstanbul’da SERAP'ın, Diyarbakır'da AYDIN'ın öldürülmesi yeniden bir provokatif sürece dikkat çekmemizi zorunlu kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarların iktidarsız olduğu ve parlamentonun halkın değil egemen güçlerin çıkarları için çalıştığı bir ülkede EMEKTEN, İNSANDAN, TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN, DEMOKRASİDEN, HUKUKTAN VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ EŞİTLİKÇİLİĞİNDEN yana bir SİSTEMİN var edilmesi, BİREY bilincinin ve ekonomik-toplumsal yaşamda SOSYAL ADALETİN egemen kılınması pek mümkün ve kolay görünmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yine dikkat çekmek istediğim bir nokta var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilenlerin, emekçilerin çocuklarının öldüğü bir savaş üzerinden rantlarını sürdürmek isteyen güçlere DUR diyebilme cesareti ve kararlığını gösteremezsek, savaşın ve çatışmaların yaratacağı cehennemin de diyetini ödemekle yükümlü olan biz olacağız yine. Ölen 7 asker de, SERAP da AYDIN da, bir binbaşının, albayın, milletvekilinin, bürokratın, bir siyasi parti genel merkez yöneticisinin ya da TÜSİAD-MÜSİAD üyesi bir sanayicinin oğlu kızı ya da evladı değil. Bizim evlatlarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımızla davranıp, vicdanımıza dokunmadığımız ve empati yapmadığımız sürece KAYBETTİKLERİMİZİN SORUMLUSU olmaya devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yalnızca yaptıklarından, söylediklerinden değil yapmayıp söylemediklerinden de sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta cesaretin de korkaklığın da bir bedeli ve diyeti vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ETKİ-TEPKİ yasası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi kolları sıvayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bizi bize öldürterek kendi hükümranlıklarını sürdüren SAVAŞ TANRILARINA dur diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür bir bilinç ve sorgulayıcı bir akıl ile AKAN KANI DURDURALIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği arayalım. Savaşın ve şiddetin gölgesinde kan bürümüş gözlerimizin, öfkemizin ve nefretimizin, yüreğimizdeki İNSAN SEVGİSİNİ yok etmesine izin vermeyelim. İnsan DOĞASI GEREĞİ sevgiyle dolu ve AKLI ile hayatını yönlendiren bir varlıktır. Kışkırtılmış duygularla davranmayalım ve bizi mahkûm etmek istedikleri ÇIKMAZLARA karşı ÖRGÜTLÜ bir biçimde tavır koyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARIŞI arayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;08.12.2009&lt;br /&gt;İzmir &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-3906262527395793946?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/3906262527395793946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/serap-aydin-7-er-acilimi-yeniden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3906262527395793946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/3906262527395793946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/serap-aydin-7-er-acilimi-yeniden.html' title='SERAP, AYDIN, 7 ER... AÇILIMI YENİDEN DÜŞÜNMEK...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6984773591639296677</id><published>2009-12-16T01:37:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:38:05.970-08:00</updated><title type='text'>ÖLÜM VAR MI?</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;ÖLÜM VAR MI?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=366828070502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 10 Aralık 2009 Perşembe&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;iki yoldan biri yaşamak&lt;br /&gt;diğeri yaşayabilmek.&lt;br /&gt;birinden birini yitirmek zorunda yüreğim&lt;br /&gt;ya yaşayabilmek için yaşamaktan vazgeçmeli&lt;br /&gt;ya yaşayabilmek için yaşamaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlıkta mırıldandığım ezgiler&lt;br /&gt;yürürken yokuşlarda yorgunluğuma eşlik eden ıslıklar&lt;br /&gt;ve seyrederken dört bir yana saçılmışları&lt;br /&gt;anlayan bende beni alıp götürecek bir bilinmeyene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlıklarımdan bir parça koparıp saçtım denize&lt;br /&gt;tuzuna güneşine balığına karıştı birden&lt;br /&gt;sonra bir göğe açıldı maviliğimi besleyen ışık&lt;br /&gt;sonsuzluğa savrulan küllerde buldum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlığımla başbaşa&lt;br /&gt;varoluşumu kemirmiyor artık acılar&lt;br /&gt;benliğim bende değil&lt;br /&gt;her yerde ve herşeyde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlığa sitem etmiyorum&lt;br /&gt;aramıyorum teklikte yitmekten korkarak bir çoğulluğu&lt;br /&gt;korkmuyorum&lt;br /&gt;kederlenmek de güzel&lt;br /&gt;kahretmiyorum&lt;br /&gt;gözyaşlarım bir yağmurun cama çarpan vuruşlarıdır&lt;br /&gt;ve gülümseyerek seyrediyorum manzarasını evrenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gördüm.&lt;br /&gt;yalnızdım.&lt;br /&gt;bildim.&lt;br /&gt;yalnızdım.&lt;br /&gt;oldum.&lt;br /&gt;yalnızdım.&lt;br /&gt;öldüm&lt;br /&gt;yalnız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşey ve heryer bende&lt;br /&gt;ben herşeyde ve heryerdeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm var mı?&lt;br /&gt;bu dünyadaki her fâninin&lt;br /&gt;birgün gelip tadacağı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tattım ölümü.&lt;br /&gt;erdim sırrına.&lt;br /&gt;gülümse ışığınla yaşama&lt;br /&gt;gözlerini ayırma karanlıktan ama.&lt;br /&gt;ölüm var çünkü&lt;br /&gt;birgün seni alacak&lt;br /&gt;ve bir sınırsızlıkta&lt;br /&gt;seni özgür kılacak&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;10.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6984773591639296677?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6984773591639296677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/olum-var-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6984773591639296677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6984773591639296677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/olum-var-mi.html' title='ÖLÜM VAR MI?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-5050425239343154945</id><published>2009-12-16T01:36:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T01:37:12.588-08:00</updated><title type='text'>TEŞEKKÜR BORCU...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;TEŞEKKÜR BORCU...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="share_and_hide clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/ajax/share_dialog.php?s=4&amp;amp;appid=2347471856&amp;amp;p[]=1457485950&amp;amp;p[]=366844610502" rel="dialog" title="Arkadaşlarına gönder veya profilinde paylaş." class="share share_a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="byline"&gt; 10 Aralık 2009 Perşembe,&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;Hiç istemedim ki ben.&lt;br /&gt;İstemeyi bilmedim ki.&lt;br /&gt;Almak nedir sorsan bilmem&lt;br /&gt;Hayatta kendin için ne istersin desen&lt;br /&gt;Yok ki istediğim birşey.&lt;br /&gt;İstemeli mi insan hayattan?&lt;br /&gt;İstemek?&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;Hep yetindim kendimle&lt;br /&gt;Sahip olmak ise acı verdi bana her zaman.&lt;br /&gt;Yitirdiğimde yitirmiş hissetmedim.&lt;br /&gt;Gittiğinde DÖN diyemedim.&lt;br /&gt;Demem gerekir miydi?&lt;br /&gt;Yittiğinde aramadım&lt;br /&gt;Aradığımda yiten içindi çırpınışlarım&lt;br /&gt;Gittiğinde giden içindi haykırışlarım&lt;br /&gt;Ama bana geri gelsin&lt;br /&gt;Yine bende olsun diye değil.&lt;br /&gt;Haketmek miydi olması gereken?&lt;br /&gt;Hiç haketmedim ki ben.&lt;br /&gt;Hakettiğime hiç inanmadım ki?&lt;br /&gt;Mutluluğu aramadım&lt;br /&gt;Sevinci, neşeyi aramadım.&lt;br /&gt;Bendekilerle yetindim&lt;br /&gt;Acılarımla kederlerimle&lt;br /&gt;Ve boğazıma düğümlenenlerle yetinmesini bildim.&lt;br /&gt;Zenginlik düşüm olmadı benim&lt;br /&gt;Yukarısı aşağısı olmadı&lt;br /&gt;Her yer her zemin her an her zaman&lt;br /&gt;Tek boyutluluğun farklı yansımalarıydı benim için.&lt;br /&gt;Yaşam derinliğine karmaşasına ve bilinmezliğine rağmen&lt;br /&gt;Tek bir bütündü ve o bütün zaten bendeydi&lt;br /&gt;Ben de  o bütünde.&lt;br /&gt;Ben hiç istemedim ki.&lt;br /&gt;Özledim elbet.&lt;br /&gt;Ağladım.&lt;br /&gt;Bekledim.&lt;br /&gt;Ama ne ağlayışlarım ne özlemlerim ne bekleyişlerim&lt;br /&gt;İkna edemedi beni istemeye.&lt;br /&gt;Yaşadığım ne ise&lt;br /&gt;Başıma gelen&lt;br /&gt;Üstüme çöken&lt;br /&gt;Bazen bir karabasan bile olsa&lt;br /&gt;Olduğu gibi kabullendim.&lt;br /&gt;Öyle sessiz öyle sakin öyle güleç kaldım ağlamaktan kudurasıya bağırsam da&lt;br /&gt;Duygu denizim kabarsa da dalgalansa da köpürse de&lt;br /&gt;Bir andan diğer an a&lt;br /&gt;hareketlenip hareketlenip dursa da&lt;br /&gt;Ben yine&lt;br /&gt;dinginleşmeyi bildim.&lt;br /&gt;Hiç istemedim ki ben.&lt;br /&gt;Yaşadım yüreğimde&lt;br /&gt;Aşkı da sevgiyi de kederi de.&lt;br /&gt;İçimde idi herşey.&lt;br /&gt;Dokunuşları istemedim&lt;br /&gt;Sıcaklığını avuçlanan bir yüzün&lt;br /&gt;Bir sarılıp öpmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varken vardı hayatımda&lt;br /&gt;Yokken aramadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hiç istemedim ki&lt;br /&gt;İstemek nedir bilmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük kavgalara adadım benliğimi bilincimi yüreğimi&lt;br /&gt;Ve zaman&lt;br /&gt;Kavgalarımın döşendiği mayınlı bir araziydi benim için.&lt;br /&gt;Yürürken ardıma baksam da&lt;br /&gt;Yeniden dönmedim terkettiğim yerlere&lt;br /&gt;Kendim için olmayı bilmedim onca yıl&lt;br /&gt;İstemedim de.&lt;br /&gt;Alıştım acılarım ve yalnızlığımı&lt;br /&gt;ve Ölümü severek aşkla&lt;br /&gt;Kendimle kalmaya.&lt;br /&gt;Hep diğerleri içindi&lt;br /&gt;Kendime istemek aklıma gelmedi&lt;br /&gt;Ayıpladım kendim için istemeyi isteyenleri&lt;br /&gt;Tersledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemeli miydim?&lt;br /&gt;Bilmiyorum.&lt;br /&gt;Hiç bilmedim.&lt;br /&gt;İstemedim ki ben hiç.&lt;br /&gt;Bekledim elbet&lt;br /&gt;Kaldı gözüm yollarda&lt;br /&gt;Kulağım ve yüreğim kapılarda.&lt;br /&gt;Ama gelmedi diye sitem etmedim&lt;br /&gt;Hep kendimle ettim kavgamı&lt;br /&gt;Hep kendimi suçladım yaşananlardan ötürü&lt;br /&gt;Hiç bilmedim suçlamayı.&lt;br /&gt;Ne ettiysem hayatta kendim için değil miydi aslında&lt;br /&gt;Ve her kim her ne ettiyse bana&lt;br /&gt;Ben izin verdiğim için değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınandım, yandım, derinliklerinde kayboldum ummanlara daldım&lt;br /&gt;Yerin en dibine indim göğün sınırlarında gezindim&lt;br /&gt;Yağmur damlası oldum bir çiy tanesi&lt;br /&gt;Bir karıncanın gözü&lt;br /&gt;Bir arının ayaklarındaki polen&lt;br /&gt;Yaprak oldum çiçek oldum&lt;br /&gt;Meyve oldum çürüyüp düştüm toprağa&lt;br /&gt;Bakterilere karıştım ve yükseldim göğe kaç kez&lt;br /&gt;Bedenimi öldürdüm zihnimde&lt;br /&gt;Toprağa bıraktım kendimi bir ceset gibi&lt;br /&gt;Böcekler doluştu beynime yüreğime etime&lt;br /&gt;Parçalayıp parçalayıp kattılar kendilerine beni&lt;br /&gt;Kemiklerimle kuruya kuruya bütünleştim toprakla havayla suyla güneşle&lt;br /&gt;Ben böyle oldum hep&lt;br /&gt;Düştüm göğün zirvesinden&lt;br /&gt;Nefessiz kaldım en dibinde okyanusların&lt;br /&gt;büyük buhranlar yaşadım&lt;br /&gt;Sıkı sıkı sarılsam da hayata&lt;br /&gt;Meydan okusam da ölüme&lt;br /&gt;Ölümü de sevdim yaşamak kadar&lt;br /&gt;Ve meydan okudum yaşama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin kamaştırıcılığında&lt;br /&gt;Kamaşmayana dek gözlerim&lt;br /&gt;Bakakaldım öylece.&lt;br /&gt;Yağmurda fırtınada karda&lt;br /&gt;Yürüdm yollarda sabahlara dek&lt;br /&gt;Soğuğu sevdim ölüm beni okşar gibiydi tenime değdiğinde&lt;br /&gt;Güneşin yakıcılığında içime dolan yaşama sevincini tattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hep bu diyarlarda gezindim.&lt;br /&gt;Kendimi hep bu alemlerin sarhoş ediciliğinde buldum.&lt;br /&gt;Dünya ve insanlar&lt;br /&gt;Tüm bunlardan bir parça idi benim için&lt;br /&gt;Hepsini çok sevdim.&lt;br /&gt;Kötülüğü de iyiliği de güzelliği de çirkinlikleri de&lt;br /&gt;Hayat tek bir bütündü  benim için&lt;br /&gt;Ve ben&lt;br /&gt;istemeyi hiç düşünmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemem gerekli miydi?&lt;br /&gt;Kendim için.&lt;br /&gt;Hep düşündüm ve bir sonuca vardım&lt;br /&gt;O sonuç&lt;br /&gt;Eğer herkesi mutlu edebilirsem&lt;br /&gt;Herkesi özgür kılabilirsem&lt;br /&gt;Ben de mutlu ve özgür olabilirdim.&lt;br /&gt;Düşlerimin sınırlarını genişlettim&lt;br /&gt;Sevdalı yüreğimde tüm evrene yer açtım.&lt;br /&gt;Sonsuzlukta dolandım dolaştım kendime döndüm tekrar&lt;br /&gt;Ama gördüm ki&lt;br /&gt;Her birey her insan her canlı&lt;br /&gt;Kendinden sorumlu&lt;br /&gt;Ve kendisi istemedikçe&lt;br /&gt;Olmayacak olması için kendimden vazgeçtiklerim&lt;br /&gt;Herkes kendi kavgasını vermeli&lt;br /&gt;ve birleşmeli yollar&lt;br /&gt;Çakışmalı özgür ayrımsız mutlu bir yarında&lt;br /&gt;Canın canı candan sevdiği bir dünya özlemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendim için istemedim&lt;br /&gt;Anlasam da anlamam gerekenleri&lt;br /&gt;Anladıklarımla kala kaldım istememenin çelişkili doğasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşıyorum.&lt;br /&gt;Çok şey gördüm.&lt;br /&gt;Yaşayacağım elbet daha çok şey.&lt;br /&gt;On yıldır misafir gibiyim bu dünyada.&lt;br /&gt;19 umdan sonrası bir yokoluştu benim için&lt;br /&gt;Hayat şaşırtasıya kadar beni&lt;br /&gt;Ve 29 umdayım.&lt;br /&gt;Hiç düşünmemiştim bu yaşta oturup başına bir masanın&lt;br /&gt;Bu dökülenleri yazacağımı&lt;br /&gt;Hem de içimde buruk ve ağlamaya yüz tutmuş bir sevinçle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişman değilim yaşadıklarımdan&lt;br /&gt;Ve yaşayamadıklarımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemeyi bilmiyorum halen.&lt;br /&gt;Ve öğrenemeyeceğim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama birgün gelecek ve ölüm kardeşle karşılaştığımda&lt;br /&gt;Büyük bir sevgi ve aşkla kucaklayacağım onu&lt;br /&gt;Yaşarken hayatı kucakladığım gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut ve umutsuzluk birmiş meğer&lt;br /&gt;Ve her kavgamda bir dengeyi etkilemişim&lt;br /&gt;Kendi dengelerimi sarsma pahasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şey öğretti bana hayat&lt;br /&gt;Öğrenmemekte ısrar ettiklerimde&lt;br /&gt;Acımadı hiç.&lt;br /&gt;Sağolsun.&lt;br /&gt;Yoksa debelenip kalacaktım çamurunda bağnazlıkların alışkanlıkların ve zaaflarımın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyorum herşeyini hayatın.&lt;br /&gt;Yaşanılan herşeyi&lt;br /&gt;Gördüğüm tattığım kokladım duyumsadığım hissettiğim dokunduğum&lt;br /&gt;Ve hiçbir zaman görmeyecek duymayacak hissetmeyecek tatmayacak koklamayacak olduğum herşeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şimdiyim&lt;br /&gt;Şu andayım.&lt;br /&gt;Hemen burada.&lt;br /&gt;Varım.&lt;br /&gt;Ve bu bile bana yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlık, acılar, ölüm, keder, yüreğimi burkan yaşanmışlıklarımla tanıdım hayatı.&lt;br /&gt;Ve sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemeye gerek var mı birşeyleri?&lt;br /&gt;Sahip bana hayat&lt;br /&gt;Ve ben hayata sahibim.&lt;br /&gt;Benliğimi taşıyan bedenimi de seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat.&lt;br /&gt;Ölüm.&lt;br /&gt;Aşk.&lt;br /&gt;Aydınlık&lt;br /&gt;Karanlık&lt;br /&gt;Hareket&lt;br /&gt;Ve durağanlık....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize sevgiler sunuyorum...&lt;br /&gt;Sizleri seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemeyi öğretmediniz bana&lt;br /&gt;Çünkü ben daha büyük bir sırra ulaştım.&lt;br /&gt;Mutlu olmak ve acı çekmemek için&lt;br /&gt;İkiliği aşmayı.&lt;br /&gt;Bir ve tek olanla bütün olmayı.&lt;br /&gt;Gerçekliğin ateşiyle kavrulup&lt;br /&gt;Batın olan bilgiye ulaşmayı.&lt;br /&gt;Sözcüklere dökülemez hissettiklerim&lt;br /&gt;Düşüncelerimin hiçbir parçası bir aynaya yansıtır gibi yansıtamaz belki&lt;br /&gt;Ama o  benim içimde&lt;br /&gt;Onu hissediyorum&lt;br /&gt;Yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler hayat&lt;br /&gt;Teşekkürler ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler bana beni hediye eden evren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu yaşamı binbir güzellikle donatan anamız doğa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;10.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-5050425239343154945?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/5050425239343154945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/tesekkur-borcu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5050425239343154945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5050425239343154945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/tesekkur-borcu.html' title='TEŞEKKÜR BORCU...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-5747293435135053311</id><published>2009-12-16T01:33:00.002-08:00</published><updated>2009-12-16T01:36:23.577-08:00</updated><title type='text'>SİYASAL SİSTEM VE KÜRT MESELESİ</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=376439500502&amp;amp;1&amp;amp;index=0"&gt;SİYASAL SİSTEM VE KÜRT MESELESİ&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  (Bir dostum kardeşini aramış. 'Bize İzmir'de sığınacak bir yer ayarla Türk ordusu yakın bir zamanda Kürt illerini uçaklarla bombalamaya başlayabilir' demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batmanda yaşayan dostumun bu kaygısı üzerine aşağıdaki yazıyı düzenleyerek ilgilerinize sunmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP irtica eylemlerinin odağı haline geldiği halde ülkenin bekası için AKP'yi yalnızca uyarmakla yetinen Anayasa Mahkemesi, DTP'yi affetmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın aslında DTP ve demokratik Kürt siyasetine karşı girişilen bir komplo olduğu açığa çıktı böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle!' atasözü bu durum için söylenmiş olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha seçim sürecinde DTP lileri meclise almamak için binbir alavere dalavereye başvuran devletin tüm organları partiler ve askeri yetkililer böylece Kürtlerin 'şiddetsiz politik zemini' de ortadan kaldırmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ardından şiddete dayalı politik çatışma ortamı büyük bir maharetle gerçekleşme imkanı buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu sistem savaştan ve kandan beslenmekte. Onların 'ölümlere' ihtiyacı var bu insanlar gözlerini açmasın özgür mutlu refah ve adil bir gelecek özlemini bıraksın kendisine tebaa gibi davranan bu barbar düzene sessiz sedasız itiraz etmeden boyun eğsin diye. Nazım'ın deyişiyle; 'Bu sömürü, bu zulüm, bu bezirgan saltanatı' ve yağma düzeni sürsün diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; Çünkü bu sistem demokrasiye insan haklarına özgürlüklere farklılıkların kendini ifade edebilmesine karşı alerjik gösteren bir sistem. O sistemin F Tipi Cezaevlerine geçiş sürecinde açlık grevinde olan devrimci-komünist-sosyalis&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;t muhalefete ve siyasi tutuklulara 'hayata dönüş' adı altında bombalarla gazlarla saldırarak imha etmesinde de açıkça görüldüğü üzere muhalifleri sistemin dışına çıktığında onu yoketme anlayışıyla hareket ediyor. Adana'da katledilen Erdinç Aslan geliyor aklıma. İşi şansa bırakmamak için yan yana duran iki kapıyı da kırıp iki evdekileri de katletmişlerdi polis güçleri. Buna benzer binlerce uygulama açıkça göstermiştir ki sistem, çizgiyi aşanlarla, hakkaniyetten, etikten, insani değerden yoksun bir biçimde hesaplaşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistem Seyid Rıza'yı yaşını küçülterek, 17 yaşındaki Erdal Eren'i yaşını büyüterek idam ederek ancak kendi sürekliliğini ve gücünü garanti altına alabiliyor. Korku toplumunun sindirilmiş birey bilincinden yoksun kitlelerinin kaderini teslim almanın yolu olarak zulmün ve şiddetin tüm olanaklarını ve sınırlarını zorluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-7 Eylüller, Sivaslar, Maraşlar, Çorumlar, aydınlara yönelik suikastler, kitaplara, gazetelere, dergilere saldırılar, yasaklamalar, toplatmalar, gazetecileri öldürmeler, Kürt illerindeki katliamlar köy yakmalar, faili meçhul cinayetler ve işkencelerle bugüne gelmiş olan bir sistem bu sistem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri faşist darbelerle ve darbelerden kalma mantalite ve uygulamalarla ancak kendini varedebiliyor. Ve sürekliliğini ancak böyle sağlayabiliyor. Elbette üyesi bulunduğu NATO ve Emperyalist-Kapitalist blok, onun gücüne ayrıca bir güç katıyor. Çünkü o sistem aynı zamanda emperyalizmin bölgedeki jandarması ve karakolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliğini, kültürünü, dilini ve inançlarını özgürce ifade etmek ve ülkenin eşit ve onurlu yurttaşları olarak ayrımcılığa uğramadan yaşamak isteyen Alevileri, Kürtleri ve Gayrımüslim azınlıkları, provokasyonlarla, katliamlarla terbiye etmeyi kendine ilke edinmiş ve 'İç Tehdit', 'Dış mihrak', 'Kökü Dışarıdakiler' gibi tamlamalarla güvenliği sağlama ve devletin bekaasını milletiyle bölünmez bütünlüğünü güvence altına alma gibi geleneksel söylemlerle toplumu zapturapt altına almış bir sistem bu sistem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütlenme özgürlüğünü sindirilmiş bir korku toplumunda zaten toplumun geniş kesimleri tarafından hemen hemen hiç kullanılmayan bir hak durumuna getirmiş olan bu sistem, her türlü mücadelede yoğun bir polis denetimi ve yasal engellemelerle geniş kitlelerin ülkenin geleceğine ilişkin söz söyleme haklarını ortak kanaatlerini ifade etme haklarını da zaten yok sayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DTP kapatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetten ve kandan beslenen güçler amaçlarına ulaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt sorununu programına aldığı ve demokratik-eşitlikçi bir çözüm önerdiği için kapatılan ona yakın partiden birisi de DTP oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtlere tek bir yol sunuyorlar. Muhatap olarak 'eli silahlı gerillaların çizeceği hatta ilerlemek.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart darbesi'nde demokratik alanı kullanamadığı için Devrim mücadelesi için dağlara çıkmayı öngören ve girişimde bulunan Denizler, Mahirler, İbrahimler, Sinanlar geliyor akla. Ve 40 yıldır çok da birşeyin değişmediği görülüyor ülkemizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yakın tarihimizden bir örnek daha. 23 haziran 1996’daki HADEP kongresi. Babamla birlikte gitmiştik. Ankara'ya gitme amacımız aslında Kürt Sorunu'na Demokratik-Barışçı Çözüm talebini programına aldığı için kapatılmaistemiyle dava açılan Emek Partisi'nin eylemine katılmaktı. Gelmişken HADEP'in de kongresine katılalım demiştik. 'Türkiyelileşme Projesi' adıyla yeni bir sürece başlamıştı HADEP. Ama kongre salonuna girerken daha bir gariplik olduğunu sezmiştim. Çünkü üst aramalarını POLİS yapıyordu. Ve bir Türk bayrağı asılıydı kongre salonunda. Biraz umutlanmıştım artık Türkler de duyacak Kürtlerin acılarını ve ortak bir alan yaratılabilecek diye. Ama olmadı. Ve sonuç gece belli oldu. Salonun ortasına asılan 'TÜRK BAYRAĞI', sistemin derin güçlerinin provokasyonu ile indirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Haziran günü yani ertesi gün de Emek Partililere saldırdı devletin kolluk güçleri ve sivil faşistler. Öyle bir saldırı idi ki polis ve sivil faşistler kaldırım taşlarını söküp insanların üzerine attılar. Yaralılar hastanelerden toplanıp gözaltına alındı.. 23 ünde faşist statükocu güçler HADEP e, 24 Haziran da da Emek Partililere saldırdı. O gün hatırladığım kadarıyla 700 civarında YARALI vardı. Bir kamyonet dolusu KIRIK COP toplandı. Ve Kürt Sorunu'nun demokratik-barışçıl yollardan Kürt ve Türk emekçilerinin gönüllü ve adil bir onurlu birliği temelinde çözülmesini savunan iki yasal parti, faşizmin barbarlığından ve statükonun devamını sağlama isteğinden nasibini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki süreci nasıl anlamak gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölünmeyi önleyecek olan demokratik siyaseti yasaklayarak, sistem kendi eliyle halklar arasında kin ve düşmanlığı tırmandıracak bir ortama neden olmuştur. Gerginlik çok ciddi boyutlara ulaşmaya başladı bile. Muş örneğinde ve İstanbul'da DTP lilere silahlarla saldırılar düzenlenmesi ve devletin sadece eylemcileri tutuklaması, Kürtleri zorunlu olarak PKK çizgisinde kalmaya zorlayacaktır. Ve sistemin derin egemenlerinin de istediği sanırım bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapatma olayı ve öncesinde yaşanan olaylar göstermiştir ki Ergenekon denilen güç aslında sistemin ta kendisidir. Ve Ergenekon Operasyonu, Kemalist-Türkçü kılıfına bürünmüş oligarşik militarizmle, İslamcı sermaye ve siyasetin ABD önderliğindeki bir 'AL GÜLÜM VER GÜLÜM' operasyonu ve uzlaşma konseptidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç savaş tehlikesi gibi bir gerçek var ortada. Ve artık Kürtlerin güvenini kolay kolay yeniden tesis edemeyecek hükümet. Ve Türkler, artık çok daha duygusal ve duyarlı ama bu duyarlılık çatışmaları tırmandıracak bir hatta ilerlemekte. Tokat'ta katledilen 7 askerden 2'sinin yakınlarının BARIŞ çağrısında bulunması elbette anlamlı ama artık kardeşliğe, birlikte yaşama vurgu yapan sesler, faşizan milliyetçi hengamede çok cılız kalmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB sürecinde Demokratikleşme doğrultusunda adımlar atılmadan önce 'Bağırsak Kurtlarını Temizleme Operasyonu' adı altında bir operasyon başlamıştı. Devrimci muhalefet, yargısız infazlarla, işkenceler ve gözaltında kayıplarla yokedilmek istenirken cezaevlerinde de azgın ve barbar saldırılar düzenlenmişti. Dikensiz bir gül bahçesi isteyen militarist sistem, faşizme ve barbarlığa karşı ezilen mazlum halkların, emeğin, eşitliğin, insanca yaşama hakkının, özgürlüklerin yanında tavır koyanları sindirmek için çok yönlü bir saldırı başlatmıştı. Çünkü demokratikleşme sonrasında sosyalist-komünist bir çizginin kitlesellik kazanarakgüçlü bir muhalif yapıya bürünmesini istemiyordu. Sanırım şu an yine benzer bir anlayış var sistemin yaklaşımında. Afganistan konusunda destek isteyen ABD ile yine Kürtler üzerinden pazarlık yapıldığı iddiaları var. Ve Kürt Özgürlük Mücadelesinin tasfiyesinin amaçlandığı iddiasında DTPliler. Kürt Sorunu'nu, DTP'siz çözmeye çalışanlar yine aynı oyunu sergiliyorlar denilebilir mi? Bence denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt-Türk çatışmasına doğru giden bu süreçte Kürtlerin, silahların gölgesinde haklarını arama ve savunma durumuna itilmesi ve çatışmaya zorlanması, orta vadede büyük acıları ve yıkımları da beraberinde getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine İNSANIM diyen herkesin, statükocu derin güçlerin çatışmanın her iki tarafındaki savaştan ve kandan beslenen güruhların bu oyununa karşı seslerini örgütlü bir şekilde yükseltmeleri zorunluluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barışı savunmak, gerçeği savunmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barışı arayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;15.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-5747293435135053311?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/5747293435135053311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/siyasal-sistem-ve-kurt-meselesi-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5747293435135053311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5747293435135053311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/siyasal-sistem-ve-kurt-meselesi-bir.html' title='SİYASAL SİSTEM VE KÜRT MESELESİ'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4627058791758891960</id><published>2009-12-16T01:33:00.001-08:00</published><updated>2009-12-16T01:33:45.445-08:00</updated><title type='text'>HÜZÜN VE KEDERE DURMUŞ SÖZCÜKLER...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;HÜZÜN VE KEDERE DURMUŞ SÖZCÜKLER...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  Bir keder yazıldı sevda haneme bugün&lt;br /&gt;İçime çöktü bir hüznün tortusu&lt;br /&gt;Nefessiz ve sessiz kaldım öylece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haksızlığa uğramış çocuğum sanki&lt;br /&gt;Ağlamaya bile zaman bulamadan&lt;br /&gt;Ötelenmişliğin sancısı var içimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezik yüreğimde inceden bir sitem var hayata&lt;br /&gt;İncinmişliğinde duygularımın bir nida&lt;br /&gt;'Yetmedi mi' der gibi derinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirim elbet bilirim.&lt;br /&gt;Bir geçici altüst oluştur bu&lt;br /&gt;Hislerimin aklıma kurduğu bir tuzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tuzak da benim o tuzağa düşen de o tuzağa düşüren de.&lt;br /&gt;Bundan ötürüdür gülümseyişler acı ve buruk olsa da&lt;br /&gt;Bir mumun kendi gölgesine düşen ışığı gibi titreyip durmakta aydınlanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmekten ötedir hissetmek&lt;br /&gt;Ve anlamaktan çok daha başkadır inanmak.&lt;br /&gt;Bir yol var yürüdüğüm sonunda bilinmezliğin karanlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zincir gibi sarılmış duygularım&lt;br /&gt;Bir dalgın bir mahzun bir çaresizim bugün&lt;br /&gt;Sıkılı bir yumrukta esir kalmış kuşun çırpınışındaki yüreğimde bir karanlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimde yine bulutlar var&lt;br /&gt;Kederimle çöktüm kaldım dizlerimin üstüne&lt;br /&gt;Ağırlığını taşıyamamakta bedenim bunca yaşanmışlıktan kalan hüznün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğasıdır hayatın&lt;br /&gt;Bir iner bir çıkar yollar,&lt;br /&gt;Engebeleri aşan yürüyüşlerde gerçeğin sırrına ulaşan bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayacağım belki bir akşam üstü daha&lt;br /&gt;Geceye ulaşacak sıcağı kanamaların&lt;br /&gt;Soğuğun ellerinde yanan tutuşmuşluğunda kalbimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerdesin diye soramadan&lt;br /&gt;Yanıtladı keder&lt;br /&gt;Hüznün yanında bir sohbette yüreğimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elden ne gelir?&lt;br /&gt;Yaşayacağım.&lt;br /&gt;Hayat, böyle de güzel....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;içime çöktü güz mevsimine özgü bir acı&lt;br /&gt;başetmektense&lt;br /&gt;şiir ettim :)&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;15.12.2009&lt;br /&gt;İzmir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4627058791758891960?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4627058791758891960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/huzun-ve-kedere-durmus-sozcukler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4627058791758891960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4627058791758891960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/12/huzun-ve-kedere-durmus-sozcukler.html' title='HÜZÜN VE KEDERE DURMUŞ SÖZCÜKLER...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-9065135115364642512</id><published>2009-09-08T09:23:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:23:30.470-07:00</updated><title type='text'>Seçmece Karpuzardan Dilimler</title><content type='html'>&lt;div class="byline"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/notes.php?id=1457485950&amp;amp;start=20&amp;amp;hash=7a372ea34b882362cd739dcce54dbd02#" onclick="ask_delete_note(265486935502, 'note_265486935502', 10,1457485950,'Seçmece Karpuzardan Dilimler','/note.php?note_id=265486935502', 0); return false;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seçmece Karpuzardan Dilimler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mevsimsiz.net/Yazilar/Sizden_Gelenler/Oktay_Caparoglu_Secmece_Karpuzardan_Dilimler-7272/" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.mevsimsiz.net/Y&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;azilar/Sizden_Gelenler/Okt&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ay_Caparoglu_Secmece_Karpu&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;zardan_Dilimler-7272/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su gibi bulanıklaştı çamurundan&lt;br /&gt;Gökten yüreğine düşen toz bulutlarının&lt;br /&gt;Su gibi durakaldı&lt;br /&gt;Kör karanlık çukurunda ayrılıkların&lt;br /&gt;Su gibi durgun su gibi yorgundu&lt;br /&gt;Ve onu ancak&lt;br /&gt;Gün ışığından beslenen bir sevginin sıcaklığı kurtarabilirdi&lt;br /&gt;Yalnızlığın tozuna belenmiş bir bulanıklığın kuytusundan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketin bittiği yerde&lt;br /&gt;durağanlık&lt;br /&gt;ölüm&lt;br /&gt;çürüme&lt;br /&gt;tükeniş başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen insanın yüreği su da olsa&lt;br /&gt;berrak, akışkan, güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamın ağır koşulları öyle yerlere sürükler ki&lt;br /&gt;yatağından uzaklaşır&lt;br /&gt;ve kör kuytularda kapalı kalır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçmişin izini süreyim derken&lt;br /&gt;geçmişin derinliklerinde esir olur bazen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinç bulanıklaşır, duygular kanar...&lt;br /&gt;ne yapacağını bilememenin çaresizliği sarar insanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varılacak yer artık uzaklardadır.&lt;br /&gt;ve her uzaklığı andığında&lt;br /&gt;hareketsizliğin mahkumiyeti ağırlaşır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeyi de bilmek gerek&lt;br /&gt;Hem de dönüşü olmaksızın&lt;br /&gt;Kalmayı da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vur aslanım sen de vur&lt;br /&gt;Bu devran böyle&lt;br /&gt;Bir yürür bir durur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dur aslanım sen de dur&lt;br /&gt;Korkuların zincirinde karanlıkta dur&lt;br /&gt;Karanlık alsın seni&lt;br /&gt;İşte yaşamak budur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne gölge düşüren izlerde aradım&lt;br /&gt;Geçmişin tozlarını yutarcasına seni&lt;br /&gt;Ne senden bir iz bulabildim kuytuluklarında dünün&lt;br /&gt;Ne de arayışların meraklı gözlerinde&lt;br /&gt;Buruk bir umutla ışıldayan sevinci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne gölge düşüren izlerde aradım&lt;br /&gt;Geçmişin saklı&lt;br /&gt;Geçmişin karanlık yüzünde seni&lt;br /&gt;Ne senden bir parça vardı&lt;br /&gt;Karanlığın aralanan yırtmacında&lt;br /&gt;Ne de yüreğimden bir yama&lt;br /&gt;Sevgimizi ören kumaşında eski sevinçlerin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne gölge düşüren izlerde aradım&lt;br /&gt;Kalakalmışlığında bir duraksamanın seni&lt;br /&gt;Yitirilmiş olanın boş yeri kalmıştı sıcaklığında&lt;br /&gt;Yıkılmış olanın yıkıntıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişi aradım bedenimin her parçasında&lt;br /&gt;Çocuksu saflığımı&lt;br /&gt;Gülüşlerimde beliren ifadesini mutluluğun&lt;br /&gt;Diri ve taze baharlara duyduğum özlemlerde aradım&lt;br /&gt;O içi kuru ve kararmış olan anlamsızlıkta&lt;br /&gt;Debelenen vicdanımın ruhunu&lt;br /&gt;Gölge düşüren izlerde aranmak&lt;br /&gt;Işıksız dünyalarda karanlıklarda&lt;br /&gt;Göz kamaştıran görkeminde zifiri&lt;br /&gt;Dondurucu ayazında zemheri&lt;br /&gt;Kaybtmek kendini&lt;br /&gt;Geçmişte yitirilen bir geleceğe ağlamak hıçkıra hıçkıra&lt;br /&gt;Kendinden giden bir kendiliğindenlikte&lt;br /&gt;Yaşlı gözlerle anmak andıkça acıları besleyen yaşanmışlıkları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıyor gözlerim bir şeyleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne bir şeyler var tozlu raflarında geçmişin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aranıp bulunacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de biri var bende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulduklarıyla avunacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakakaldım ardından gidişinin&lt;br /&gt;yürüdüğü yolların tozu düştü yüreğime&lt;br /&gt;geçmişin sularına açıldı düşler&lt;br /&gt;eskiyen yanımı çarpar gibi yüzüme&lt;br /&gt;biten günün batan güneşiyle&lt;br /&gt;yoksunluğun derin izi düştü kederime&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulanan ırmaklarda yıkandım nicedir&lt;br /&gt;suskun gölün durgunluğunda&lt;br /&gt;ölümlere gömülü karanlıklarda beklerken nefessiz&lt;br /&gt;mezartaşlarına döndüm sensiz nicedir&lt;br /&gt;aşka yazılı şiirlerin gölgesinde&lt;br /&gt;yalnızlığa ağladım nicedir&lt;br /&gt;sessizce şelaleye dönen çağlayanlar misali akan gözyaşlarımla&lt;br /&gt;dip gürültüsü oldu yüreğimdeki sesler&lt;br /&gt;beynimde kanayan bir susuşla&lt;br /&gt;dinledim ezgisini yokluğun&lt;br /&gt;ellerimde kalanla avunmaktan yorulmuş&lt;br /&gt;dal kurusu sıcaklarda&lt;br /&gt;yanan içimdeki susuzlukla kavrulmuş&lt;br /&gt;kirletilmiş sevdaların öfkesinde boğulmuş&lt;br /&gt;ve kendimde kendimce kaybolmuşum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VII&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir durgunluk bir kırgınlık bir ürkeklik var içimde&lt;br /&gt;Binlerce kavgadan arta kalan&lt;br /&gt;Binlerce kavganın acısını taşıyan bir eylemsizlik&lt;br /&gt;Ne çelişki ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIII&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola düşenin düşmeden önce döktürdükleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece düşüyorum yola&lt;br /&gt;Yollara…&lt;br /&gt;Düşmez kalkmaz bir Allah imiş&lt;br /&gt;Düşelim bakalım&lt;br /&gt;Ne getirir hayat bizden&lt;br /&gt;Neyi götürür…&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir dönüş sonrası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönüşü yaşadım bugün&lt;br /&gt;Nice ayrılıkların dönülmezliğinde&lt;br /&gt;Kıyısından yalnızlıkların&lt;br /&gt;Keskin virajları döner gibi değil&lt;br /&gt;Kesin virajların dönüşü olmayan gitmelerinden&lt;br /&gt;inadına inadına gelir gibi&lt;br /&gt;Usul usul&lt;br /&gt;Sessiz&lt;br /&gt;Ve hüzünbaz bir dönüş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-9065135115364642512?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/9065135115364642512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/secmece-karpuzardan-dilimler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9065135115364642512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/9065135115364642512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/secmece-karpuzardan-dilimler.html' title='Seçmece Karpuzardan Dilimler'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-726614242572492695</id><published>2009-09-08T09:22:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:22:40.110-07:00</updated><title type='text'>KAPANAN BİR PERDE DEĞİLDİR ÖLÜM...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=266397800502"&gt;KAPANAN BİR PERDE DEĞİLDİR ÖLÜM...&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mevsimsiz.net/Yazilar/Sizden_Gelenler/Oktay_Caparoglu_Kapanan_Bir_Perde_Degildir_Olum-8106/" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.mevsimsiz.net/Y&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;azilar/Sizden_Gelenler/Okt&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ay_Caparoglu_Kapanan_Bir_P&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;erde_Degildir_Olum-8106/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dargın mıyım?&lt;br /&gt;Kırık dökük ezgiler yankılanmakta kulaklarımda.&lt;br /&gt;Bir son gibi hazin ve derinden gelen sızılarla çoğalmakta kederim.&lt;br /&gt;İlginçtir. Anlamlandıramamaktayım kendimde olanları.&lt;br /&gt;Yürek yangını diyorlar buna ya.&lt;br /&gt;Aşktan ya da sevdadan yana değil…&lt;br /&gt;Ya da geçmişten kalma bir acının iç yakan ateşini harlayan bir şeyler de yok.&lt;br /&gt;Bir ölüm.&lt;br /&gt;Bir çürüyüşün bedenimden parça parça kopan duygularımda kendi ifadesini bulan anlamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küskün müyüm yaşama?&lt;br /&gt;Soluk alışımda içime dolan havanın kasvetinden çıkaramadığım şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsyanlar içindeyim…&lt;br /&gt;Her anımı işgal eden bir ordu misali doluşmuş benliğime asi bir direnç…&lt;br /&gt;Ne yapacağını bilememenin esrarengizliğinde yitmekteyim çoğu zaman.&lt;br /&gt;Bir coşkulu bir durgun bir güçlü bir yıkılmış&lt;br /&gt;Kelimelerde anlamını arayan bir düşün seferidir geçmişimden bugüne hücum eden…&lt;br /&gt;Savaş borazanları eşlik etmekte içimde üreyen çoğalan büyüyen çatışmalara…&lt;br /&gt;Gürültüler yangınlar patlamalar isyanlar zincire vurulmuşlukta çırpınan bir çaresizlikte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırgın mıyım?&lt;br /&gt;Boğazımda düğümlenen bir şeyler var.&lt;br /&gt;Yaşamak ağır bir yük gibi mi geliyor yoksa ben taşımaktan mı sıkıldım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk arayışı…&lt;br /&gt;Öylesine anlamsız geliyor ki gülüyorum geçiyorum.&lt;br /&gt;Ne büyük acılardan ne büyük kederlerden sonra bile gülebiliyorsa insan,&lt;br /&gt;Ve geçip gidiyorsa zamanın azgın sularına kapılıp&lt;br /&gt;Kalıyorsa geçmişimizde bir anı olarak&lt;br /&gt;Ve eninde sonunda dengeleyebiliyorsak bir şeyleri içimizde,&lt;br /&gt;Ölümlere ayrılıklara yıkımlara hasretlere vurgunlara sürgünlere yitirilişlere inat&lt;br /&gt;Bedenimizden kazalarla ayrılan parçalarımıza inat&lt;br /&gt;Sağ olduğumuz müddetçe hissedebiliyorsak yanan bir kibrit sıcaklığı kadar bile olsa yaşamı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komik geliyor, beyhude.&lt;br /&gt;Acılarımızla yenilgilerimizle besleniyor kişiliğimiz, acılarımızla olgunlaşıyor&lt;br /&gt;Ve kaçıyoruz her dem acıdan mutluluğa koşuyoruz&lt;br /&gt;Ama anlamını bilemeden niteliğini çözümleyemeden bir mutluluk örüntüsü içinde&lt;br /&gt;Kaybolup gidiyoruz …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşıyoruz yine de…&lt;br /&gt;Öyle de olsa böyle de olsa…&lt;br /&gt;Saltanat da sürsek aç da kalsak,&lt;br /&gt;Borçlu da olsak alacaklı da olsak&lt;br /&gt;Devam ettiği müddetçe yaşam,&lt;br /&gt;Pişmanlıklarımızla doyumsuzluklarımızla bedenimizdeki ve bilincimizdeki izlerimizle&lt;br /&gt;Yaşıyoruz yine de…&lt;br /&gt;Susmadıkça yürek çarpışımız&lt;br /&gt;Ve sürdürdükçe 25 gramlık nefes alıp verişlerimiz&lt;br /&gt;Umutlar her dem taze kalmakta içimizde&lt;br /&gt;Ve yaşamaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olduğunu anlayabilmek ne olduğunu ifade edebilmek&lt;br /&gt;Ve olanların eşlik ettiği duygularla yaşama sarılmak var&lt;br /&gt;Var da ne var?&lt;br /&gt;Solgunlaşan renklerinde bir sonbahara dönmüş yaprağın&lt;br /&gt;Dökülmeden önceki son sallanışları rüzgarda&lt;br /&gt;Yüreğimi burkan bu olsa gerek.&lt;br /&gt;Düşmek için çırpınmaktayım ölüme inat çırpınan yaşama arzuma rağmen.&lt;br /&gt;Dalımdan düşmek…&lt;br /&gt;Ne olacaksa olsun diyebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek diye bir şey var mıydı?&lt;br /&gt;Yarın diye bir şey…&lt;br /&gt;Yaşamı üretmek yaşamı çoğaltmak adına&lt;br /&gt;Onun bize biçtiği anlamla varetmek kendini…&lt;br /&gt;Çoğalmanın anlamını sorgulama cesareti midir yoksa haddini bilmezliği mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırık dökük içimde her şey,&lt;br /&gt;Acıklı ve hüzünbaz…&lt;br /&gt;Keder yüklü bulutlardan akar gözyaşlarım yüreğimin derinliklerin buharlaşıp karıştıktan sonra&lt;br /&gt;Sonsuz maviliğine gökyüzünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelebeklerin kanatlarındaki renk cümbüşüne kapılıp gitsem de bazen,&lt;br /&gt;Yağmur sonrası çamurlaşan toprakta taşların ve yaprakların ahenginde kalsa da yüreğim&lt;br /&gt;Yaşama sevdası ağır bassa da&lt;br /&gt;Yaşadım yaşayacağım kadar demekte bir yanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgimde bir azalma mı var?&lt;br /&gt;Ateşimde küllenen bir şeyler mi var?&lt;br /&gt;Hayır?&lt;br /&gt;Koşulsuz ve derinden bir sevgi beslemekteyim yaşama.&lt;br /&gt;Koşulsuz ve derinden sevmekteyim her şeyi.&lt;br /&gt;Anlamlı mıdır içimde yanan sevincin kederle ortak yaktığı&lt;br /&gt;Ve zıtlıkların etrafında dans ettiği ateşte harlanan sevdaların gizemli bilinmezliği?&lt;br /&gt;Anlamlı mıdır anlam arayışından vazgeçmiş mutluluk gibi kaygısı olmayan bir yüreğin&lt;br /&gt;Ölüme bu denli istekli bu denli yakın bu denli sevdalı oluşu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzgün müyüm?&lt;br /&gt;Yaşamda anlaşılamamanın ve hak ettiği değeri bulamamanın acısı da yok ki…&lt;br /&gt;Anlaşılmak mı istiyorum?&lt;br /&gt;Sevilmek mi?&lt;br /&gt;Nasıl göründüğümle ilgili kaygılarım mı var?&lt;br /&gt;Nasıl algılandığım ile ilgili?&lt;br /&gt;Hayır yok elbet…&lt;br /&gt;Bir canı kırmaktan, incitmekten, üzmekten ve bir cana haksızlık etmekten başka&lt;br /&gt;Ne kaygım var benim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiye yüreğinin tüm derinliklerini açmışlığın,&lt;br /&gt;Öfkeyi kibiri bencilliği yıkmışlığın gölgesinde büyüyen bir yokolma isteği nasıl bir zıtlıktır?&lt;br /&gt;İyiliğin, erdemin, bilgeliğin ve kimi zaman ukalalıkla beslenmiş bir başeğmezlikte&lt;br /&gt;Çelişkilere boğan nedir bilincimi, benliğimi?&lt;br /&gt;İnançlarımdan taviz vermemiş, kişiliğimden geri durmamışken duruşum&lt;br /&gt;Duruşumda beni acıtan, inciten, kimi zaman hıçkırık dolusu ağıtlara mahkûm eden nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunlaşıyorum,&lt;br /&gt;Susuyorum…&lt;br /&gt;Haykırışlar yankılansa da içimde sonsuzluğun sınırsızlığına eşdeğer bir şiddette&lt;br /&gt;Kendi anlamını yitirmiş bir çığlıkta kendini ararken yalnızlığımda&lt;br /&gt;Boğulduğum bir suskunlukla gülümsüyorum ironik bir bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuyorum…&lt;br /&gt;Bulanıklaşan siluetler arasında seçmeye çalışıyorum yansımalarımı yaşamdaki.&lt;br /&gt;Sessiz ve derinden gelen bir deprem,&lt;br /&gt;Ağır ağır yaklaşan şiddetli bir kasırga&lt;br /&gt;Yavaş yavaş yayılan ve tüm bedenimi saran bir yangın&lt;br /&gt;Bir sel bir yanardağ patlaması bir lav fışkırması bir tsunami bir ………….???????&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuyorum.&lt;br /&gt;Çelişki dolu çatışmalar yaşayan benliğimle baş başa kalıyorum.&lt;br /&gt;Seyre dalıyorum denizi, gökyüzünü, hayvanları, ağaçları…&lt;br /&gt;Yağmur damlalarına takılıyor düşlerim gidiyorum peşi sıra&lt;br /&gt;Bulutlarla bir oluyorum bulutlarla yoldaş,&lt;br /&gt;Soluduğum havanın içinde bir zerre olup doluyorum göğüs kafesime&lt;br /&gt;Damarımda akan kanda buluyorum kendimi, bağırsaklarımdaki dışkıda&lt;br /&gt;Hücrelerimde bir mitokondride, bir dna daki nükleotid de sarmallaşan bir sarhoşluk içinde…&lt;br /&gt;Bir atomda bir quark parçacığında…&lt;br /&gt;En bölünmeyen en küçük en öz olan parçasında yaşamın, maddenin, evrenin…&lt;br /&gt;Ve yıldızlara dönüyor gözlerim, sonsuzluğun görkeminde büyüleniyor bilincim&lt;br /&gt;Algılarımın sınırlanmışlığında lanet ediyorum bedenime&lt;br /&gt;Esareti yaşıyorum kafatasımın içinde kalmış beynimle…&lt;br /&gt;Susuyorum&lt;br /&gt;Hormonların bileşiminden ibaret hormonlarla düşünen hormonlarla seven hormonlarla şekillenen duygulanımlardan mı ibarettir insan?&lt;br /&gt;Yoksa bütün, kendisini oluşturan tüm parçaların toplamından daha fazla mı bir anlama niteliğe sahiptir?&lt;br /&gt;Bütün özdeş midir ayrık mıdır parçalardan?&lt;br /&gt;Sorularla çoğalıyor sorularla dağılıyorum beynimde…&lt;br /&gt;Susuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim arıyor derinlerde bir şeyleri,&lt;br /&gt;Derinlere tutsak olmuş&lt;br /&gt;Yaşıyorum&lt;br /&gt;Susuyorum&lt;br /&gt;Ve suskunluğumda büyüyor&lt;br /&gt;Ölüme duyduğum o yakıcı aşk o yakıcı özlemim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;15.11.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-726614242572492695?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/726614242572492695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kapanan-bir-perde-degildir-olum_08.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/726614242572492695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/726614242572492695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kapanan-bir-perde-degildir-olum_08.html' title='KAPANAN BİR PERDE DEĞİLDİR ÖLÜM...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-7112352259229248868</id><published>2009-09-08T09:20:00.002-07:00</published><updated>2009-09-08T09:21:13.962-07:00</updated><title type='text'>bir yürek yitirdim</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=266398790502"&gt;bir yürek yitirdim&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;bir yürek yitirdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yürek yitirdim son kavgamda&lt;br /&gt;bir sevda tükettim&lt;br /&gt;günlerin gecelere döndüğü zamanlar yaşadım&lt;br /&gt;ve güneş çarpmaktaydı inatla yüzüme bir yalımın okşaması gibi&lt;br /&gt;yaşanılanların gömdüğü karanlıklarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yürek yitirdim son kavgamda&lt;br /&gt;yitirdiğim sevdamla tükettim son soluğumu&lt;br /&gt;ayakta duran bir bedenim belki halen&lt;br /&gt;ama ayakları koparılmış kolları kesilmiş bir bilinç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sustum&lt;br /&gt;sakin akıntılara verdim kendimi&lt;br /&gt;içimde kaynarken düşünceler&lt;br /&gt;susmayı da öğretti acımasızlığı zamanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir kavga bıraktım arkamda&lt;br /&gt;ve bir yürek bıraktım ardımda kalan son kavgamda&lt;br /&gt;ve bir sevda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umutlarla büyürdü filizi sevginin&lt;br /&gt;sevinçlerle çoğalırdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne bir umut kaldı büyütülecek bir sevgiye benden&lt;br /&gt;ne de bir sevinç çoğaltacak olan aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.08.2007&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-7112352259229248868?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/7112352259229248868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/bir-yurek-yitirdim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7112352259229248868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7112352259229248868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/bir-yurek-yitirdim.html' title='bir yürek yitirdim'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-5052242966661305767</id><published>2009-09-08T09:20:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:20:44.925-07:00</updated><title type='text'>NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...</title><content type='html'>&lt;div class="byline"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/notes.php?id=1457485950&amp;amp;start=20&amp;amp;hash=7a372ea34b882362cd739dcce54dbd02#" onclick="ask_delete_note(266398985502, 'note_266398985502', 10,1457485950,'NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...','/note.php?note_id=266398985502', 0); return false;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen suskunluk iyidir. sessizlik içerisinde birşeyleri anımsamak ve aynı sessizlikte kendini tartmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlık da iyidir bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğarken yalnız idik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölürken de yalnız olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın iki gerçekliği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın kendisi ve ölüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlıktan kaçma isteğimiz, ölümden kaçma, öleceğimizi unutma isteğimizin bir yansımasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessizlikler ortasında yalnız kalmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölümün gölgesinde serinlemek gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayata küserek gölgesinde serinlediğimiz ölüm düşüncesi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve anlamını kavramaya çalıştığımız varoluşun derin girdabında kayboluşlarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayaklarımızın altında bir zemin ararız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sımsıkı tutunacak dallar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ana kucağı gibi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgilinin omzu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi bizden alıp başka yerlere götürecek, anlamsızlık duygumuzu bastırarak kendimizi değerli hissetmemizi sağlayacak sığınaklarda bulmak isteriz bedenimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ruhumuz hep ayrık durur bedenimizden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerlerde geçmişin izlerinden sıyrılamayışımızın acısı çalkalanır durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskun yüreğimiz daha bir ağır çarpar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanını yitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular karmakarışık olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonsuzlukta yitip giden bir çığlık oluverir haykırışımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırmak, haykırmak ve çığlık olmak mı daha kolay?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa kabullenip yalnızlığı gömülüp sessizliğe kendini ölüme kaptırmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordu Ahmet Altan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer çiçekleriyiz aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kök salabilmişiz olduğumuz yere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de göçüp gidebilmeyi göze almışız özgürce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirlenen havuzun sularında kendi pisliğimize bulaşmışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse alıp ellerine koklamamış bizi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse vazosunda manzarasından bir parça yapmamış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihtiyacımız olduğunu düşünmemiş ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem özgür hem yalnız hem de kirli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem çığırtkan hem sessiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-5052242966661305767?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/5052242966661305767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/nedensiz-bir-sessizlikte-bulmak-kendini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5052242966661305767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5052242966661305767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/nedensiz-bir-sessizlikte-bulmak-kendini.html' title='NEDENSİZ BİR SESSİZLİKTE BULMAK KENDİNİ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6441383459893793862</id><published>2009-09-08T09:18:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:19:15.051-07:00</updated><title type='text'>YİTEN BİR AŞKA SERENAD...</title><content type='html'>&lt;div class="byline"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/notes.php?id=1457485950&amp;amp;start=10#" onclick="ask_delete_note(266400440502, 'note_266400440502', 10,1457485950,'YİTEN BİR AŞKA SERENAD...','/note.php?note_id=266400440502', 0); return false;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;  &lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YİTEN BİR AŞKA SERENAD...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;20.03.2009 - 27.07.2009&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte gitti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ardından bakamadım, gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzünü göstermeden, sesini duyamadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçmişten bir tutam anı bile bırakmadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;        &lt;div&gt;&lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrık otları sarmış umut tarlalarımızı,&lt;br /&gt;bir sürmek gerekir yeniden&lt;br /&gt;kanata kanata parçalayarak&lt;br /&gt;kurumuş toprağın bağrını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansızca çekip gittiğinde kuşlar&lt;br /&gt;terkedilmiş bir virana dönecek demektir şehir&lt;br /&gt;ağaçlardan dökülen her yaprak&lt;br /&gt;bir ölümcül yalnızlığa teslimiyettir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'peki' dedi gözlerini kaçırarak&lt;br /&gt;bir anlaşılmazlıkta sessizliğe gömülerek&lt;br /&gt;nedensiz bir ayrılık rüzgarında&lt;br /&gt;son umutları savurarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedeni bilinmez bir çelişkidir&lt;br /&gt;en sevdiğin, en can yakanın oluverir birden&lt;br /&gt;mutluluğa akan sevinç nehirleri&lt;br /&gt;ayrılığa kanayan yangın yeridir artık....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bundandır&lt;br /&gt;en acıda en hüzünde en kederde&lt;br /&gt;en sevdiklerimizin gidişinde&lt;br /&gt;içimizde büyüyen boşluk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;  &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutmanın ihanetini yaşamamak adına&lt;br /&gt;yürekte taze tutmak mıdır aşkı doğru olan&lt;br /&gt;yoksa biteni çürümesin diye&lt;br /&gt;geçmişin gölgesinde bırakmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün dönecektir deriz her karardığında gökyüzü&lt;br /&gt;dolaşıp etrafından dünyanın,&lt;br /&gt;aslında dönenin gün olmadığını bile bile,&lt;br /&gt;döneceğine inanmaya devam ederiz yine de umutla&lt;br /&gt;geçmişin gölgesinde yitenin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ısrarcı bir anlamsızlık yeşermekte şimdi&lt;br /&gt;suskun bir mevsime dönmüş yürekte&lt;br /&gt;bahar bahar tüten rüzgar kokulu&lt;br /&gt;güneşli güzel öğlen vakitlerinin yerinde....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmadık anda olmadık zamanda&lt;br /&gt;bir derin iç çekişe kapılıp en derinlere gider&lt;br /&gt;kalırım...&lt;br /&gt;ve susarım yürek yalnızlığıma gömülerek....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor düşünmeksizin&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor hissetmeksizin&lt;br /&gt;bir an bile geçmiyor sessizlikte,&lt;br /&gt;karanlıklar büyütüyor ayrılık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köklü bir kopuşu yaşamak...&lt;br /&gt;devrilmesi aşkın toprağa kavuşarak ölümle...&lt;br /&gt;bu ayrılık o ayrılık değil...&lt;br /&gt;kanatıyor çokça...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıcaklığını duyumsar iken anılarda her an,&lt;br /&gt;ayrılıkla üşür beden, acı verir geçen zaman,&lt;br /&gt;bitmiş olan sevda kopmak için zorlasa da seni&lt;br /&gt;kopamazsın ne zor gelir, ayrılır mı et tırnaktan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesafelerde büyüyen ayrılık,&lt;br /&gt;sevgi bağıyla güçlenen bir ayrılıktır...&lt;br /&gt;ama yüreklerde ise mesafeler,&lt;br /&gt;o zaman kurumuş bir daldır kökünden sökülmüş bir ağaç,&lt;br /&gt;içimizde büyüyen&lt;br /&gt;ve sevdiğimizin soluk alışıyla güçlenen aşk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suskunlaştıkça yüreğimden taşar nehirler&lt;br /&gt;ve gözyaşı olup akarlar,&lt;br /&gt;karışarak bilinmez bir döngüye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanın acımasızlığında öğüttük düşlerimizi.&lt;br /&gt;geriye bir avuç kül ve keder kaldı.&lt;br /&gt;savrulan düşlerle,&lt;br /&gt;bir acı hüzün kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zor zamanlarda sevdim seni&lt;br /&gt;yüreğimin haznesinde kırıklıkları vardı&lt;br /&gt;hayat denen meçhul yolculukta&lt;br /&gt;bir ekmeği bölüşüp paylaştığım&lt;br /&gt;o ham yürekli yolculardan kalma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yaz oldun bir kış,&lt;br /&gt;üşüyen ellerini tuttuğumda bir balkondan seyredalmışken gökyüzünü gece,&lt;br /&gt;bir umut oldun bir umutsuzluk,&lt;br /&gt;çaresizliğin girdaplarına düşmüş bir karanlıkta aşkı tutuştururken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sonbaharda sevdim seni,&lt;br /&gt;güz yaprakları birer birer serinliğe aldanıp rüzgarlarda kuşlar gibi uçacağına inanıp&lt;br /&gt;toprağa düşerken....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;     &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamansız düştü ayrılık üstüme&lt;br /&gt;bir yangın yıkıntısının külleri gibi&lt;br /&gt;sevdam şimdi ateş altında&lt;br /&gt;severken ateşinden yanan kerem gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;  &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bittiğinde kirlenmemişse&lt;br /&gt;yarına bir umut kalır hüzün dolu gülüşlerden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu suskunluklardır dipteki akınntılarla bizi içine çekip,&lt;br /&gt;belirsiz acıları hissettirmeden yaşatan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı çekmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varolduğumuzu hissetmek için artık acı çekmeye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve acı çektiğimizi hissetmek için susymaya ihtiyacımız var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;      &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece bir gündüz oldun&lt;br /&gt;yüreğim sen sensizlik yangınım oldu&lt;br /&gt;bir dünüm bir yarınım oldun&lt;br /&gt;koptuğunda kurudu dallar gri bir toz gibi savruldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giderken susar yürekler&lt;br /&gt;sözcüklere sığmaz anlamı ayrılığın.&lt;br /&gt;son bir bakış sonsuz bir anlatımdır&lt;br /&gt;ve duyumsadıkların gözgöze geldiğinde&lt;br /&gt;ölümü anımsatır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boş ve kuru bir nesne gibi&lt;br /&gt;kanı boşalmış bir ölü damar gibi&lt;br /&gt;çarpıntısı durmuş sağır bir yürek gibi&lt;br /&gt;ayrılıklarda intiharlar kuşanır dururum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adını andılar&lt;br /&gt;yüreğimde bir karanlık sis beliriverdi ardından&lt;br /&gt;nedenini sordular&lt;br /&gt;suskunluğuma boğuldum acı bir kıvranışı yaşayarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidenin ardından bakar gözlerim&lt;br /&gt;soluk bir izi takip eder gibi karanlıkta&lt;br /&gt;sessizce dolar sessizce boşalır gözlerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ara ara kanamakta yarası ayrılığın&lt;br /&gt;ve özlem kabarmakta yüreğimde,&lt;br /&gt;umutsuz bekleyişlerin inadına sarmaktayım bir cigara&lt;br /&gt;ve tütün kokusuna vurmakta kendini sevda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrılıklarla çoğaldım ayrılıklarla bin parça.&lt;br /&gt;karanlıklar içindeyim aydınlık benim içimde&lt;br /&gt;bir tutsak gülüş boğulmuş&lt;br /&gt;düşlerde kalmış geçmişin sakin sularında....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrılık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir haykırsam yitirip arayışlarla çoğalttığım umudumu&lt;br /&gt;kimbilir kaç zaman geçer üzerinden&lt;br /&gt;susturana kadar yüreğimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;      &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasret kokar tütünü cigaramın&lt;br /&gt;bir de dalıp dalıp gitmelerim o uzaklara&lt;br /&gt;bilinmeyen soruların olmayan yanıtlarına takılır aklım.&lt;br /&gt;sevda türküleri ayrılığa yakılmış ağıtlara dönüverir birden&lt;br /&gt;ve kıprar durur acıların orta yerindeki sessizliğime ortak sular&lt;br /&gt;-taşar gözbebeklerimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ayrılık acısı bir de ölüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedir bu zulüm nedir gülüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk şiiri birinin... ve ilk yüreğinden gelen dizeleri yiten bir aşkın ardından söylenecek sözlerin yankısındaki acıyla haykırılan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUHAF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksun…&lt;br /&gt;Ama ben buradayım…&lt;br /&gt;Hiç bu kadar burada olmamıştım hatta…&lt;br /&gt;Nefes alamadıkça&lt;br /&gt;Yaşamanın ne demek olduğunu anlıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki benim kararımdı ayrılık…&lt;br /&gt;Mutlu olamasam da henüz,&lt;br /&gt;Huzurlu olmam,&lt;br /&gt;Gözlerimi geleceğe dikmiş olmam gerekirdi..&lt;br /&gt;Geçmişimize değil…&lt;br /&gt;Ve korkmamalıydım sonrasından…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmam gerektiği gibi değilim ne garip..&lt;br /&gt;Engelleyemiyorum..&lt;br /&gt;Durmadan firar ediyor yaşlar gözlerimden&lt;br /&gt;Ve uzun süredir bulanık görüyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç dinlememem gereken şarkılar bunlar…&lt;br /&gt;Seni hatırlatan şarkılar…&lt;br /&gt;Dinliyorum üzeceğini bile bile beni…&lt;br /&gt;Unutmak istemiyorum seni demek ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, olmam gerektiği gibi değilim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimseyi bu kadar özlemedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.02.2009&lt;br /&gt;21:22&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikinci şiiri birinin... ve bir kez daha yüreğinden gelen dizeleri yiten bir aşkın ardından söylenecek sözlerin yankısındaki acıyla haykırılan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİİR DEĞİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhum ağrıyor ..&lt;br /&gt;Her gece kendime karşı koymaktan yoruldum artık…&lt;br /&gt;Gözümde yaşlarla, ele geçirebildiğim birkaç fotoğrafına bakarak,&lt;br /&gt;Kendimi avutmaya çalışmaktan,…&lt;br /&gt;Bu kadar zayıfken ‘ güçlüyüm aslında’ diye kendimi kandırmaktan&lt;br /&gt;Yoruldum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini tutarak,ya da başım omzunda_ymış gibi,&lt;br /&gt;Seni yanımda hissederek uyuyabiliyor olsam da her gece..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş galibi edasıyla uyanıyorum her sabah ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘dayandım,yine aramadım’ diyorum…&lt;br /&gt;Büyük başarı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sadece gündüzleri avutuyor beni zafer sevinci..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve …&lt;br /&gt;yine&lt;br /&gt;gece…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.02.09&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;                             &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalp ağrısı geçip gider mi zamanla&lt;br /&gt;kaçışlarla geçen bir ömür karışırken tozla dumana&lt;br /&gt;dönüp dönüp geçmişe bakan gözlerle&lt;br /&gt;birgün durulur mu gönül gelip imana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;  &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün daha düşündüm&lt;br /&gt;bugün yine&lt;br /&gt;ayrılıklarla parçalanmış birparçamda&lt;br /&gt;geçmişin aksi yansırken yüzüme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yine bir parça mutluluk&lt;br /&gt;bir tutam sevinç çıkageldi kapıma&lt;br /&gt;eskiden kalan bir tebessümün&lt;br /&gt;yüzüme asılan resminde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yitip gidenin ardndan&lt;br /&gt;yakılan bir ağtta buldu kendini yaşam yeniden.&lt;br /&gt;ve çalmaya başladı sûr...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;wbr style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6441383459893793862?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6441383459893793862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/yiten-bir-aska-serenad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6441383459893793862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6441383459893793862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/yiten-bir-aska-serenad.html' title='YİTEN BİR AŞKA SERENAD...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-739612204259889227</id><published>2009-09-08T09:15:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:17:47.756-07:00</updated><title type='text'>İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=267277655502"&gt;İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamda ağırbaşlılığın naifliğin inceliğin hümanizmanın insan sevgisinin ve yürekten paylaşımın karşılığında açgözlülük ve bencillik dürtüleriyle hareket edenler, içlerinde insana dair herşeyi tüketmiş bir canavara dönüşürken, tamahkarlığın ve ikiyüzlü bencilliğin esaretinde bir zavallıya dönüştüklerini bile farkedemeyecek kadar küçülebiliyorlarmış demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamını inandığı değerler üzerine kuran ben, yaşamında paradan ve tüketebileceklerinden ötesine değer vermeyen, içi koflaşmış kokuşmuş çürümüş yaratıkların sofrasında tüm benliğim bilincim ve yüreğimle direndim kendim kalmak için. sanmasınlar gücüm yetmez zavallıların haddini bilmezliklerine, sanmasınlar cesaretim yok emeğimi ve hakkımı savunmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet. zorluyorlar&lt;br /&gt;savaşmaya&lt;br /&gt;sataşmaya&lt;br /&gt;yıkmaya&lt;br /&gt;acıtmaya...&lt;br /&gt;ama bir yandan da etik değerler mani oluyor insana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=fCrxuboGJs8" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.youtube.com/wat&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;ch?v=fCrxuboGJs8&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etme... etme diyor mevlana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğim kanıyor ihanetini gördükçe insanların küçük çıkarlar için ayak altına aldıkları insani değerlere. ve sonra da yokluğundan muzdarip olup ağlamaları yok mu sahte gözyaşlarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmekte olan bir insanın ömrünün geri kalanını nerede geçireceğine dair bir çelişkisi yoktur artık ve her yer aynıdır onun için....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir candan fazlası yoktur bir bedel olarak ödemek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canından geçen bir insan idim inançlarım ideallerim ve değerlerim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en ağır şekilde ödedim, gençliğimi, yüreğimi, bilincimi, sesimi, zamanımı ve acılara göğüs gererek sabrımı verdim kavgama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iş, bireysel yaşamımdaki hak gasplarına gelince son hadde kadar bekledim ve duruşumdan taviz vermedim yitirme pahasına somut kazanımları. değerlerim nep en önde geldi ve sevgililerim bile belki de en çok bu yüzden terketti gitti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bir manifesto mudur bilmiyorum. yaşamımda birşeylerin çatlamaya başladığını hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saldırgan olmayan ben, depremler yaşıyorum. artık içim kaldırmıyor katlanamıyorum. çıldırtıyor beni bu kendini bilmez değerlerden yoksun tek taraflı düşünen açgözlülükleri insanların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beynimi kemiren bir tümör ve yüreğimi yiyip bitiren bir acıdir yaşadığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dünya bana ne kadar da ters ya da ben mi çok megalomanım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değişmesini istediğim şey, dünyada kurulmuş zalimlerin saltanatı mı yoksa gezegenin kendi doğal işleyişi mi anlayamaz oldum artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar yanıltmaya devam etmiyor aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes kendi rolünü oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilgeliğin ve erdemin ateşten gömleğini giymek yerine,&lt;br /&gt;ucuzluk pazarında haraç-mezat satarak insanlığını,&lt;br /&gt;üç günlük dünyada&lt;br /&gt;asla doymayacak olan&lt;br /&gt;gözünü doyuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne aşkı biliyor&lt;br /&gt;ne dostluğu,&lt;br /&gt;ne arkadaşlığı becerebiliyor&lt;br /&gt;ne de paylaşmayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmeyi hiç bilmiyor.&lt;br /&gt;güvenmeyi, güven vermeyi,&lt;br /&gt;sadakati, dayanışmayı,&lt;br /&gt;birlikte el ele yürek yüreğe olmayı,&lt;br /&gt;bilmiyor teselli etmeyi&lt;br /&gt;acıları paylaşmayı...&lt;br /&gt;güç vermeyi, mazluma destek olmayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekmeği suyu gülüşleri ve sevinçleri paylaşmayı bilmiyor&lt;br /&gt;mutluluğu da hüznü de sahte.&lt;br /&gt;yüzündeki her ifade pazarlıkçı.&lt;br /&gt;ve her yumuşaklığı her iyiliği altında onu buna zorlayan bir çıkar güdüsü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü unutmuş insan olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o bir yanılgılar ve yalanlar topluluğu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özünde bir kimlik, kişilik, benlik yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmekte olan bir ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tükenmişlikler karşısında inatla ve ısrarla durmaya çalışan ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neresindeyim bu gerçekliklerin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanıtsız sorular var beynimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yüreğim kanamaya devam etmekte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-739612204259889227?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/739612204259889227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/insanlar-yanltcdrya-da-acgozluluge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/739612204259889227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/739612204259889227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/insanlar-yanltcdrya-da-acgozluluge.html' title='İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-5683594076235564472</id><published>2009-09-08T09:15:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:16:07.896-07:00</updated><title type='text'>ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=267278055502"&gt;ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir yangın yeridir düşler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Gerçek olma arzusu taşıyan her düş, bir yangın yerine çevirir ruhunu insanın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Ateşi fitilleyen duyguların hezeyanına kapılıp giderken telaşlı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bedenini titreten bir ürperti halini alır hissettiklerin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Düşünceler ve kaygılı bekleyişler ortasında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Ateşe atılmanın panik durumunu da yaşarsın içten içe.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Sevdin onu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Yürek burkuntularını anımsasan da sevdin onu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Geçmişten miras kalmış korkular ve tereddütler her daim eşlikçin olsa da&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Yine de güç buldun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Sevecek gücü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Ve yine riskler alıyorsun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; yine kanayacak diye korkuyorsun yüreğin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ve karşılıksız ve boşta kalacak diye ellerin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Sevdin onu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir daha olmayacak olanı oldurmak da insan doğasının bir anlaşılmazlığı işte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; zamansız yitirdik aşkı. ya çok erken geldi bilemezken değerini yada biz geç kaldık. ve yalnızlığın orta yerinde pişmanlıklarımızla kalakaldık... aşkın ötesinde bir tutku idi arayış içinde olduğumuz heyecanı yitik bir düş gibi söndü ellerimizde istediğimiz yok veremedik istenileni. ve tutku ateşinde kavrulurken kendimizi yeniden bulma şansını yakaladık. şimdi kayıp bir zamandayız sessiz ve dingin. yüreğimiz aç sevdaya ve bedenimiz aç tenin sıcaklığına...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir annenin dokunuşundakı sıcaklıkta öğrenmedik mi sevgiyi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ve sevgilinin dokunuşunda bulmadı mı anlamını AŞK, uzun bekleyişlerin ardından vuslata eren güzelliğiyle?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; sevmek dokunmaktır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; sımsıcak bir dokunuş...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ve ateşi seven,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; işte tam da bu nedenden ötürü,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; kül olmaya razıdır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 22,08,2009&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-5683594076235564472?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/5683594076235564472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/atesi-seven-kul-olmaya-razidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5683594076235564472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5683594076235564472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/atesi-seven-kul-olmaya-razidir.html' title='ATEŞİ SEVEN KÜL OLMAYA RAZIDIR...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2228125900354509294</id><published>2009-09-08T09:13:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:15:00.106-07:00</updated><title type='text'>Mutlu musun?</title><content type='html'>&lt;div style="font-weight: bold;" class="byline"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/notes.php?id=1457485950&amp;amp;start=10#" onclick="ask_delete_note(267278295502, 'note_267278295502', 10,1457485950,'Mutlu musun?','/note.php?note_id=267278295502', 0); return false;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mutlu musun? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞLAMAKTAN İÇİNDEKİ NEHİRLER KURUDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVDAN BİR ÇÖL ORTASINDA YANIP YANIP KAVRULDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜREK YALNIZLIĞINDI SESSİZLİĞİNDE BOĞULAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE DÜŞLERİNE GİREN IŞIĞI ARADI GÖZLERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER SABAH GÜN DOĞUŞUNDA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALNIZDIN VE DE MUTSUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YORGUN DÜŞMÜŞ GÖZLERLE BAKIYORDUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ ARTIK UZAKLARDA OLAN SEVİNÇLERE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACI BİR TEBESSÜM SARMAYIYORDU YÜZÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ONU HER DÜŞÜNDÜĞÜNDE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜŞLE GERÇEK KARIŞMIŞTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE BİLİNMEZ BİR DUYGUYDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TANIMLAYAMADAN YAŞAMAYA ZORLAYIP ESİR ETTİĞİN KENDİNİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK BİTMEDİ HAYIR,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKULARINA VE KAYGILARINA YENİLDİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜN HENÜZ BATMADAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜREĞİNİ SARDI KARANLIK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖZYAŞLARIN MUTSUZLUĞU BESLERKEN YUDUM YUDUM,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇİN BOMBOŞ KUPKURU BİR SAHRAYA EVRİLDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ YALNIZLIĞINDA BOĞAZINA DÜĞÜMLENİRKEN YAŞANMAMIŞLIKLARA TESLİM ETTİKLERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMAN AĞIR AĞIR KAYMAKTA ELLERİNDEN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER GEÇEN GÜN IZDIRABIN BÜYÜYÜP DURURKEN,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUYGULARINA AÇTIĞIN SAVAŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MANTIĞININ SIĞINAKLARINA KAÇIP SIĞINIŞIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE GARİP DEĞİL Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖNLÜN MANTIĞINI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MANTIĞIN GÖNLÜNÜ DİNLEMEDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİNCE KURDUĞUN PAZARLIKÇI DENKLEMLERE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE MANTIĞINA ALDANDIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GELECEK VE GEÇMİŞ YOK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜRÜDÜĞÜN YOLDA ADIMLAYAN SENSİN AMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHUN NEREDE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2228125900354509294?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2228125900354509294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/mutlu-musun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2228125900354509294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2228125900354509294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/mutlu-musun.html' title='Mutlu musun?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2992528904427278780</id><published>2009-09-08T09:11:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:13:49.525-07:00</updated><title type='text'>ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.facebook.com/OktayCaparoglu?ref=profile#/video/video.php?v=35670093954&amp;amp;oid=43274800492&amp;amp;ref=mf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;binlerce yılın yalnızlığı benimkisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir arayış içinde değilim artık çoğul bir sevda için......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerim ve ümitlerim karanlık birdüşe teslim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yatakta sevgilinin gülen gözleriyle ateşlenip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dudaklara konan öpücüklerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aydınlanmış bir ruhun derinliklerine kattığı heyecanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoktan unuttum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkekliğim ve kendimle başbaşayım artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;solgun bir yüzün solmaya yüz tutmuş hüzün dolu tebessümleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kedere yenik güleç bakışları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağır ve zorlu bir yük gibi taşıyan ben,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım susuzluğa ve ölüm gelip alasıya kadar beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinmezliğinin o ürkünç koyu karanlığına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızım dostum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi tekil dünyamda....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıştım artık yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2992528904427278780?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2992528904427278780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/alistim-artik-yalnizliga.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2992528904427278780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2992528904427278780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/alistim-artik-yalnizliga.html' title='ALIŞTIM ARTIK YALNIZLIĞA...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-8358556375324143177</id><published>2009-09-08T09:08:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:09:20.989-07:00</updated><title type='text'>BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir damla gözyaşını dökerken gelmeyenler için gitmeyi bilmez bir ısrarcılıkta sabitleriz kendimizi. Beklediklerimizden ötede bir şeyler var uzağımızda kalan, uzağında durduğumuz avunduğumuz ve kendimizi inandırdığımız varlığına. Her zaman daha güzel daha iyi daha tatminkar olacak sanırız yaşam ve ilişkiler, göremeyiz ki sonsuzluklar arasında sınırlar arasında kalmışızdır ve her an karmaşık duygular içinde bir ezilmişliğin acısını taşırız içimizde. Olgunlaşamayız yaşayıp gideriz anılar çürüyüp eskir birer birer ama biz kalırız ilk günkü halimizde. Yaşamın sonsuz devingenliği ve yaşanılası sonsuz güzellikler ve çirkinlikler arasında kimi zaman seçerek kimi zaman rüzgarın esintisine karışarak savrularak çizeriz kaderimizi ve yazgımızı. Tanrısal bir duyuş olur bazen derin iç çekişlerimizin boğazımızda düğümlenen sancısı. Pişmanlıklar yaşarız, eksiklik duygusu ağır basar bazen ve bir sızı alıp başını gider bedenimizi sarar yüreğimizde iz bırakır en derin uçurumlardan haykırırcasına yankılanır çığlığı anlam arayışımızın. Eksiklikleri duyumsarız yalnız kalışlarımızda bir şeyler solgunlaşmıştır içimizde renkler aynılaşmıştır. Her tükettiğimizde yeni bir aşkı yeni bir dostluğu yeniden inciniriz yeniden sızılar sarar dört yanımızı. Yönümüzü döneriz ileriye bir yanımızı bir parçamızı bırakarak dünde. Yollar devam eder bölüne parçalana ayrıla döne dolana. Yıllar geçer saçlarımızda beyazlar ararız gözlerimizin çeperinde kırışıklıklar. Korkularımız, kaygılarımız, beklentilerimiz özlemlerimiz ve pişmanlıklarımızla yaşar gideriz öte tarafına dünün taşarız yarına bugünden sonraya. Dalıp giden gözlerimizde boşluklara bakarken gökyüzündeki maviliklerin üzerinde küme küme beyazlıklar gibi zeminsiz gezintilere çıkarız. Geçer zaman geçer sancılar unutulur pişmanlıklar ve acılar. Ve yollar devam eder bir bilinmeze doğru. Yaklaştıkça sonumuza duyarsızlaşır sıradanlaşır ve kayıtsızlaşır kalırız ölüm, ayrılık ve acılar karşısında. Gördüklerimizle yaşadıklarımızla biriktirerek gideriz yolumuzda paramparça olmuş kişiliğimiz ve silikleşmiş kimliğimizle. Çünkü her unutuş her kaçış her vazgeçiş her uzaklaşma kimliğimizden benliğimizden bir parça koparıp kurban eder zamana. Sözcükler dökülür belli belirsiz savrulur düşlerimiz ve bir ölüm sessizliğine gömülür gideriz. Geriye bir avuç kül ve keder kalır yaşanmışlıklardan elimizde. Günler geceler boyu sürer kovalamacası ve telaşı gündelik yaşamın. Kalırız aslında başladığımız noktada ve biter bir ömür kendi yalnızlığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biter gün…&lt;br /&gt;Biter gece…&lt;br /&gt;Sessizlik ve ölüm…&lt;br /&gt;Koyu ve kapkara bir zifiri…&lt;br /&gt;Bir bilinmezlik…&lt;br /&gt;Varoluştan geriye döner yokolur gideriz uzaklarda.&lt;br /&gt;Susar can susar beden ve sarılır beyazlara sarılır tabutlara ömrümüz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;15.06.2009&lt;br /&gt;Hatay -İskenderun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-8358556375324143177?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/8358556375324143177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/biten-omre-yalnizlikta-bir-serenad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8358556375324143177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8358556375324143177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/biten-omre-yalnizlikta-bir-serenad.html' title='BİTEN ÖMRE YALNIZLIKTA BİR SERENAD...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-8371021865049334089</id><published>2009-09-08T09:07:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:07:29.840-07:00</updated><title type='text'>KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…</title><content type='html'>&lt;div id="note_267279520502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=267279520502"&gt;KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu coğrafyanın mayasında vardır ikiyüzlülük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; çoğu zaman düşüncelerimize inançlarımıza uygun tutarlı bir duruş gösteremiyoruz biz erkekler yaşamımızda. Bu durum kadınlar için de geçerli ama toplumsal-siyasal-ekonomik&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt; erk günümüz dünyasında erkek egemen bir yapının boyunduruğu altında ve tüm kuralları erkeksi bir algılayışla koymaktayız. kimi zaman pozitif ayrımcılık adına kadınlardan yana düzenlemeler olsa da işin özü tamamen bir kandırmacaya kurban etmekteyiz eşitlik olgusunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Centilmenlik diyoruz mesela günlük yaşamda. maçoluğun ikiyüzlü versiyonu.&lt;br /&gt;Kendimize hak gördüklerimizi kadınlara hak göremiyoruz ve birçok bahaneye sığınıyoruz. ev yaşamında kadınlara sürekli olarak biçilen misyonla alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz. kadınları aşağılamaya devam ediyoruz çoğu kez farkında olmasak da. kadın işi, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışma tarzı anlayışlar kafamızda güçlü bir etki ve nüfuza sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En eşitlikçimiz bile kadınlara karşı aşırı korumacı yaklaşmaktan geri durmuyor ve özgürlük alanını sürekli bir biçimde ayak oyunlarıyla sınırlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sağlam bahanemiz ise 'VALLA SANA GÜVENİM TAM AMA ÇEVREYE GÜVENMİYORUM' oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden daha prestijli bir işte çalışan kadınlarla evlenmekten itina ile kaçınıyoruz. Kadınlarımızın bizim önümüzde bizden ileride olmasına asla ve kat'a izin vermiyoruz bunu ERKEKLİK GURURU adına sorun haline getiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımızın, politik alanın dışında kalmasının nedeni de biz erkekleriz. Aynı hegemonyacı mantık ile kadınların iyi bir bilinç düzeyi yakalamasını ve örgütsel yaşamda kendini ifade edecek konuma gelmesini engelliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımızla çamaşır bulaşık gibi ev işleri yaparken, zor ve zahmetli kısımları onlara bırakıyoruz. Öğrenmeye çalışmıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş bölümü adına kadınları aşağılamaya devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberlerimizi, anne-babamızdan getirdiğimiz alışkanlıklarımızı bozamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgimizi ifade ederken bile çekinceler yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece suç işlediğimizde gönül almak adına sevgi sözcükleri ve hediyelerle onların bu yumuşak karnını kendi zafiyetlerimizi örtmek için kullanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil davranmıyoruz. Kadınların kendilerine özgü bir dünyası olduğu gerçeğini sürekli göz ardı ediyor olayları süreçleri erkeğin bakış açısıyla görmesini bekliyoruz. Olmadığında zekâsını sorgulamaya açıyoruz ve aşağılıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En ilericimiz sosyalistimiz bile, kimi durumlarda kadınlara karşı yaklaşımında onur kırıcı olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ki Sünnilerin Alevilere karşı içlerinde besledikleri olumsuz duygular varsa ve haksız-kaynaksız-temelsiz düşünceler varsa, erkekler de kadınlar hakkında genellemeler yapmaktan geri durmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel anlamda bile çoğu kez kendimizden ötesini düşünmüyoruz ve kadının cinsellikten haz almasını ayıp aşağılık olarak değerlendiriyoruz. Onu sadık, edepli, bağlı, ağırbaşlı olma konusunda baskı altına alırken biz aynı hassasiyeti göstermiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarla konuşurken dilimiz değişiyor, kibarlaşıyor ama bir çelişki veya çatışma ortamı doğduğunda ERİL KÜFÜRLER ile kadın cinselliğini aşağılıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın bedeni, çoğumuz için çoğu kez bir cinsel metadan öte birşey ifade etmiyor. Çekici bulduğumuz bir kadının fiziğiyle ilgilenirken, bizimle paylaştıklarını can-ı gönülden dinliyor numarasına yatıyor ama aklımızdan farklı düşünceler geçiriyoruz. İkiyüzlü davranıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize aldatma hakkını görerek, en büyük haksızlığı yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayışlı, hoşgörülü, uzlaşmaya dönük bir tavır yerine çoğu kez, baskı ve zor kimi zaman da şiddet uygulayarak kadınlarımızı bastırıyor baskılıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız çocuklarımızla erkek çocuklarımız arasında en eşitlikçimiz bir ANNELER DE DÂHİL OLMAK ÜZERE bir ayrım yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuğumuz kız arkadaşını eve getirebilirken, kız çocuğumuza kesinlikle böyle birşeyi yasaklıyor FAHİŞE damgasını yapıştırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiyüzlü bir ahlak anlayışıyla davranıyor, kadınlara karşı affetmeyen bağışlamayan bir tutum gösteriyoruz. Oğlumuz bir kadınla yattığında MİLLİ oluyor, AFERİN ler alıyor, ama kızımız aynı durumda olduğunda NAMUS BEKÇİLİĞİNE soyunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi anamıza bacımıza sevgilimize laf ettirmezken, başkalarının namusuna göz dikiyor laf atıyor haklarında cinsel içerikli aşağılık ve düzeysiz sohbetler ediyoruz ama kadınlarla bir araya geldiğimizde de İNSANİ DEĞERLERDEN, EŞİTLİKTEN söz ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel istismara uğrayan kadınlarımızı, yaşlılarla evlenmeye zorluyoruz. Toplumsal baskı altına alıyoruz. İş yerlerinde fabrikalarda kadınları cinsel anlamda taviz vermeye zorluyoruz taciz ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantılarda, etkinliklerde, şenliklerde, kitlesel gösterilerde kadınların sayısının görece az olması bize gayet doğal geliyor ve bunda bir çelişki görmüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hakları bağlamında işkencede daha ciddi travma yaşamalarına neden oluyoruz ve kadınlıklarına genç kızlık gururlarına saldırarak tecavüzlerle daha da ağır bir psikoza girmelerine neden oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların özgürleşme mücadelesini bile onların adına biz veriyoruz.&lt;br /&gt;Onlara çoğu zaman güvensiz davranıyoruz onlar bizi sorguladığında ise bunalım ayaklarına yatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımızı seviyoruz ama içimizde binlerce çelişkiyi de barındırmaya devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bir erkek olarak özeleştirel bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının kadınlık onuruna sahip çıkmadığı, kadınlık duyarlılığına ve hassasiyetine sahip olmadığı, kadınlık bilinciyle davranmadığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin de içindeki erkeği ezmediği, yenmediği, öldürmediği bir dünyada insanlık için kurtuluş yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİSA dan gelir. Kadınlar demektir. Arapçada. Yani, İNSAN OLMAK KADIN OLMAKTIR. AMA ÖZGÜRLEŞMİŞ, BİLİNCİNDEKİ VE BEDENİNDEKİ TÜM ZİNCİRLERİ KIRMIŞ, ERDEMLİ ONURLU ÖRGÜTLÜ DİK DURAN YAŞAMI ELLERİNE ALAN KORKULARINI VE ZAYIFLIKLARINI YENMİŞ, ANALIK DUYGUSUNA, VİCDANINA MERHAMETİNE SAHİP BİR KADIN OLMA BİLİNCİ İLE KADINDIR İNSAN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERKEK ise rekabetçi, yıkıcı, savaşçı yapısı ile insan olma sürecinin önünde engeldir. ERKEKLİK OLGUSU yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On bin yıldır ERKEK EGEMEN TOPLUMUN GETİRDİĞİ YIKIMLAR, SAVAŞLAR, FELAKETLER, ÖLÜMLER, EŞİTSİZLİKLER, KİRLİLİKLER ortada. Ve tüm bu acı süreçlerin de en büyük bedelini yine KADINLAR ödemektedir. Savaşanlar erkekler olabilir ama arkada binbir zorlukla ve meseleyle başbaşa kalan da kadınlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; Sünni İslam anlayışına baktığımızda görürüz çelişkileri. Bir yandan erkeği kadına üstün kılan bir din ve onun toplumsal-siyasal-ekonomik&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt; yaşama yansıyan boyutu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışkırtılmış erkekliğe her türlü hazzı reva gören ve kadına da İTAATİ VE KABULLENİŞİ dayatan onu bastıran, kendi bedenine yabancılaştıran bir din anlayışı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 kadın alma hakkını erkeğe verirken, cennette hurileri vaat ederken, erkeği her daim kadın üzerinde hâkim ve üstün kılan bir din anlayışının yarattığı gericileşme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İffetli, namuslu, bakire kadın arayışını sürdürürken, kadın bedenini sömürmekten de geri durmayan bir ikiyüzlülük var toplumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahişelik kurumunu ele almak yeterli değil mi bu anlamda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel anlamda ciddi bir kapalılık ve yasaklar zincirine vurulmuş doğu toplumlarının düşünsel-zihinsel-cinsel boşalımlarını bile kadın cinselliğini kadın bedenini aşağılayarak kullanarak sömürerek gerçekleştirmelerindeki ikiyüzlülük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların kırılgan ruh yapısını, kendi angutluklarıyla göz ardı eden ve anlama yeteneğini söz konusu kadın olunca kullanmayan bir erkeklik var bu ülkede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının bile erkeklerin üstünlüğünü kabul ettiği bir cinsiyet ahlakı oturtulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekliğin kutsandığı, sünnet düğünleriyle, gerdek sonrası bozulan bekâretten akan kanın üzerinde durduğu beyaz çarşafın asılmasıyla erkekliğin, penisin yüceltildiği bir toplumsal-cinsel ahlak anlayışı var. Erkeklerin sohbetlerinde bozdukları kızlıkları, yattıkları kadınların sayısını anlatarak duydukları aşağılık gurur ve övünç sorgulamaya açılamıyor bile. Çünkü gayet doğal bir durum sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi bedenine yabancılaştırılan, bedeninden utandırılan, ruhsal ve cinsel psikozlarda kişiliğinde ciddi kırılmalar ve çatlaklar oluşan kadının, erkek egemen sınıflı topluma karşı verebileceği nasıl bir mücadele olabilir ki özgüveni bizzat kendi bilincinde tüketilmişken otomatik olarak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğurganlığın, üretkenliğin, bereketin, barışın, hoşgörünün ifadesi olan kadınlık, nasıl da itilmekte aşağılara aşağılık ahlaki ikiyüzlülüğümüzle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler ne kadar dürüst davranabiliyor, eşitlik olgusundan bahsederken?&lt;br /&gt;Kadınla erkeği bir tuttuğunu ifade ederken?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiyüzlülük bu toplumun doğasında var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu düzen, kadın bedeni üzerindeki hâkimiyeti kadına bırakmıyor.&lt;br /&gt;Erkekler de bu çemberin dış sınırlarını oluşturuyor.&lt;br /&gt;Evde baba ve koca rolüyle ya da ağabey rolüyle kuşatıyor kadınlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancılaşmış, kişiliğinde zafiyetler oluşmuş, dişiliği ile kendini var etmeye, kabul görmeye, sevilmeye çalışan bir kadın profili çıkıyor bu yapısal durum içerisinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki, akıllı, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip kadınların yeri konumu değeri anlamı nedir erkekler için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CADALOZ diyorlar ve uzak duruyoruz. Zaaflı, aldanmaya açık kadınları seçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm doğada eş seçimini yapandişiler iken, bizde erkeklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kadın, erkeğine itaat ettikçe elde tutabiliyor yuvasını, konumunu, durumunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmesi gereken çok şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın bedeni üzerinden çekilen klipler, günlük çıkan gazeteler, yayınlanan dergiler, pornografi ve erotizm. Kazanılan paralar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı dünyasında yozlaşmış cinsel ahlakın esaretinde sömürülen kadının ne farkı var, sevdiği erkeğe kaçtığı için namus cinayetine giden doğu kadınından?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyin olabildiğince tüketildiği, değerlerin ayaklar altına alındığı, faydacı, hazcı, sinekten yağ çıkarmaya çalışan günübirlik yaşamanın felsefesi değil midir bilinçlerimizi işgal eden, dürtülerimizi yönlendiren ve bizi tüketim toplumunun homo-economicusları olmaya iterek insanlığımızdan uzaklaştıran emperyalist kültür ve ahlak anlayışın etkisinde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzleşmek kolay değil öyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzleşebilmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkeğe hodri meydan diyebilir mi bir kadın, içindeki her şeyi apaçık ortaya koymasını isteyebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve erkek ne kadar açık yürekli davranabilir kadına karşı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıflı toplumun erkek egemenliğine dayanan yapısı sürdükçe ve kadın bedeni erkekliğin kuşatması altında köle olarak kaldığı sürece dünyada eşitlikçi bir yapının var edilmesi değişimin sağlanması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın örgütlülükleri, sınıflı toplumun temel çelişkisi olan ve tüm temel sorunların kaynağı olan EMEK-SERMAYE çelişkisine de yönelebilecek cesarette olmalıdır. Sistemin özüne dokunmayan tüm mücadele ve örgütlülükler, o sistemin bir parçası ve onu besleyen bir kaynak haline gelmekten kurtulamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; Emekten, sevgiden, barıştan, ortaklaşa yaşamdan, kolektivizmden, eşitlikten, özgürlükten, sevgiden yana bir dünya için, kadınlar daha ciddi anlamda siyasal-sosyal-ekonomik-kü&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;ltürel alanı doldurmalıdır ve bunu örgütlü bir biçimde yapmalıdır. aksi takdirde bu zincirler her gün biraz daha kemirecektir insan olma erdemimizi ve onurumuzu....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toplumsal devrim yaşanmadan insanlığın kurtuluşu mümkün olmadığı gibi kadınların da kurtuluşu mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın olmadan devrim olmaz,&lt;br /&gt;Devrim olmadan kadın kurtulmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın kadın - erkek işçi emekçi ve köylülerinin sınıfsız sömürüsüz eşitlikçi özgür dünya mücadelesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.11.2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_footer clearfix"&gt;&lt;div id="commentable_item_267279520502" class="commentable_item no_comments" comment="{&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;6&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;267279520502&amp;quot;,&amp;quot;target_owner&amp;quot;:&amp;quot;1457485950&amp;quot;,&amp;quot;target_owner_name&amp;quot;:&amp;quot;Oktay \u00c7aparo\u011flu&amp;quot;,&amp;quot;item_id&amp;quot;:&amp;quot;267279520502&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;14&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;87636f8172a75b6a&amp;quot;,&amp;quot;num_comments&amp;quot;:&amp;quot;0&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_data&amp;quot;:[]}"&gt;&lt;form method="post" action="/" name="add_comment" id="add_comment" class="add_comment hidden_add_button"&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom"&gt;&lt;span id="like_link_267279520502_267279520502_id_4aa680adb705f4f86258684" class="like_link like_not_exists"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/notes.php?id=1457485950&amp;amp;start=10#" onclick="LikeController.saveChangeLike_d(this, false); return false;" class="like_component_exists" title="Bu öğeyi beğenmekten vazgeçmek için buraya tıkla"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="comment_box"&gt;&lt;div class="ufi_section comment_add_row"&gt;&lt;div class="comments_add_box"&gt;&lt;div class="add_comment_box_wrapper add_comment_wrapper clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="inline_comment_buttons clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_submit"&gt;&lt;span class="submit_comment UIButton UIButton_Blue UIFormButton"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-8371021865049334089?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/8371021865049334089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kadin-sorunu-uzerine-ozelestirel-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8371021865049334089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8371021865049334089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kadin-sorunu-uzerine-ozelestirel-bir.html' title='KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6266582901743659787</id><published>2009-09-08T09:05:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:05:55.616-07:00</updated><title type='text'>İçerden mırıldanmalar - (ALEV ALATLI'NIN SANSÜRLENEN YAZISI)</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=267279875502"&gt;İçerden mırıldanmalar - (ALEV ALATLI'NIN SANSÜRLENEN YAZISI)&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  (ALEV ALATLI'NIN SANSÜRLENEN YAZISI)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerden mırıldanmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALEV ALATLI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar, döner yoğurt süzer, döner hamur teknesini örter, döner bebeyi haşerattan korur, hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır; sabun kokusu, kekik ıtırı, kadın şefkati, ana kucağı çağrıştırır. Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tesettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde, eşrefi mahlûkat olmaktan gelen haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın/ana koşulsuz sevginin simgesidir. Toplumun, yasaların, hatta kutsal kitapların dayatmalarına rağmen doğurduklarından vazgeçmeyen, terörist torunundan da, eşcinsel oğlundan da, konsomatrist kızından da kopmayandır. Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancın selâmeti anayı çocuklarını feda etmeye iknaya yetmezken, kadın, pederşahi kuralların inşa ettiği dünyanın iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiğinde tüm kuralları çiğneyecek, oğlan ya da kız, suçları ne olursa olsun, doğurduklarının esenliğini sağlamaya çalışacaktır. "Ağlarsa ana ağlar gerisi yalan ağlar" olgusu, kadın unsurunun beşere sunduğu eşsiz sığınağı minnetle ulularken; kadının kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karışıklıkların (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalı beri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hint'in kutsal metinlerinde, "doğuştan düşüncesiz ve hilekârdır" kadın. "İman yolunda bir engel, salâh yolunda bir bariyer, uygulamada bir büyücü, iğrenç arzuları temsil eden" bir aşifte.(1) Buda, öğretisini sulandıracakları için kadınların rahibe olmalarına karşıdır. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarından biri, "Beni bir kadın olarak yaratmayan Kâinatın Yaratıcısı Efendimize hamdolsun." Adem'i mennu meyveyi yemeğe ikna ederek, insanlığın cennetten kovulmasına neden olan Havva ile ilişkilendirilmiyor olmasına şükretmektedir. Hıristiyan geleneğinin başat bileşeni, kadının kötülük, ayartma ve günahla özdeşleştirilmesidir. Erkek, ruhani, akla yatkın ve tanrısal olan İsa'nın alanının temsilcisi sayılırken, kadın, Sezar'ın ten ve madde dünyasıyla bütünleştirilir. Hayrın ve şerrin, cinslerdeki karşılıkları erkek ve kadın olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaştırdıkları gerekçesiyle kadınlardan topluca tövbe edip, günahlarını affettirmeleri talep edilir. İsevi öğretiyi kaleme alan Aziz Paulos, memnu meyva olayında "aldanarak suça düşen" kadının susup, erkeğe tabi olması gerektiğini bildirir: "Kadın tam tabiiyetle sessizce öğrensin. Fakat kadının öğretmesine, ve erkeğe hâkim olmasına izin vermem..."(2) Hıristiyan kadınların günahlarının bağışlanması, cinsiyetlerinin dayattığı rolü canı gönülden kabullenip çocuk doğurmaları, cinselliklerini kontrol altında tutmaları, erkeğe tabi olmalarına bağlıdır. İslam'da, "Ümmetim için kadın fitnesinden daha büyük bir fitne kaldığını bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduğu bildirilir. "Allahım bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanın(3) varlığı, semavi dinlerin ortak tutumlarının yansıması olarak belirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, 1900'lü yılların başlarına kadar medeni dünyanın hemen her ülkesinde bir eş, kocasının gölgesi, uzantısı, parçası olan kadın, dünyayı saran değişimden nasibini alacaktır. "Yeni kadın" erkeğin bir refleksinden ibaret olmayı kabullenmeyen, yardımcı oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasına sahip, coşkulu, bağımsız, özgüven sahibi, yaşamını bir başına sürdürmeyi göze alabilen kadındır. Bu kadın, modernleşen toplumların her basamağında rastlanabilecek birisidir. Sabahın kör karanlığında işçi mahallelerinden fabrikalara akan solgun kalabalığın arasında da görülebilir, mutevazı bir tezgâhın arkasında da, laboratuvarda da, devlet arşivinde de, hastane koğuşunda da. Aşkları çok başarılı evliliklerle sonuçlanan, el değmemiş "iyi" kızlar değillerdir bunlar. Kocalarının ihanetlerine katlanan evli kadınlardan olmadıkları gibi, intikamlarını zina yaparak almaya kalkışanlardan da değillerdir. Ne mutsuz bir aşk hikâyesinin yasını tutan yaşlı bakire, ne de bir aşifte; yeni kadın, yoksulluğa ya da mesleksizliğe kurban gitmeyi reddeden, hayattan özgün talepleri olan, ömrünü ailenin, sülâlenin hizmetinde tüketmeyi reddeden, hemcinsinin haklarını savunan kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni kadın, erkeğin ne gönlüne ne de aklına hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlı zümresi iken şairler, yeni kadını ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayırt ederler. Kendilerini geliştirmeye adanmış, yeni yollar, yeni renkler, yeni dünyalar keşfetmeye çalışan yazarlar, yeni kadının yanından geçip giderler. Edebiyat, ihanete uğramış, terk edilmiş, acı çeken kadınlar, intikamcı zevceler, büyüleyici aşifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, şirin kızlar üretmeyi sürdürür. Romancıların muhayyeleleri de sanki kadının geleneksel görüntüsünden başkasını algılamaya müsait değildir. Değişimi idrak edemedikleri gibi, belleklerine de kaydedemezler. Yeni kadının hekimlikten yargıçlığa, sanayicilikten mühendisliğe, müzikten edebiyata, tiyatrodan öğretmenliğe kadar hemen her çağdaş uğraşta rastlanan muhteşem örneklerine gelince, onlar istisna sayılır; olağandışı psikolojik fenomenler olarak tanımlanıp, uzak durulur. Yaşı ne olursa olsun, erkeğin kanatlarının altında olmayan kadın, ana muamelesi görür. Özetle, kadının ne olup olmadığı erkekler tarafından kadınlar üzerinden tartışılan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüğümüz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, cinsellik, yeni kadının kimliğini oluşturan onlarca bileşenden sadece birisidir; meğer ki, yaptırımların kurbanı olsun, asla belirleyeci olanı değil. Keza, doğurma eylemi, kadın hüviyetindeki ömrünün sancılı bir safhasından ibarettir, bütününü şekillendiren bir fenomen değil. Doğum yapmış, yani, kadın olmaktan ana olmaya terfi ettirilmiş olmak, yeni kadın tarafından cinsine atfedilegelen fıtrî kötülüklerden arındırıldığı gösteren bir ibraname olarak da önemsenmez. Yeni kadın, evlâd sahibi olmanın hormonlarının desteğindeki koruma içgüdüsünü körükleyeceğini, doğurduklarını yaşatabilmek için elinden geleni ardına koymayacağı ruh halinin "fitne potansiyeli"ni de güçlendirebileceğinin bilincindedir. Kediler ana olmasın derler, doğrudur; en narinimiz bile tırnaklarını çıkaracak, aslan kesilecektir. Bu çerçevede, "haram helâl ver Allahım/çoluk çocuk yer Allahım" yakarışının bir kadın duası olduğunu hatırlatayım. Tekvin ve Kur'an'da yer alan İsmail kıssasında biricik oğlunu kurban etmeyi düşünebilenin çocuğun anası değil, babası olmuş olması, yeni kadının gözünde erkeklerin çocuklarına ilişkin eğreti tutumlarının teyidi mahiyetindedir; erkeklerden oluşan hakim sınıfının hükümranlığını yasallaştıran çağların pederşahi toplum sistemlerinde oğullarını esirgeme çabası içindeki anaların feryadlarının şeytanın iğvaları olarak yorumlanmasını da ciddiye almayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni kadının tecrübesi, yeryüzündeki yaşamın somutta ispatlanan aşkla ayakta kaldığı şeklindedir, yasalarla değil. Cinselliğin iletişimle mümkün olduğu şeklindedir, şiddetle değil. İmanın akılla güçlendiği şeklindedir, dayatmayla değil. Ruhaniyatın saygı ile beslendiğidir, seçkinci ayırımcılıkla değil. Erkeklere nasip olmamış gibi duran işbu tecrübe, fitne vb. suçlamalara karşın kadınların/anaların yasaların dışında ve üstündeki konumlarına ısrarla sahip çıkmalarını öğütleyen kadınlık bilgisidir. Gerektiğinde baş örten, gerektiğinde yara saran tülbent, kadınlara mahsus bilginin kadim nakil aracı olarak görülür. Bu bağlamda, türban, kadınlık bilgisinin bastırılması, diğer bir deyişle, kadının kadına ihanetinin dışavurumu olarak algılanabildiği için korkutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk toplumun eriştiği tarihinin bu noktasında, yargıç kürsüsündeki yerini dişiyle tırnağıyla elde etmiş yeni kadın, tanık mahallindeki hemcinsinin şahitliğini irade ve akıl bakımından erkeklerden daha zayıf olduğu gerekçesiyle reddetmeyi aklından bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüşünü türbanı aracılığıyla ilân eden kadın yargıcın vereceği hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayırımı yapacağının peşinen kabulü demek olacağı için korkutur. Benzeri korkular tıptan sahne sanatlarına, öğretmenlikten turizme kadar hemen her uğraş dalında nüksedebilecek; yalnız seyahat edememekten yönetici kadrolarından uzak durmaya varıncaya kadar çok sayıda olası yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana sorarsanız, türban sorunu işbu"kadının kadına ihaneti" olarak ifade ettiğim açmazda düğümlenmektedir. Bir kısmımız türbanı egemen erkeklerle kadınlar aleyhine yapılan bir ittifak olarak değerlendirirken, diğer bir kısmımız yasakçılarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarını kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartışacak, uzlaşma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaştırmaya çalışacak olan kadınlardır; kadınlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafık erkekler değil. Bu aşamada gerçek tehlike arzeden bir şey varsa, o da tarafların içtenlikle konuşacakları yerde birbirlerini basmakalıp sıfatlarla takdim ve itham etmeyi sürdürmeleri olsa gerek. Rahmetli Meriç'ten mülhem bir ifadeyle, kavga, kadın ile kaderi arasında olmalıdır, kadın ile kelimeler arasında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1) Devi Bhagaveta (1.5.83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Yeni Ahit, 1.Timoteosa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(3) "Allahümme ecirna min şerri'n-nisa..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6266582901743659787?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6266582901743659787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/icerden-mrldanmalar-alev-alatlinin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6266582901743659787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6266582901743659787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/icerden-mrldanmalar-alev-alatlinin.html' title='İçerden mırıldanmalar - (ALEV ALATLI&apos;NIN SANSÜRLENEN YAZISI)'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-7239265470523898229</id><published>2009-09-08T09:02:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:02:35.666-07:00</updated><title type='text'>BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  Bir şafak atarken kızıla çalan güzelliğinde tanıdım gökyüzünü,&lt;br /&gt;Sevda rengi bir kızıl, umut rengi maviliklere vuruken aksini&lt;br /&gt;Düş dolusu bir ateş sarısıydı&lt;br /&gt;Bedenimi sarmalayan aydınlığı manzaranın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitip gidene inat yalnızlığımızda&lt;br /&gt;Vuruyordu tepemden güneş&lt;br /&gt;İnadına duruyordu seyredalmışken&lt;br /&gt;Gidenin ardında bıraktığı puslu izleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık giden de kalan da birdi yaşamımda&lt;br /&gt;Ve artık özlenecek çok şey vardı anlamını tükettiğimiz dünyada&lt;br /&gt;Bilmedik akıl kararınca sürmeyi tarlalarımızı,&lt;br /&gt;Eksik bıraktık geçmişizden getirdiğimiz hesaplarda&lt;br /&gt;Yüzleşmelerin tedirginliğine kapılıp&lt;br /&gt;Korkular önünde eğilerek&lt;br /&gt;Yaşanmışlıklarımızı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakamızı bırakmayışı bu yüzdendir gölgelerin&lt;br /&gt;Ve bir yanımız hep takılı kaldı akıp giden zamanda&lt;br /&gt;Asla geri gelmeyecek olana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz inatla sevmeye devam ettik insanı&lt;br /&gt;Kaygılar, kahırlar ve acılar içinde kalsak da&lt;br /&gt;Soluduğumuz havanın&lt;br /&gt;Yüzümüze dokunup saçlarımızı okşayan rüzgarın&lt;br /&gt;Ve sular dolusu serinliklerin ortasında&lt;br /&gt;Bizi var ve anlamlı kılan bu yaşamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmedi,&lt;br /&gt;Eksilmedi gülüşler yüzümüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel diri ve saf tuttuk çocuk bakışlı sevmeleri&lt;br /&gt;Ve şimdi dirilmeyi bekleyen bir bahardır ömrümüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solup ölen,&lt;br /&gt;Kuruyup dökülen&lt;br /&gt;Çürüyen yapraklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filizlenen, yeşillenen&lt;br /&gt;Ve bin kökten beslenip&lt;br /&gt;Kendi dalında yeniden can bulan yapraklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktıkça çözülüverdi anlamlar&lt;br /&gt;Ve döküldü ortalığa birer birer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümek&lt;br /&gt;Ve umut etmek&lt;br /&gt;Ve belki de umut olmak.&lt;br /&gt;Ve eksikliğini duyduğun herşeyi&lt;br /&gt;Kendinde bulmasını bilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm bir gerçek tıpkı yaşam gibi şu alışamadığımız.&lt;br /&gt;Binlerce olasılık var bekleyen kapımızın önünde&lt;br /&gt;Başucumuzda bekleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmamalı.&lt;br /&gt;Alana dek bizden bizi&lt;br /&gt;Biz olmayı sürdürmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.09.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-7239265470523898229?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/7239265470523898229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/basliksiz-coreklenmis-sozler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7239265470523898229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7239265470523898229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/basliksiz-coreklenmis-sozler.html' title='BAŞLIKSIZ ÇÖREKLENMİŞ SÖZLER'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-2660957456316148378</id><published>2009-09-08T08:59:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T09:01:39.690-07:00</updated><title type='text'>HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...</title><content type='html'>&lt;div class="UITwoColumnLayout_Content" style="width: 540px;"&gt;&lt;div class="notes_main_column UIOneOff_Container"&gt;&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="df19128ffad4cd57b4e6e8a44f8defe8" type="hidden"&gt;&lt;div id="note_271635805502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;İlk gece... Bir çadırın tenhasında. Açıklığında bir göğün ve bir denizin kıyısında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımı yere verip gökyüzünü seyredalarken ben&lt;br /&gt;Bir aydınlık görmeyi arzuladım pır pır eden uzak yıldızlarda&lt;br /&gt;Pür dikkat kesilmişim&lt;br /&gt;Dudağımda ezgilenen bir türküyle eşlik ederek geceye.&lt;br /&gt;Öylesine güzel dizilmiş öylesine etkileyici ki&lt;br /&gt;Işık tarlalarınndaki ateş böcekleri gibi&lt;br /&gt;Karanlığı yırtan o küçük&lt;br /&gt;Nokta nokta&lt;br /&gt;Sıralı ve sonsuz çokluktaki yıldızlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözcükler anlamını yitirmekte yine&lt;br /&gt;Kaygılar anlamsız&lt;br /&gt;Ölüm ise bir beyhude korkuluktur şimdi gecede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçları okşayan esintileriyle rüzgar&lt;br /&gt;Kimi zaman şefkatli kimi zaman çığılığa dönen sesiyle&lt;br /&gt;Duraksız bir  ezgidir kulaklarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivrisinekler vızıl vızıl&lt;br /&gt;Aç ve heyecanlı&lt;br /&gt;Paylaşmaktayım&lt;br /&gt;Damarlarımda akan kızıl kanı onlarla&lt;br /&gt;Severek derin hislerle her ayrıntısındaki her zerreyi yaşamın.&lt;br /&gt;Varolmak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelişkiye düşüyorum birden bir ısırığıyla sineğin.&lt;br /&gt;Ölüm çağırıyor yalnızlığımda kendi sofrasına beni&lt;br /&gt;Sonsuz bir karanlığın ortasındaki&lt;br /&gt;Hazin bir suskunluğa mahkum bir sona gittiğini bilmek ne kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onurumla yaşadım.&lt;br /&gt;Onurumla ölmeyi başarabilecek miyim bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ikinci gece... Yine gökyüzü yine ben yine sivrisinekler ve içimde deli mavi bir çocuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine umutlar yangında&lt;br /&gt;Yine ateşlere tutsak sevdalardayım.&lt;br /&gt;Ve beklenen gün çok çok uzakta bizlerden&lt;br /&gt;Çünkü zamansız gidişleri yaşamakta  ömrümüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalar vuruyor yüreğime&lt;br /&gt;Suskunlukta boğulmuş,  binyılların karanlığında kalmış gönlüme.&lt;br /&gt;Avuçlarım terli yüzüm serinlikte&lt;br /&gt;Üşümekte kulaklarım&lt;br /&gt;Annemin kokusunu özler olmuşum&lt;br /&gt;Babamın gülen yüzüyle seslenişini bana&lt;br /&gt;Ve kızkardeş dolusu bir evde&lt;br /&gt;Kendi çocukluğumdaki ağlamayı ve susmayı bilmez halimi özlemişim&lt;br /&gt;Kavgaları, sürtüşmeleri ve yumurtanın kalan kısmını paylaşamazken&lt;br /&gt;Kendimi içinde bulduğum o kardeşlik dolu çekişmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanıyor ellerim yitip giden sevdalara kavgalara&lt;br /&gt;O zorlu ve büyük mücadelelerde yüreğini ortaya koyan&lt;br /&gt;Çekingen çocuğu arıyorum içimde.&lt;br /&gt;Evet.&lt;br /&gt;Gözlerim seyredalarken yıldızları&lt;br /&gt;İçeride geçmişi özlemekteyim&lt;br /&gt;Çocukça ve kederli bir düşte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü gece... zemin sert... sırtım üşürken içimde bir acı hasret hissetmekteyim yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak güç&lt;br /&gt;Ve garip şeyler olmakta&lt;br /&gt;İnsan insana uzak&lt;br /&gt;İnsan insanın acılarına yabancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türküler susmuş&lt;br /&gt;Duygulara çalınmış kara lekeler&lt;br /&gt;Ve ezilmiş hislerle&lt;br /&gt;Sevinçler bile&lt;br /&gt;Gizliden gizliye yaşanmakta .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu olmayı&lt;br /&gt;Avuçlarındaki bozukluklarda bulan çocuk&lt;br /&gt;Yok artık içimizde&lt;br /&gt;Ve kanayan bir yaradır yalnızlığımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**********************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü gece... Yorulmuşluğun yükü omzumda ve bulutlar hızla yol almakta gecenin karanlığında verip sırtını rüzgara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuğun olmak isterdim&lt;br /&gt;Konuk olmak sana ve sana ait sözcüklere.&lt;br /&gt;Yakın durmak  yüreğindeki sıcağa&lt;br /&gt;Bir çıra tutuşturup içindeki ateşten&lt;br /&gt;Kızıla boyamak bir alevle ve yangınlar ortasında bulmak kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çiçek demeti olsun diye ellerimde&lt;br /&gt;Sana sunmak için yüreğimden&lt;br /&gt;Geçmişten, soğuktan, ölümden ve yaşanmışlıkların izinden&lt;br /&gt;Doğan günden, güneşte filizlenen umutlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir yitirdiğimiz dünde&lt;br /&gt;Ve nedir sürükleyen bizi&lt;br /&gt;Böyle bir paylaşımda kendini bulmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak ne de zor&lt;br /&gt;ve ne garip bir hayat değil mi?&lt;br /&gt;Tıpkı Neruda"nın söylediği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan,&lt;br /&gt;Şairane bir çelişkidir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*&lt;br /&gt;Yine dördüncü gece ve geçmişten gelen acılar sancılanmakta her yerimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ararken bir aşkın içinde&lt;br /&gt;Bambaşka bir hüzne gömüldük zamanın içinde.&lt;br /&gt;Parçalanan anlamlarda bulduk kendimizi&lt;br /&gt;Sanki hayat dünkü bizde biçimlenen hayat değil bu gece&lt;br /&gt;Sanki biz değildik yaşayan o geçmişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzler kalmış ama bizler değişmekteyiz&lt;br /&gt;Ne kadar hızlı ve çabukça yadsınmakta dün&lt;br /&gt;Ve herşey daha da maddi bir gerçeklik kazanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular kırgın ruhumuz yitik&lt;br /&gt;Bir kaybolmuşluk hissi yaşamaktayız&lt;br /&gt;Bu yoksunluk çağının içinde.&lt;br /&gt;Neydi sevgi?&lt;br /&gt;Aşk neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulamaksızın geçen tek bir an var mı kendimizde&lt;br /&gt;Siilikleşen solgunlaşan güzellikleri?&lt;br /&gt;Doğru olan nedir?&lt;br /&gt;Arıyor gözlerimiz arıyor belki de hiç bulunmayacak olanı.&lt;br /&gt;Hiç susmayacak yumuşak bir ses istiyor kulaklarımız&lt;br /&gt;Ve yüreğimiz&lt;br /&gt;Snosuz, büyük, derin ve coşkulu bir aşkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan gibi...&lt;br /&gt;İçinde sevgiye muhtaç sevgiye aç bir çocuk taşıyan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karanfil dolusu güzellikler ortasında birbaşına duran&lt;br /&gt;Kırmızı bir gül idi aşk.&lt;br /&gt;Ve bitmiş bir aşka verilen son demet idi ellerimle uzattığım sevgiliye&lt;br /&gt;Ama ne gariptir ki&lt;br /&gt;Ömrümün ilk çiçekleriydi&lt;br /&gt;Yüreğimde çiçeklenen sevgi bahçesinden derip sevgiliye sunulan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi,&lt;br /&gt;Korkular sarmalamış bir de kaçma isteği.&lt;br /&gt;Güvensizlikler içinde kafakarışıklığı yaşamaktayım.&lt;br /&gt;Neyi ister neyi arzularım bu fani fenalıkta bilemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmanlıklara gebe bir ömrün ertelenmiş yaşanmışlıklarının&lt;br /&gt;İç burkan boyun büküklüğüdür mahkumu olduğum&lt;br /&gt;Bir ölümün kıyısındayım şimdi&lt;br /&gt;Tam da alışmışken hayata ne büyük bir acıdır&lt;br /&gt;Giderayak söylemek hayata ve aşka dair türküleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayamadıklarımla avunmak zorunda ölümüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi karanlık gölgeler büyüyor ufukta&lt;br /&gt;Gün batımı ve geceyi yaşıyor bedenim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O deniz kıyısında oturan ben&lt;br /&gt;Ne büyük kavgalardan&lt;br /&gt;Ne büyük yaralar alarak gelmiştim biliyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de bunu görmüştün kederle çizgilenen gözlerimde&lt;br /&gt;Ve belki de bu yüzdendi bana karşı hissettiğin yakınlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanımda kızıllığı devrimin ve özgürlüğün renginde açan çiçekler&lt;br /&gt;Öte yanım tutsak olmuş gericiliğin zulmün ve tükenmişliğin pençelerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk düşlerim vardı büyüttüğüm bir köklü çınar gibi&lt;br /&gt;Ama ben büyüyemeden kalakalmıştım ışıksız gölgelerde.&lt;br /&gt;Yaban ve asi idim dünyaya ve hayata karşı.&lt;br /&gt;Ve herşey ne kadar da saf, el değmemiş ve güzeldi&lt;br /&gt;Yüreğimde anlamlanan yansımalarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günden güne kararan bir yürekte bile çoğalabilmişti sevinçler&lt;br /&gt;Ve hep kendimdendi sunduklarım yaşama&lt;br /&gt;Kendimi paralarcasına verdiklerimden ibaretti yitirdiklerim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı geç tanıyan bir çocuk kalmış geçmişin gölgesinde büyümeksizin&lt;br /&gt;Yüreği yaralı duyguları incinmiş&lt;br /&gt;Yalanlarla örülü bir dünyada silahsız ve savunmasız&lt;br /&gt;Yalnız bir çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş ne de acı.&lt;br /&gt;Kısık gözlerle bakabiliyorum ancak&lt;br /&gt;Uzaklardan gelen belli belirsiz ışıklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Payına düşeni alıyor musun cesaretle&lt;br /&gt;Umutsuzluğa düşmüş bir çocuğun kısılmış gözlerinde&lt;br /&gt;Çoğaltabilmek için yeniden&lt;br /&gt;Yaşam denen umudu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişimden bir gölge beliriverdi aniden&lt;br /&gt;Uykuya yüz tutmuş halime inat&lt;br /&gt;Yarı gerçek yarı sanrı bir düşte&lt;br /&gt;Gözleri ve yüzü karanlığa gömülü bir kadın silüeti&lt;br /&gt;Kapıyı aralayıp girerken odama&lt;br /&gt;Patlayıverdi içimde bir acı çığlık&lt;br /&gt;Acı acı ağladım&lt;br /&gt;Geçmişimden aralanan o kapıdan giren kadını görünce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;01.09.2009-04.09.2009&lt;br /&gt;Yeni Foça - İzmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_footer clearfix"&gt;&lt;div id="commentable_item_271635805502" class="commentable_item with_comments" comment="{&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;2&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;271635805502&amp;quot;,&amp;quot;target_owner&amp;quot;:&amp;quot;1457485950&amp;quot;,&amp;quot;target_owner_name&amp;quot;:&amp;quot;Oktay \u00c7aparo\u011flu&amp;quot;,&amp;quot;item_id&amp;quot;:&amp;quot;271635805502&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;14&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;dbc756828911805a&amp;quot;,&amp;quot;num_comments&amp;quot;:&amp;quot;2&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_data&amp;quot;:[]}"&gt;&lt;form method="post" action="/" name="add_comment" id="add_comment" class="add_comment hidden_add_button"&gt;&lt;div class="comment_box"&gt;&lt;div class="ufi_section comment_add_row"&gt;&lt;div class="comments_add_box"&gt;&lt;div class="add_comment_box_wrapper add_comment_wrapper clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="inline_comment_buttons clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_submit"&gt;&lt;span class="submit_comment UIButton UIButton_Blue UIFormButton"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-2660957456316148378?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/2660957456316148378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/her-biri-baska-bir-geceyarisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2660957456316148378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/2660957456316148378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/her-biri-baska-bir-geceyarisi.html' title='HER BİRİ BAŞKA BİR GECEYARISI DÖKÜLENLER...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4158003058209552255</id><published>2009-09-08T08:58:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T09:00:23.494-07:00</updated><title type='text'>YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="note_title"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;SUSKUN VE SESSİZ BİR DURUŞUN GÖLGESİNE SAKLANDIĞIM BİR YANIMDADA HER ZAMAN BİR HAYKIRIŞ SAKLI İDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DURGUNLUĞUMU BESLEYEN FIRTINALARIN ORTASINDA KALMIŞLIĞIN ÇARESİZLİĞİ İDİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR BAŞINA YAPAYALNIZ SOYUTLARKEN BİLİNCİMİ BEDENİMDEN, KALABALIKLARIN ÇILDIRTAN YABANCILAŞMASI VE TEKBAŞINALIĞI İDİ DERİNLEŞTİREN VE SONSUZ GİRDAPLARA KAPTIRAN YÜREĞİMİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER SABAH İNSANLAR İÇİN GÜNAYDINLANIP, YENİ GÜZELLİKLER SUNARKEN,BEN BELİRSİZLİKLERE BOĞULU YÜREĞİMDE IŞIKSIZ GECELERİ YAŞARDIM GİZLİCE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYAT TATLI ANILARI VE KARMAŞASI İLE ÇEKERKEN İNSANLARI, BENDE UMARSIZ BİR DİNGİNLİĞE VE UZAKLAŞMA İSTEĞİNE NEDEN OLMAKTAYDI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELKİ TANIMLAYAMADIĞIM İÇİN BELKİ DE TANIMLANMASI GEREKMEDİĞİ HALDE, ANLAMLANDIRMAYA ÇALIŞTIĞIM İÇİNDİ HAYATLA ARAMA GİREN O GARİP MESAFE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATI YAŞAMAK YA DA ONU SORGULAMAK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TERCİHLERİMİZ DEĞİLMİYDİ BİZİ BİZ YAPAN VE BİR DİĞERİNDEN FARKLI KILAN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATA HANGİ PENCEREDEN BAKTIĞIMIZ YA DA ONDA NASIL BİR ANLAM KEŞFETTİĞİMİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİMİ ZAMANINI ONU SORGULAMADAN TÜKETİRKEN KİMİMİZDE SADECE SORGULATIP KENDİNİ TÜKETİYORDU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE MENEM BİR ÇELİŞKİDİR Kİ HAYATIN SINIRLI VE SONUNUN NE ZAMAN GELECEĞİNİN BELLİ OLMAYACAĞINI BİLDİĞİMİZ HALDE , HİÇ ÖLMEYECEKMİŞ GİBİ ONUNLA UĞRAŞIYOR YA DA ONU GELECEK KAYGISINA DÜŞMEDEN TÜKETİYORUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARINA BUGÜNDEN NE BIRAKABİLECEĞİNİN DEĞİL BUGÜN KENDİSİNE SUNULAN BU KREDİDEN NE KADARINI HARCAYIP, KÜÇÜK MUTLULUKLARA FEDA EDECEĞİMİZİN KAYGISINDA ÇOĞUMUZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;21.06.2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Kendim ve Sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne arıyorum bu dünyada?&lt;br /&gt;bu beden bana bir zindan.&lt;br /&gt;beynim zincirlere vurulmuş.&lt;br /&gt;suskunluğun korkunç karanlığına boğulmuş insanlık.&lt;br /&gt;dalgalar bile sessiz...&lt;br /&gt;çığlıklar duyulmaz olmuş.&lt;br /&gt;ya kulaklar sağır&lt;br /&gt;ya sesler yankılanamamakta bilincinde insanlığın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;01 Kasım 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başı mı son sonu mu başıdır bu dökülenlerin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşama kattıklarımız kadar anlamlandırırız yaşamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve geçmişin bilincimizin derinliklerinde bıraktığı izler, farkındalıklarımızı bir belirsizlik silsilesi içinde boğmakta bizi müthiş bir eylemsizliğin içine itmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimle ilgili görüngülere dışsal etkilere ihtiyacım olduğunu düşünüyorum bazen. ne kadar bencilce değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahip olduğumuz yetenekleri, birikimi, değerleri yaşatabilmek ve hayatta ifade edebileceğimiz alanlar yaratabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle bir konumdayım ki derin bir bataklığa kaptırmış gibiyim bilincimin ayaklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketsiz beklemekteyim. ve bekledikçe ağırdan ağıra çekmekte beni içine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimbilir belki de kurtulmayı düşünmemeliyim. dalmalıyım gideceğim veya beni götüreceği yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlık özlemi, her anına sığdırılan sonsuz sınırsız devinen hareketli düşünceler sorgulamalar hesaplaşmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kopmakta bazen teli birşeylerin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimize gitarı, bağlamayı ya da kemanı aldığımızda yüreğimizde yankı bulan sesleri nasıl döktürüyorsak ezgiler halinde örgütleyerek notaları, yaşamımızın da tekilliklerini aynı şekilde bir beste gibi ezgileyip bir türkü gibi söyleyebilmeyi başarma meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başarısızlık diye birşey var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başarı diye birşey yada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutlu olmayı istemek ne de anlamsız bir çaba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hele anlamsızlığın rahatsızlığını duymak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan olmak ne de zor. algılamak algıladıklarından inanılmaz sonuçlar çıkarmak dönüştürmek onları ve yeni pratik biçimleri yaratmak öğrendiklerimizle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne inanılmaz bağlantılar yakalıyor bilinci insanın ve hep bir arayış içerisinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmayı bilmeyen bir arayış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bu arayışın tüketim toplumunda farklı biçimlere evrildiği insan zekasının aklının köleleştirilip kısırlaştırıldığı bir süreç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi insan yapan özelliklerimiz niteliklerimiz egemenlik kâr ve güç olma hırslarımız uğruna, çıkar elde etme dürtümüz uğruna bizi insan olmaktan çıkaran parçacıklar olmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedir kaybımız kaybetmekten kişiliğimizi değerlerimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duruşumuzu anlamlı kılan nedir anlamsızlığın primli ikramiyeli yalan ve sahteliklerle dolu dünyasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzayıp gider cümleler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslolan pratiğidir kişinin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünceler fikirler eylemde bulur karşılığını ve bir hayalet etli kemikli bir güç haline gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engeller çok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duvarları içimize ördük de biz kendimizin dışında kaldık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimize özümüze dönmek için kendimizde dışarıdan vurulacak darbelerle yıkılacak duvarları zorlamanın kavgasıdır artık insan olma mücadelesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yol uzun zorlu ve bir değişik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suskunluğumda çoğalıyor kelimeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinmiyor yankısı kulaklarımda bilincimin ezgilediği melodiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoğalarak baskılıyor beynimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bataklık çekiyor hala içine içine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi midir kötü müdür bunu tartışmak anlamsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü yaşıyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyle ve dostça kalın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01 Kasım 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜRGÜN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kendin olarak mutlusundur ne onlara benzeyerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her zaman içinde bir yabancılık kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğinde bir burkuntudur geçirdiğin zamanda payına düşen uzaklarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ait hissetmezsin kendini. ne oraya ne buraya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kendinsindir ne bir başkası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendinde sürgünlüğün iç acıtan yalnızlığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamın uzağındadır bir yanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öte yanın tam ortasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülüşlerinle aydınlatırsın geceyi ama günlerin karanlıktadır yüreğinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kararsızlıkları yaşarsın kendince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuşlara boğulur bakışların en koyusunda bir sohbetin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yabancılaştığın kendinde yakınlaşırken onlara, onlara yabancılaştıkça hissedersin içindeki tekbaşınalığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklı değilsindir onlardan ama onlar gibi de değilsindir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki arada bir derede kalmışlığın sancısı sarsar benliğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müziğine, yemeğine, ten rengine, gözlerine bakışlarına yabancısındır tanıdık olduğun kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep bir mesafe vardır dünyanla dünya arasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve mutluluğunu gölgeler sürgün sevdaların, sürgün özlemlerin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir nergize benzer artık bedenin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kök salabilmiştir toprağa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne de kıpırdayabilmektedir günbegün kirlenen gölün içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama umut hep biryerlerde olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevda kokacak bir yerlerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürleştikçe zihninde zincirlenen duygular kopardıkça ipleri ve saldıkça kanatlarını gökyüzüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dirilişin adı olacak geçmişin kapanmamış hesapları arasında gizlenen acılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acıların acısında acımak acınmışlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılar dosttur insana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalansızdırlar, gerçeği hafifletmezler, uyarıcıdırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı derinleştikçe çare arayışına girer insan. düştüğü çözümsüzlüklerden acıları sayesinde kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimidir acılar. içtenlikle paylaşırlar kederi. yandıkça kıvrandıkça hissederiz benliğimizi, kendimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bize yaşadığımızı ve varolduğumuzu hatırlatır çarparcasına yüzümüze. çünkü ancak can taşıyan bir varlık acı çekebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;terbiye eder bizi, dinginleştirir, büyütür, olgunlaştırır... güçlü kılar... şu açık bir gerçektir ki insan zaferlerinden mutluluklarından değil, yenilgilerinden ve acılarından öğrenir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçma hakkı tanımaz acılar, sığınma hakkı da... birebir yüzleşmek zorunda bırakır gerçekliğin kavuran aleviyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acılar en yakınıdır insanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamda tamamen yalnız olduğumuzu anımsatır bize. o an acıyı tüm boyutlarıyla yaşayan yalnızca bizizdir. ötekilere düşen yalnızca empati yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acı çeken duramaz yerinde, kıvranır, inler, yıkılmışlıkların arasında da olsa kabullenemez susmayı, derin haykırışlarda bulur kendini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ballanır, olgunlaşır, güzelleşir insan acı çektikçe...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acılardan süzülür anlamı yaşamın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçek olan acının ta kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlık bilmecesini anlayan akıl, acı çeker çözümlemek isterken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçek insan insan gibi insan en mutlu anda bile acı çeken, çektiği acıdan gocunmayan, onun dilini anlayan ve yaşamı bu algılayışla kavrayan insandır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi acılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAYLAŞMAK İSTERKEN ORTALIĞA SAÇILAN KIRINTILAR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan yaşanmışlıklarından yaptığı çıkarsamalarla üretir kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamı algılayışı hissedişi duyumsayışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derin okyanuslarda gezinmek risklidir çoğu kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soluksuz kalmanın da ötesinde kendini kaybetmek gibi bir durum vardır o karmaşanın kaosun ve çoğulluğun içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz. ve çoğumuz henüz kendimizin farkına varmadan ölüp gidiyor bu dünyadan. kendi anlamımızı çözmeye gizemleri anlamaya çalışıyor bilinçaltımız. suskunluklarımız da dalgınlıklarımız da uzakları seyre dalıp maviliklere gözlerimizi kaptırışımız da işte bu nedenden ötürü değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ırmağın akışını izlerken, ya da bir mumun yanarken alevlerindeki renk cümbüşünü seyrederken, ya da gökyüzünde ağırdan ağırdan hareket eden bulutların o görkemli yürüyüşüne bakarken hep kendimizdeki arayışlar değil midir bizi bilinmedik diyarlara sürükleyen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutluluğu ararız, sevgiyi, aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;huzuru ararız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama çoğu kez hamlıklarımız, gururumuz, dikkafalılığımızla feda ederiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük hesaplara değişiriz güzelliğini arkadaşlığın, dostluğun ya da aşkın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günlük çıkarlara anlık zevklere değişiriz gerçek sevginin varlığımızı benliğimizi saran güzelliğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuşlarımızla kanayan onurumuzda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemsizliğimizle tükenen yarınımızda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi arıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgür bir bakış ile gökyüzünü görmektense gözlerinde sevincin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köleliğin esaretinde paranın şehvetin arzuların ve çıkarların sahte parıltılarına bakıyoruz vitrinlerinde insan pazarların...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmeyi öğrenemedik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevilmenin anlamını kavramamıza daha çok var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklılıklarla çoğalan yaşamı tekdüzeleştirmeye uğraşırken yiyoruz insanlığımızı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamın derin anlamı halen i,çimizde bir yerlerde çözülmeyi bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çözecek erdeme, ahlaka, bilgeliğe, güzelliğe, aşka, sevgiye ulaşabilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inasnırsak, güvenirsek ve seversek tüm kirlenmişliklere çürümüşlüklere ve yitirilmişliklere rağmen... neden olmasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşey çok güzel olacak buldukça bir kuş cıvıltısında tadını yaşamın. ve gülen bir gözde hissettikçe aksimizi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak güzeldir ve yaşamak direnmektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolaya kaçmadan, korkmadan, ürkmeden ilerleyebilmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorluklara, acılara, engellere göğüs gerebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte meselenin de özü budur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan olmaktır biricik gayemiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve aşkla sevgiyle üretmektir yaşamı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oktay çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;**************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendinde kendinlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ararken yitirdiğin şeyler varsa aradığın şey kendin değildir ya da sen kendinde değilsindir... Kendiliğinden bir arayıştır aslolan. Kaygısız, endişeden ve telaştan uzak. Bulacakların seni tatmin etmeyecek çünkü en derinlere indikçe ne kadar sığ bir yaşam sürdüğünü farkedeceksin ve bu özfarkındalık seni daha da mutsuz edecek. Kendini anladıkça doğayı, kainatı ve yaşamı da anlayacaksın. Varoluşun bir yük haline gelecek ve bedenin bilincini sınırlayan bir hapishane. Çünkü eksik olan bir şey var. O da irade ve vicdan dengesini kurmuş farkındalığınla beslenen inançlı ve derin bir felsefi algılama gücü. O felsefe senin özünde unuttuğun, baskıladığın, kanattığın ve kimi zaman öldürmeye çalıştığın insan yanında mevcut. Sevgiyle bakmasını öğrendiğinde yaşama ve herşeyin kaynağında sevgi olduğu gerçeğini farkettiğinde ama bunu içselleştirerek ve tüm bedenin ruhun ve bilincinle hissederek anladığında çözülecek sırları birer birer yaşam denen bu girdap döngüsünün....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamanın sırlarını bileydin&lt;br /&gt;Ölümün de sırlarını çözerdin&lt;br /&gt;Bugün aklın var birşey bildiğin yok&lt;br /&gt;Yarın akılsız neyi çözeceksin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ömer Hayyam)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iZMİR - 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4158003058209552255?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4158003058209552255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/yasama-dair-soz-obekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4158003058209552255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4158003058209552255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/yasama-dair-soz-obekleri.html' title='YAŞAMA DAİR SÖZ ÖBEKLERİ...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6714888898223849871</id><published>2009-09-08T08:58:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T08:59:10.308-07:00</updated><title type='text'>kürtçe yasaklar var mıydı, yok muydu?</title><content type='html'>&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kürtçe yasaklar var mıydı, yok muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01 Kasım 2007 Perşembe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-1980 öncesinde PKK Kürtler arasında sınırlı ve marjinal bir etkiye sahipti. Fakat 12 Eylül yönetiminin KÜRTLER ÜZERİNDE ve özellikle Diyarbakır Cezaevi'nde yürüttüğü sistematik işkence, aşağılayıcı muamele ve KÜRTÇE KONUŞMA YASAĞI örgütler arasındaki en radikal grup olan PKK'ya yönelim başlattı. (Ergun Babahan 31 03 2006 Sabah Gazetesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Emperyalizmin oyunları ve devleti yönetenlerin yanlış ve çağ dışı zihniyetleri yüzünden insanlarımız duygusal bir bölünmeye uğradı.&lt;br /&gt;Eğer 12 Mart'ın Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanlık dışı uygulamaları ve benzerleri olmasaydı, bugün belki de bambaşka şeyler konuşuyor olacaktık.&lt;br /&gt;Şehit cenazelerinde tabuta sarılmış anneleri görmeyecektik. Çocuklarımız yaşayacaktı.&lt;br /&gt;Ne yazık ki sosyolojik olayları, kıt akıllarının ve eksik bilgilerinin emrettiği talimatlarla düzenleyebileceğini zanneden bir takım cahil yöneticiler bizi bu noktalara kadar sürükledi. (Zülfü Livaneli 25 07 2006 Vatan Gazetesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- 25 Ocak 1991 - 'Kürtçe konuşmayı ve şarkı söylemeyi yasaklayan' 2932 sayılı kanun yürürlükten kaldırıldı (vikipedi sözlüğü)&lt;br /&gt;not: aslında bu yasaklar 1991 yılında kısmen, tamami ise 2001 yılında ecevit hükümeti zamanında kaldırıldı. ancak kafalardan silinmesi ise biraz daha zaman alacak gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Mümtaz Türköne 01 09 2005 Zaman (Liberal düşünce Topluluğu) sitesinden alındı&lt;br /&gt;82 yıllık Cumhuriyet için, hâlâ bölünme-parçalanma kabusları yaşıyorsak, “Sevr paranoyası” ile yatıp kalkıyorsak, bu durum askeri yorumun iflas ettiğine delildir. İflas eden bu yorumun somut örneği, 12 Eylül yönetiminin 1983 tarihinde çıkardığı 2932 sayılı yasadır. Bu yasa, Kürtçeye daha önce var olmayan yasaklar getirmişti. 1990’larda bu yasakların kaldırılması için gereksiz tartışmalar yaşanması bir yana; üzerinde durulması gereken en önemli husus bu yasanın Kürtler üzerinde yarattığı kırılmadır. Bu tarihten bir yıl sonra başlayan ve 15 yıl devam eden silahlı kalkışma boyunca bu yasanın koyduğu yasakların kışkırtıcı bir motif olarak gündemde tutulduğunu inkar edebilir miyiz? İlave olarak soralım: Bu yasayla Türkiye ne kazandı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Bugün Gazetesi 10 nisan 2006 Gülay Göktürk&lt;br /&gt;Bugün, bundan on-yirmi yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz şeyler oluyor Türkiye'de. Kürt kimliğini inkâr politikası geriliyor. Kürtçe kurslar açılıyor, Kürtçe televizyon yayını yapılıyor. Bir zamanlar her söylediğimizde hakkımızda dava açılan “Kürt" sözcüğü artık özgür... Demokratik bir Kürt siyasi hareketinin yaratılması ve Kürtlerin taleplerinin parlamentoya taşınması için ortam uygun. Öylesine uygun ki, bu tarihi fırsat değerlendirilebilirse, Kürtler Türkiye'deki demokrasi güçleriyle el ele verirse, onyıllardır elde edilemeyen kazanımlar birkaç yılda elde edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Radikal Gazetesi 23 09 2003&lt;br /&gt;İsim yasağı ayıbına son&lt;br /&gt;Hükümetin, Avrupa Birliği'ne (A uyum amacıyla çıkarılan yasaların uygulamalarını takip kararından ilk somut sonuç çıktı. Reformları İzleme Grubu (RİG), ailelerin çocuklarına Türkçe dışında Kürtçe ve diğer dillerde isim koymalarını yasaklayan uygulamaya son verilmesi amacıyla tüm valiliklere genelge gönderdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Olgunluk sınavı&lt;br /&gt;Türker Alkan Radikal Gazetesi 25 03 2006&lt;br /&gt;Bir zamanlar 'Kürt' demek bile can sıkıcı bir sorundu. Millevekilliği yapmış bir vatandaşımız 'Ben Kürt'üm' dediği için cezalandırılmıştı.&lt;br /&gt;Peki Kürtlerden nasıl söz edilirdi?&lt;br /&gt;'Güneydoğulu vatandaşlardır, hani poşu takarlar, esmer ve bıyıklıdırlar.'&lt;br /&gt;KÜRTÇE KONUŞMAK BİLE VATAN HAİNİ OLMAK İÇİN YETERLİYDİ&lt;br /&gt;Kürtçe müzik kasedi doldurmak, dinlemek, bulundurmak ve hediye etmek suç sayılırdı.&lt;br /&gt;Kürtçe dil eğitimi verilemezdi, suçtu.&lt;br /&gt;Kürtçe gazete, kitap çıkarmak suçtu.&lt;br /&gt;Kürtçe radyo ve televizyon yayını yapmak ve dinlemek suçtu.&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;İyi de, bir zamanar uygulanan onca yasak, insanları yabancılaştırmaktan, kızdırmaktan, yapay sorunlar yaratmaktan başka neye yaradı?&lt;br /&gt;Makul yolları arayıp bulmak varken birbirimizi incitmekten, yaralamaktan başka?&lt;br /&gt;BİR ZAMANLAR BU YASAKLARA KARŞI ÇIKANLAR 'VATAN HAİNİ'; YASAKLARI SAVUNANLAR DA 'VATANSEVER' ilan edilirdi.&lt;br /&gt;Vardığımız noktadan geri dönüp bakalım: Kimin vatana daha fazla zararı dokundu: 'Kürt kültürü ulusal kültürümüzün bir parçasıdır, ulusal bütünlüğü sağlamanın bir yolu, Kürt diline ve kültürüne saygı göstermektir' diyenler mi, yoksa 'Vatana daha fazla zarar verdiler, her şey yasaklansın' diyenler mi?&lt;br /&gt;Bu yumuşama ve benimseme sürecinde elbette AB ile girdiğimiz bütünleşme çabasının bir katkısı olmuştur. AB'yle müzakere sürecine girmesek bu değişiklikler bu hızla olmazdı.&lt;br /&gt;Ama gene de, daha yavaş bir tempoda da olsa, bu değişiklikleri yaşayacaktık. Çünkü aklın yolu bunu gösteriyor. Demokratik bir toplumda barış ve huzur içinde yaşamanın tek yolu budur: Birbirimizin varlığına ve kültürel değerlerine saygı göstermek.&lt;br /&gt;Bireyler gibi toplumlar da olgunlaşırlar. Demokrasinin başarısı, ne ölçüde olgunlaştığımızla ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Başbakanlık Basın -Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 01 01 01&lt;br /&gt;ANKARA, 28/09(BYE) --- Financial Times gazetesinin 28 Eylül 2001 tarihli İnternet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yeralan Justin Trugger imzalı yorumun çevirisi şöyledir:&lt;br /&gt;1991 yılına kadar Kürtçe konuşmak bile yasaktı ve kısa bir süre öncesine kadar Kürtçe'nin, Türkçe'nin bir lehçesi olduğunu iddia eden Türkiye böyle bir dilin varlığını dahi kabul etmiyordu. Kürtler resmi sınıflamada "dağ Türkleri" olarak adlandırılıyordu.&lt;br /&gt;Türkiye'nin bu politikasından çark etmesi üye olmak istediği AB'nin baskılarıyla gerçekleşti. Ülkenin 1999'da adaylığı kabul edilmekle birlikte, hiç de iyi olmayan insan hakları geçmişini iyileştirmesi şart koşuldu.&lt;br /&gt;Türk parlamentosunda bu hafta insan haklarında iyileştirme yapmak amacıyla bir dizi anayasa değişikliği teklifi oya sunuldu. Türkçe'den başka dilde yayın yapma yasal hale getirilirken, savaş ve terör suçları dışında idam cezası kaldırıldı. Ancak, Kürtçe eğitim yasağı devam etmektedir.&lt;br /&gt;Kürtçe yayının ne ölçüde serbest olacağı gelecekte anlaşılacaktır. Çünkü yönetimin elinde hala çok büyük yaptırım gücü bulunmaktadır. Kürt ulusal renkleri kırmızı, sarı ve yeşil içeren formayla sahaya çıkan futbolcular tutuklanmış, turnuva organizatörleri hakkında da beş yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Hürriyet Gazetesi Hadi Uluengin 06 05 2006&lt;br /&gt;AKSİNİ söyleyen iftira atar, diğer bir dizi dürüst kalemle birlikte bu satırlar yazarı da, en netameli günlerde bile, inkárcılığa karşı Kürt kimlik aidiyetini sahiplendi. Taviz vermedi.&lt;br /&gt;Yukarıdaki sağlam duruş o sıra, şimdiye oranla çok daha fazla yürek gerektiriyordu.&lt;br /&gt;Ámiyane tabirle, her babayiğidi sıkmıyordu. Statüko biber sürdüğü için, dün "Kürt" adını telaffuz etmek dahi, bugün ahval-i ádiye sayılan edebiyattan kat be kat riziko içeriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- a)Ertugrul özkök Hürriyet Gazetesi 04 08 2002&lt;br /&gt;Galiba 1988 yılıydı.&lt;br /&gt;Bir yazımda, ‘‘Doğulu’’ anlayışını kırıp, ‘‘Kürt’’ kelimesini kullanmıştım.&lt;br /&gt;Yanılmıyorsam, bu Hürriyet'in tarihinde ilk defa olmuştu.&lt;br /&gt;Yazı çıktığında, 15-20 meslektaşım aradı.&lt;br /&gt;‘‘Senin Hürriyet maceran bitti. Bu yazıdan sonra artık Ankara temsilciliğinde oturamazsın’’ dediler.&lt;br /&gt;Ertuğrul Özkök Hürriyet Gazetesi 05 05 2006&lt;br /&gt;Ben Hürriyet Gazetesi’nde "Kürt" kelimesini telaffuz eden ilk yazarım.&lt;br /&gt;Bundan 13 yıl önce bunu yazmak, kariyer beklentisi olan bir gazeteci için büyük riskti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- kürtçe isme yine gözaltı 23 05 2002 (Radikal/dha)&lt;br /&gt;İSTANBUL - Diyarbakır'da çocuklarına Kürtçe isim verdikleri için yargı önüne çıkan ailelerin davaları reddedilirken, dün İzmir'de aynı gerekçeyle dokuz kişi gözaltına alındı. Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin düzenlediği operasyonda, çocuklarına Kürtçe isim veren dokuz kişi, 'terör örgütünün propagandasına alet oldukları' iddiasıyla sevk edildikleri DGM tarafından serbest bırakıldı. Çocuklara Kürtçe isim verilmesinin, örgütün 'sivil itaatsizlik eylemi' emirleri doğrultusunda gerçekleştiği öne sürüldü. Çocuklarına Zozan, Medroj, Rojhat, Helin, Şiar, Baran isimlerini veren Hamdiye Sincar, Uğur Çelik, Halis Kaplan, Mehmet Kaplan, Sait&lt;br /&gt;Ataç, Sıraç Aksoy, Hasne Yıldız, Abdullah Kol ve Erkan Dal tutuksuz yargılanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- "Berivan, Rojhad, Rujin"e Yasak&lt;br /&gt;aşağıdaki haberin tamamini savaskarsitlari.org'da ki arsiv kısmından uzun ve detayli olarak okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ardahan'da çocuğuna Berivan ismini veren Tufan Akcan ile Rujin ve Rojhad isimlerini veren Kocalak Koç hakkında DGM'de dava açıldı. Akcan'ın çocuğuna nüfus cüzdanı tanzim eden Ardahan Nüfus Müdürlüğü memuru da "görevi suistimal" suçundan yargılanacak.&lt;br /&gt;BİA Haber Merkezi&lt;br /&gt;29.05.2002 Mehmet ZARİF&lt;br /&gt;BİA (Ardahan) - Ardahan'da ilk dava Bayramoğlu Köyü'nde yaşayan Kocalak Koç'un yeni doğan oğluna Rojhad ismini vermek istemesi üzerine açıldı.&lt;br /&gt;Bir hafta kadar önce Ardahan Nüfus Müdürlüğü'ne giderek oğlu için Rojhad, kimliği olmayan kızına da Rujin ismiyle nüfus cüzdanı çıkartmak isteyen Kocalak Koç'a isteğinin yerine getirilemeyeceği söylendi. Kürtçe isimlerde ısrar eden Koç, ihbar üzerine polis tarafından gözaltına alındı.&lt;br /&gt;.......&lt;br /&gt;Berivan'ı sevmediler&lt;br /&gt;Bu olaydan bir süre sonra bu kez de Bağdeşen Köyü'nden Tufan Akcan yenidoğan kızına Berivan ismini vermek için Nüfus Müdürlüğü'ne başvurdu. Akcan'ın işlemleri yerine getirilerek nüfus cüzdanı çıkarıldı. Ancak, kayıtlarda yapılan incelemelerde Akcan'ın çocuğuna Berivan ismi verdiği görülünce, Nüfus Müdürlüğü olayı savcılığa bildirdi. Akcan ve görevli memur hakkında yasal işlem başlatıldı.&lt;br /&gt;Görevli memura da dava&lt;br /&gt;Kimliği düzenleyen memura TCY'nin 240. maddesi uyarınca "görevi suistimal" suçlamasıyla Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Akcan'a da Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesi ile Erzurum DGM'de Koç'unki ile aynı gerekçelerle dava açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Yazar ve gazeteci Taha Akyol'un oğlu Mustafa Akyol Boğziçi Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümü'nden mezun. Yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsünde yapan Akyol "Kürt Sorunun Yeniden Düşünmek" başlığında bir tez çalışması yaptı. Bu kitabın arkasındaki bir sözden alntı yapmak istiyorum:&lt;br /&gt;Kürt sorunu Türkiye’nin her zaman gündeminde oldu. Ancak hiçbir zaman yeterince tartışılamadı, çünkü Kürt kelimesinin ağza alınması bile korkutucu geliyordu. “Yoksa millî birlik tehlikeye mi giriyor ?” diye kaygılar ayyuka çıkıyor, Kürt kelimesi yasaklı hale geliyordu. Belki de bu katı görüşlerdi Kürt sorununu gitgide içinden çıkılmaz hale getiren...&lt;br /&gt;aynı kitabın başlangıcında bakınız neler söylüyor:&lt;br /&gt;"Tarihe 4. cumhurbaşkanı olarak geçecek Cemal Gürsel'n cümleleri, Cumhuriyet tarihi boyunca kabul görmüş resmi bir söylemin ifadesiydi aslında. Buna göre Kürtler diye bir etnik kimlik yoktu. Var olduklarını ileri sürmek, Türkiye'ye ihanet etmek demekti. bu öylesine katı bir politikaydı ki eski bakanlardan Şerafettin Elçi "Türkiye'de Kürtler vardır, ben de Kürt'üm"dediği için, 1981 yılında 15 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Hasan Cemal Milliyet 13 eylül 2003&lt;br /&gt;"mesela kamuya ait yerlerde çarşıda pazarda kürtçe konuşulması yasaklandı. kürt ve kürt dili yok sayıldı. doğan çocuklara kürtçe isim verilmesi yasaklandı. kürtçe yer isimleri değiştirildi.&lt;br /&gt;bugünlere kadar geldi bu yasaklar.&lt;br /&gt;demokrasinin kolunu kanadını kıran, huzuru zora sokan, hatta bazen barışı kundaklayan yasaklardı bunlar...&lt;br /&gt;bu yasakları, bu aşırı milliyetçi anlayışı bu yüzyılda hala savunmanın bu topraklarda barış ve huzura hizmet edeceğini sanmiyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- hasan cemal'ın "kürtler" kitabının 373 sayfasında bakınız ne yazıyor:&lt;br /&gt;"1925 yılında çıkan ve kürtçeyi yasaklayan şark ıslahat planı'nın 41. maddesinde doğu ve gündeydoğu illeri tek tek sayıldıktan sonra şöyle denmiş:&lt;br /&gt;"hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda ÇARŞI VE PAZARDA!!!!! (tekrar yazıyorum çarşı ve pazarda !!!) türkçeden başka dil kullananlar, hükümet ve belediyenin emirlerine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaktır."&lt;br /&gt;1965 yılında işçi partisinden vekil olarak meclise girmiş eski politikacılardan sayın tarık ziya ekinci aynı sayfada şunları anlatıyor:&lt;br /&gt;"1932 33 yılları ilkokuldayım. sekiz on komu yani mezrası olan karahasan mahalesinde yaşıyoruz. komlardan lice'ye gelirdi köylü. çarşıya yumurtasını peynirini yoğurdunu getirirdi. Pazarda kürtçe konuştu diye jandarma gelir, elinden parasını alırdı. bu bana çok acı geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 - 17 04 1995 milliyet gazetesi'nde ahmet altan "atakürt" diye makale yazıyor. orda neyin yasaklandığını ve bu yasaklamaların ne kadar büyük haksızlık olduğunu vurgulayıcı bir dille anlatıyor. söz konusu makale biraz uzun olduğu için buraya aktarmadım. link vermesini bilmiyorum. arama motorunda "atakürt" yazarsanız hemen bulursunuz o makaleyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;madde17:&lt;br /&gt;Adıyamanın Besni ilçesine bağlı Karalar Köyünde yaşayan ve çocuklarına uyanık anlamına gelen Şiyar ve müjde anlamına gelen Mizgin ismini veren ve 23 Eylül 2002 günü çocuklarına kimlik çıkaran Seydi Demir hakkında mayıs ayında dava açıldı.&lt;br /&gt;mayısta açılan bu davanın 19 haziranda görülen ilk duruşması hakim yokluğu nedeniyle 9 Ekime ertelendi.&lt;br /&gt;(25 haziran 2003 evrensel)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle 1982 anayasasına bir göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1982 anayasasına göre Türkiye'de herkes Türktür (Anayasa madde 12);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türk milli kültürüne, ahlak kuralları, örf ve adetlerine uygun düşmeyen adlar çocuklara konulamaz." (1587 sayılı Nüfus Kanunu, Madde 164)&lt;br /&gt;Kürt milli kültürü diye bir şey düşünülemeyeceğine göre Kürtler çocuklarına istedikleri isimleri koyamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkçe olmayan adlar, İl Daimi Encümeni'nin görüşü alındıktan sonra İçişleri Bakanlığı'nca değiştirilir." (10.06.1949 tarihinde yürürlüğe giren 5422 sayılı İl İdaresi Kanunu, Madde 1).&lt;br /&gt;Kürtçe olan binlerce köy, kasaba isminin değiştirildiğini bu vesileyle de belirtmekte fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1982 anayasasının 26. maddesi "düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış herhangi bir dil kullanılmaz" ifadesindeki "kanunla yasaklanmış dil" kavramı İngilizce'yi kastetmiyordu herhalde. Anayasa'nın sansürle ilgili 28. maddesinde de aynı doğrultuda "kanunla yasaklanmış herhangi bir dilde yayın yapılamaz" hükmü yer almaktaydı. "Kanunla yasaklanmış dil" ifadesi anayasada yeterince net olmadığından 1983 yılında 2932 sayılı "Türkçeden Başka Dillerde Yapılacak Yayınlar Hakkında Kanun" çıkarıldı. Kürtçe konuşma on yıldan fazla bir süre suç sayıldı. Cezası da bir yıldan üç yıla kadar hapisti. Bu kanun ancak 1991 yılında kaldırıldı. Böylece Kürtçe konuşma ve şarkı söylemek serbest bırakıldı. Buna rağmen Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun" un 4 / t maddesi "Radyo ve televizyon yayınlarının Türkçe yapılması gerektiğini, ancak evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasında katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde haber iletilmesi amacıyla bu dillerin kullanılabilmesini" öngörmekteydi. Şimdi onu da AB uyum yasalarıyla halledip 1 saat yayın imkanı getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eğitim öğretim kurumlarında Türkçe'den başka hiçbir dil ile eğitim yapılamaz"&lt;br /&gt;(2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu, Madde 2/a) , dolayısıyla Kürtler anadilleriyle hiçbir eğitim hakkına sahip değildir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı maddenin c bendine göre "Eğitim ve öğretim yapılacak yabancı dillerin Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşü alınarak Bakanlar Kurulu'nca tespit edileceği" belirtilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli farklılıklara veya din, kültür, mezhep, ırk, dil farklılığına dayanan azınlıkların bulunduğunu ileri süremezler.'' (2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası, Made 81)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbualar üzerinde, radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınları ile diğer seçim propagandalarında, Türkçe’den başka dil ve yazı kullanılması yasaktır."&lt;br /&gt;(298 sayılı Kanun madde 58).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde ırk, din, mezhep, kültür veya dil farklılığına dayanarak, azınlıklar bulunduğunu ileri sürmek veya yaratmak amacıyla dernek kurulamaz.'' (2908 sayılı Dernek Kanunu, Madde 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul Ve Tatbiki Hakkında Kanun hükümlerine göre de Türkçe de kullanılan harfler dışındaki harfler kullanılamaz. Yani Kürt alfabesinde fazladan bulunan w, q, x, î, ê harfleri yasaktır. Şu anda bunları yazarak da şuç işlemiş olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha pek çok yasa hükmü eklemek mümkün. Üstelik bu kanunlar Türkiye'nin üzerine titrediği Lozan Antlaşması'na da aykırı olmasana rağmen. Lozan Antlaşması'nın 39. maddesinin 4. paragrafı aynen şöyledir:&lt;br /&gt;"Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticari ilişkilerinde, din, basın ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında dilediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama koyulmayacaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom"&gt;&lt;span id="like_link_272426820502_272426820502_id_4aa67e58d5d624866248413" class="like_link like_not_exists"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=272426820502#" onclick="LikeController.saveChangeLike_d(this, false); return false;" class="like_component_exists" title="Bu öğeyi beğenmekten vazgeçmek için buraya tıkla"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-6714888898223849871?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/6714888898223849871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kurtce-yasaklar-var-myd-yok-muydu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6714888898223849871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/6714888898223849871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/kurtce-yasaklar-var-myd-yok-muydu.html' title='kürtçe yasaklar var mıydı, yok muydu?'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-4806709815838046142</id><published>2009-09-08T08:56:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T08:57:37.021-07:00</updated><title type='text'>BİR KÜRT ÇOCUĞUNUN YÜREĞİNDEKİLER...</title><content type='html'>&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="df19128ffad4cd57b4e6e8a44f8defe8" type="hidden"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BİR KÜRT ÇOCUĞUNUN YÜREĞİNDEKİLER...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  Kimi zaman askerlerin çöpe yanlışlıkla(!)bıraktığı bir bomba, kimi zaman panzer gürültüsü, kimi zaman kurşun yağmurları altında kovalamacalar ve saklambaçlarla geçti çocukluğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuz, yoksul ve soğuk karabasan kışlarda adımlarken sekiz saat uzaktaki köy okulunun yolunu kurtlara yem olmadan ya da karın soğuğunda can vermeden tamamlayabilmekti okul serüvenini çocukluğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklanan sevdaların, yasaklanan bir dilin inadında kendini varetme çabasıydı çocukluğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırlarda patlayan döşeli mayınlarda kopan ellerimiz,&lt;br /&gt;bacaklarımız,&lt;br /&gt;parçalanan yüzümüz,&lt;br /&gt;kör olan gözlerimizdi çocukluğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abilerimiz ablalarımız vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulmün orta yerinde esaret içinde yaşamaktansa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlara çıkıp özgürleşmeyi seçen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerilla olmaktı en büyük düşümüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tank paletleri altında ezilen çocukluk düşlerimizden yeni umutlar türettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her günümüzü cehenneme çeviren olanaksızlıklar yetmiyormuş gibi bir de zulmün baskının ve şiddetin gölgesinde geçiyordu çocukluğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Harekatçıların ellerinde tespih yaptıkları gerilla ablalarımızın kulak memeleri ve göğüs uçları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küllük olarak kullandıkları gerilla abilerimizin kafatasları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panzerleri arkasına bağlayıp köy meydanında ibreti alem diye parçaladıkları gerillaların cesetleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağda koyun güden 12-13 yaşındaki çoban okul arkadaşlarımızın askerler tarafından yakılmış cesetleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatışmalar, işkenceler ve zulüm duvarları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerilla abilerimiz ablalarımız saklanmasın diye yakılan ormanlarımız,&lt;br /&gt;Evlerimiz,&lt;br /&gt;Köylerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kana, şiddete ve ölüme boyanmış çocukluk anıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patlayan her bombada yüreğimizde büyüyen isyan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılan her kurşunda yumruklarımızı sarsan sertlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakılan her evde, yakılan her köyde, her karakoldaki işkencede zulme karşı içimizde büyüyen öfke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıların ve kayıpların girdabında kaybolmuş çocukluğumuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlarımızda mor çiçekler yok mayınlar var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncakçı dükkanımız hiç olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da oyuncak alacak paramız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da oyuncaklarla özgürce oynayabileceğimiz parklarımız, bahçelerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da kırlarda özgürce uçurtma uçurma imkanımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seferinde karşımıza dikilen postallı, parmağında kurt işlemeli yüzüklü, iri yarı canavar kılıklı katil suratlılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamları eve dönerken onlardan yediğimiz dayaklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve doğru koşarken dur ihtarına uymadığı için arkalarından vurulan 10 yaşındaki sıra arkadaşlarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt olmak idi suçumuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürdistanlı olmak idi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coğrafyamız milyon askerin postalı altında inim inim inliyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülvatanımız hoyrat ellerde hırpalanıyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda bize zorla türkçe öğretiliyor,&lt;br /&gt;Konuşamayanlar, türkçe bilmeyenler dayak yiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek isimlerimiz başka, kimlik belgesindeki isimlerimiz başka idi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adımız, Helin, Berivan, Rojda, Welat ve Azad idi...&lt;br /&gt;Ahmet, Ayşe, Süleyman, Mahmut yazıyordu kayıtlarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasak idi, dilimiz... Kürtçemiz...&lt;br /&gt;Kendi dilimizde isim koyma hakkımız bile yoktu.&lt;br /&gt;Köyümüzün adı bile değiştirilmişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tel örgüler, kör kurşunlar, bombalar, tank sesleri, panzerler ve asker postalları altında yasaklar ve sürgünlerle örülü bir çocukluk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yakıldı Kürdistan'ın köyleri...&lt;br /&gt;Yakıldı koca ilçeler... Liceler, Bingöller, Dersimler, Ağrılar, Vanlar, Hakkariler, Mardinler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürüldük bilmediğimiz diyarlara...&lt;br /&gt;O diyarların çamurlu, pis, bakımsız varoşlarına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefalete, açlığa, yoksulluğa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürüldü milyonlarcamız 29. defa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82 yılda 29 kez sürüldük oradan oraya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası mı....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne önemi var ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYNAMAYA DEVAM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz ve duyarsız kalarak olanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulüm altında inilerken insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKTAY ÇAPAROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir - 2005&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-4806709815838046142?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/4806709815838046142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/bir-kurt-cocugunun-yuregindekiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4806709815838046142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/4806709815838046142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/bir-kurt-cocugunun-yuregindekiler.html' title='BİR KÜRT ÇOCUĞUNUN YÜREĞİNDEKİLER...'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-5639284429530616198</id><published>2009-09-08T08:55:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T08:56:51.293-07:00</updated><title type='text'>AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI</title><content type='html'>&lt;div id="note_273966505502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=273966505502&amp;amp;1&amp;amp;index=0"&gt;AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;maça kızına karo papazından öykünmeler...&lt;br /&gt;&lt;span&gt; **************************&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;*********&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıpırdayan birşeyler var içimde ama kıpırtısız gölgelerde akşam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben büyük hayaller kurdum&lt;br /&gt;ve kendi anlamımı onlarda buldum&lt;br /&gt;bilemedim bir kendimde kendim için yaşamayı&lt;br /&gt;öğrenemedim küçük mutlulukların da&lt;br /&gt;en az büyük hayaller kadar doldurduğunu anlamsızlık çukurumuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir yol ayrımındayım şimdi.&lt;br /&gt;önümde uzak ve zahmetli yolculuklar ardında gizlenmiş umutlar&lt;br /&gt;ardımda vazgeçemediğim&lt;br /&gt;her an hatırımda&lt;br /&gt;gölgelerle çoğalan&lt;br /&gt;anılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mağarasında gizlenen bir ayının kış uykusundayım&lt;br /&gt;yazlar baharlar geçti&lt;br /&gt;günler geceler&lt;br /&gt;yılların her birini dörtleyen mevsimler&lt;br /&gt;ve kaç şubat vurdu kendini 29 a&lt;br /&gt;ben halen&lt;br /&gt;kendi mağarasında&lt;br /&gt;akşamların soğuğunda uyuklayan ayının&lt;br /&gt;düşlerini yaşamaktayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmezlikten yada korkudan değil duraksamalarım&lt;br /&gt;çaresizlikten.&lt;br /&gt;elden ne gelir karabasan gecelerden&lt;br /&gt;ve kan ter içinde uyandığım siyahiliği&lt;br /&gt;sevmeye başladığım zamanlardan sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdiğim çaresizliklerden sıyrılıp&lt;br /&gt;bilmediğim yollarda istemediğim anlamlar yaşamak da değil bendeki&lt;br /&gt;bir çaresizliğin karanlığından çıkıp&lt;br /&gt;başka başka çareleri&lt;br /&gt;kendi çaresizliğimde karartma ihtimali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yine kıpırdamakta yüreğimde allı yeşilli eflatuni çiçekli dallar&lt;br /&gt;ama kıpırdayan dalların ardında içimde batan bir güneş var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir aşkın kıyısındayım şimdi&lt;br /&gt;rüzgarlarla dalgalar çarpışmakta karşımda&lt;br /&gt;ve içimde sakin bir göl dinginliği.&lt;br /&gt;derin dip akıntılarına teslim olmuşluğumdan haberim yok belki de&lt;br /&gt;ve rüzgarların harladığı ateşten yükselen alevlerin kızıllığında&lt;br /&gt;bir sevda yangınınım boyverdiğinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün batışından arda kalan buruklukta&lt;br /&gt;geriye döner bakar gözlerim&lt;br /&gt;arar yeni ışıkları&lt;br /&gt;yürümekte olduğum yollarda teker teker beliren&lt;br /&gt;sokak lambalarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir kıpırtısızlıkta bir akşam&lt;br /&gt;ve bir gölgede bir meçhul cinayete kurban güneşin battığı denizde&lt;br /&gt;bir garip yaşanmışlıktır&lt;br /&gt;suyunda yüreği kaynayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harfler örgütlenip garip kelimelerle bir birlik kurdular&lt;br /&gt;ve birlikler gelip bir federasyon çatısı altında&lt;br /&gt;isyanlara çağıran sloganlarla&lt;br /&gt;tehlikeli bir örgüt oldular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;aşk&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;umut&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;kavga&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;sevda&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;özgürlük&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;adalet&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;eşitlik&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;kardeşlik&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;savaş&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;barış&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;gelecek&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;devrim&lt;br /&gt;var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;sen&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;ben&lt;br /&gt;içinde&lt;br /&gt;biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susturmalı sloganları&lt;br /&gt;ve bu örgüt&lt;br /&gt;dağıtılmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir titrek alevde ışıldayan göz&lt;br /&gt;bir ayrılığın rüzgarında savrulan söz&lt;br /&gt;ve harladığı aşkın ateşinde parlayan köz...&lt;br /&gt;bana hiçliğimi hatırlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şair yürektir&lt;br /&gt;beceremeyen ise parmaklar yürektekini dökmeyi&lt;br /&gt;dil de az acemi sayılır hani&lt;br /&gt;karışır gider birbirine yüreğin&lt;br /&gt;hüznü ile sevinci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;Bornova - İZMİR&lt;br /&gt;07.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_footer clearfix"&gt;&lt;div id="commentable_item_273966505502" class="commentable_item no_comments" comment="{&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;6&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;273966505502&amp;quot;,&amp;quot;target_owner&amp;quot;:&amp;quot;1457485950&amp;quot;,&amp;quot;target_owner_name&amp;quot;:&amp;quot;Oktay \u00c7aparo\u011flu&amp;quot;,&amp;quot;item_id&amp;quot;:&amp;quot;273966505502&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;14&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;2920adf708e7561c&amp;quot;,&amp;quot;num_comments&amp;quot;:&amp;quot;0&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_data&amp;quot;:[]}"&gt;&lt;form method="post" action="/" name="add_comment" id="add_comment" class="add_comment hidden_add_button"&gt;&lt;input name="charset_test" value="€,´,€,´,水,Д,Є" type="hidden"&gt;&lt;input id="fb_dtsg" name="fb_dtsg" value="nacoz" type="hidden"&gt;&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="df19128ffad4cd57b4e6e8a44f8defe8" type="hidden"&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="comment_box"&gt;&lt;div class="ufi_section comment_add_row"&gt;&lt;div class="comments_add_box"&gt;&lt;div class="add_comment_box_wrapper add_comment_wrapper clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="inline_comment_buttons clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_submit"&gt;&lt;span class="submit_comment UIButton UIButton_Blue UIFormButton"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-5639284429530616198?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/5639284429530616198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/aksam-golge-ve-kipirti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5639284429530616198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/5639284429530616198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/aksam-golge-ve-kipirti.html' title='AKŞAM GÖLGE VE KIPIRTI'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-7272708445508569201</id><published>2009-09-08T08:53:00.001-07:00</published><updated>2009-09-08T08:54:27.240-07:00</updated><title type='text'>Gerçekliği Kaybetmeden Yaşayabilmek</title><content type='html'>&lt;div id="note_272440120502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;div class="note_title_share clearfix"&gt;&lt;div class="note_title"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/note.php?note_id=272440120502&amp;amp;1&amp;amp;index=2"&gt;Gerçekliği Kaybetmeden Yaşayabilmek&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;Gerçekliği kaybetmeden yaşayabilmek&lt;br /&gt;Taşıyarak acısını kara bir cehennem yeri gibi harlayan yüreğinde&lt;br /&gt;Susmaksızın gözünün önünde olup bitenlere&lt;br /&gt;Tepkisiz kalmaksızın yaşanan şeylere&lt;br /&gt;İlerleyebilmek kederin ve hüznün eşlik ettiği acılarla&lt;br /&gt;Varoluşunun anlamıyla hesaplaştığın yere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekliğin acısı var yüreğimde&lt;br /&gt;Gördüklerimin yansıyışlarında kıvranmakta bilincim&lt;br /&gt;Farkında olmanın çatıştığı bir arenadır beynim&lt;br /&gt;Susmak ya da çığlık olmak&lt;br /&gt;Çelişkiler yumağının orta yerinde&lt;br /&gt;Gerçeğin sıcak ışığını avuçlayabilme isteğinin yangını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_footer clearfix"&gt;&lt;div id="commentable_item_272440120502" class="commentable_item with_comments" comment="{&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;6&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;272440120502&amp;quot;,&amp;quot;target_owner&amp;quot;:&amp;quot;1457485950&amp;quot;,&amp;quot;target_owner_name&amp;quot;:&amp;quot;Oktay \u00c7aparo\u011flu&amp;quot;,&amp;quot;item_id&amp;quot;:&amp;quot;272440120502&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;14&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;f9ede45f8b360fe6&amp;quot;,&amp;quot;num_comments&amp;quot;:&amp;quot;1&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_data&amp;quot;:[]}"&gt;&lt;form method="post" action="/" name="add_comment" id="add_comment" class="add_comment hidden_add_button"&gt;&lt;input name="charset_test" value="€,´,€,´,水,Д,Є" type="hidden"&gt;&lt;input id="fb_dtsg" name="fb_dtsg" value="nacoz" type="hidden"&gt;&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="df19128ffad4cd57b4e6e8a44f8defe8" type="hidden"&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/form&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-7272708445508569201?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/7272708445508569201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/gercekligi-kaybetmeden-yasayabilmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7272708445508569201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/7272708445508569201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/gercekligi-kaybetmeden-yasayabilmek.html' title='Gerçekliği Kaybetmeden Yaşayabilmek'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-8808586581526714069</id><published>2009-09-08T08:53:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T08:54:05.046-07:00</updated><title type='text'>HRANT DİNK ANISINA YÜZYIL GECİKMİŞ BİR ÖZÜR…</title><content type='html'>&lt;div id="note_272998135502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;div class="note_header"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_content text_align_ltr direction_ltr clearfix"&gt; &lt;div&gt;HRANT DİNK ANISINA YÜZYIL GECİKMİŞ BİR ÖZÜR…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenecek çok söz yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi ile yüzleşmemekte ısrar eden bir toplumsal yapı, böylesi acımasızlıklara gebedir.&lt;br /&gt;Geçmişi doğru anlamadan kavramadan bilimdışı provakatif söylemler üzerine kurulu söylemlerin ardı sıra tek bir bilgi kırıntısı bile içermeyen beyinleriyle gidip kendini aşağılık zavallılar durumuna düşüren bir yapı işte bu tarihinden korkmanın ürünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilere kıydık. Dersim, Ağrı Katliamlarını, Sivas’ı Maraş’ı, Gazi’yi, 6-7 Eylül’ü Varlık Vergisi’ni ve mübadeleleri o denli rahat içi acımadan hiçbir insani vicdani değere duyguya yer bırakmadan uygulayan bir iktidar örgütlenmesinin çocuklarıyız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Milyon Kürd’ü zorunlu olarak göçe tabi tutan ve savaştan başka hiçbir açılıma yanaşmayan şiddet kültürü ile yoğrulup topluma da bu kültürü yayan bir iktidar örgütlenmesinin çocuklarıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak ve özgürlük deyince Terörizm anlayan, insan hakkı deyince bölücülükten bahseden, Kürt’ten, Arap’tan, Ermeni’den Rum’dan, Hristiyan’dan ve Alevi’den öcü gibi korkan, bu isimleri küfür niyetine kullanan, kendini dayanaksız bir biçimde yüce olarak tanımlarken, binlerce yıldır ortak bir coğrafyayı paylaştığı insanları böylesine iftira-karalama-yalan bombardımanına tutan nesiller yetiştirdi bizi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Alevi öldürenin yahut 1 komünisti öldürenin cennete gideceğini, Alevi ve hristiyanların malının, ırzının, namusunun ve canının helal olduğunu, onlara uygulayacağı vahşeti ise cihat olarak adlandırarak ebedi saadete ereceğini düşünenlerle çoğaldık bu ülkede…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi nedir bilmeden düşmanlık ve kin duvarlarını daha ilkokulda çevresine ören, sınır komşularını, kendinden olmayan halkları ‘Bu ülkede gözleri var’ Bizi parçalamak istiyorlar.’ paranoyası ile Türklüğüne ve müslümanlığına başat tehlike olarak gören bir zihniyetin egemenliği altında çocuklarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbelerin gölgesinde silahların gölgesinde provakasyonların gölgesinde suikastlerin gölgesinde yaşamaya mahkum edilmiş korku toplumunun fertleri olarak yaşamakta çocuklarımız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kimliğini tüm bağımlılık ve ekonomik kölelik ilişkilerine rağmen üstün ve ari ırk olarak adlandırırken, başka uluslara ırkçı, emperyalist uşağı diyecek kadar kendinden bi haber bir aydıncık duruşunu kendine örnek alan insancıklar topluluğuyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşimiz zor Etyem Mahçupyan. Çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar kendi kendine olsa idi, zaten zayıf olan toplumsal belleğimize bir operasyon uygulayıp geçmişin kötü izlerini silerdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle değil mi ya Susurluk’u bu kadar çabuk unuttuk. Öyle değil mi ya darbelerin hesabı duruyor ortada. Öyle değil mi ya kirli ilişkilere bulaşan eli kanlı katiller bir anda kahramanlarımız olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz birer Ermeniyiz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 yıl geç kalmış bir slogan.&lt;br /&gt;100 yıl sonra seslerini biz Türklerin de duymanın onurunu yaşattık Ermenilere.&lt;br /&gt;100 yıl geç kaldık bağışlayın bizi.&lt;br /&gt;100 yıl daha kaybetmemek için,&lt;br /&gt;Özgürlük, eşitlik, adalet ve demokrasi için&lt;br /&gt;Irk esasına değil insan unsuruna dayalı bir geleceği yaratabilmek için&lt;br /&gt;Silah seslerinin değil oynayan çocukların haykırışlarının kuş cıvıltılarına karıştığı bir ülke için&lt;br /&gt;100 yıl daha beklemeyelim.&lt;br /&gt;Tükeniyor dünya, tükeniyor insanlığımız…&lt;br /&gt;Her defasında biraz daha kirli biraz daha lekeli biraz daha başı eğik olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni dostlarımız!&lt;br /&gt;Ki siz değil miydiniz bize insanlığı, medeniyeti, zanaatı, şehirleşmeyi, mimariyi, sanatı, birlikteliği, hoşgörüyü, dostluğu ve sevmeyi öğretenler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz değil miydiniz bir dilim ekmeği bölüşüp, komşu komşu huzur içinde birlikte yüzyıllarca yaşadığımız canlarımız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu böyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlara nasıl da kıydık…&lt;br /&gt;Nasıl da seyirci kaldık kıyanlara…&lt;br /&gt;Nasıl da sustuk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giden cana değil ırkçı propagandalarla zehirlenmiş zihinlerdeki bulanıklıkla&lt;br /&gt;gidenlerden kalan mallara nasıl da tamah ettik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi vicdan, hangi insanlık, hangi dürtüdür bu?&lt;br /&gt;Nedir bu kıyım makinelerine dönmüş vahşetin yüzümüzde iz bulan ifadesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acınız yüreğimizde 100 yıldır…&lt;br /&gt;Haberimiz yoktu kusura kalmayın… Yeni farkettik…&lt;br /&gt;100 yıl sonra… Bir 100 yıl daha sürmesin diye bu anlamsız kin bu temelsiz düşmanlık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özürse özür ölen her can için…&lt;br /&gt;Özürse özür yok edilen, silinen bir tarih, bir kültür, bir kimlik için…&lt;br /&gt;Milyonlarca kez özür…&lt;br /&gt;Utancımızla yaşadık 100 yıl…&lt;br /&gt;Nasıl yaşadık nasıl bastırdık sesini vicdanımızn…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplarken kafataslarını toplu mezarlardan,&lt;br /&gt;Akarken kızıl kanlarla derelerimiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara şahit olan atalarımız nasıl dayandılar, nasıl direndiler haykıran vicdanlarına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 yıl geç kaldık ama&lt;br /&gt;Tekrar tekrar haykırıyoruz….&lt;br /&gt;Kıvançla, mutlulukla….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz inadına birer Ermeniyiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Çaparoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Hrantımızın katledilişinin 1. yılında etyen mahçupyan a attığım maildir…)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="note_footer clearfix"&gt;&lt;div id="commentable_item_272998135502" class="commentable_item no_comments" comment="{&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;6&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;272998135502&amp;quot;,&amp;quot;target_owner&amp;quot;:&amp;quot;1457485950&amp;quot;,&amp;quot;target_owner_name&amp;quot;:&amp;quot;Oktay \u00c7aparo\u011flu&amp;quot;,&amp;quot;item_id&amp;quot;:&amp;quot;272998135502&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;14&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;d5964d3c300029c5&amp;quot;,&amp;quot;num_comments&amp;quot;:&amp;quot;0&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_data&amp;quot;:[]}"&gt;&lt;form method="post" action="/" name="add_comment" id="add_comment" class="add_comment hidden_add_button"&gt;&lt;input name="charset_test" value="€,´,€,´,水,Д,Є" type="hidden"&gt;&lt;input id="fb_dtsg" name="fb_dtsg" value="nacoz" type="hidden"&gt;&lt;input id="post_form_id" name="post_form_id" value="df19128ffad4cd57b4e6e8a44f8defe8" type="hidden"&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom"&gt;&lt;span id="like_link_272998135502_272998135502_id_4aa67cff93a8c1256140500" class="like_link like_not_exists"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/oktaycaparoglu2?v=app_2347471856&amp;amp;ref=profile#" onclick="LikeController.saveChangeLike_d(this, false); return false;" class="like_component_exists" title="Bu öğeyi beğenmekten vazgeçmek için buraya tıkla"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="comment_box"&gt;&lt;div id="like_box_272998135502_272998135502" class="like_box has_likes like_not_exists"&gt;&lt;div class="ufi_section participants_not_expanded"&gt;&lt;div class="like_sentence_container"&gt;&lt;div class="like_sentence like_sentence_not_exists like_component_not_exists"&gt;&lt;div class="UIImageBlock clearfix"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/oktaycaparoglu2?v=app_2347471856&amp;amp;ref=profile#" class="UIImageBlock_Image like_users_link UIImageBlock_Image like_users_link" title="Bu öğeyi beğenen kişileri görmek için tıkla" onclick="LikeController.constructLP(this); return false;"&gt;&lt;img alt="" class="spritemap_icons sx_icons_like_on spritemap_icons sx_icons_like_on spritemap_icons sx_icons_like_on spritemap_icons sx_icons_like_on" src="http://static.ak.fbcdn.net/rsrc.php/z12E0/hash/8q2anwu7.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="UIImageBlock_Content UIOneOff_Container"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/erendeniz3431"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ufi_section comment_add_row"&gt;&lt;div class="comments_add_box"&gt;&lt;div class="add_comment_box_wrapper add_comment_wrapper clearfix"&gt;&lt;div class="comments_add_box_image"&gt;&lt;img alt="" class="UIProfileImage UIProfileImage_SMALL" src="http://profile.ak.fbcdn.net/profile6/865/93/q1457485950_2389.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div id="note_272440120502" class="note clearfix wide_note"&gt;&lt;div class="note_body"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/774076089350618765-8808586581526714069?l=oktaycaparoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/feeds/8808586581526714069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/hrant-dink-anisina-yuzyil-gecikmis-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8808586581526714069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/774076089350618765/posts/default/8808586581526714069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://oktaycaparoglu.blogspot.com/2009/09/hrant-dink-anisina-yuzyil-gecikmis-bir.html' title='HRANT DİNK ANISINA YÜZYIL GECİKMİŞ BİR ÖZÜR…'/><author><name>Oktay Çaparoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10925447811722958050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://1.bp.blogspot.com/_Co3i8S1Ihm8/SqZgcHvYklI/AAAAAAAAAAM/JCdxQK6GgtY/S220/4557_93043637765_536397765_1872832_4105470_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-774076089350618765.post-6853095753217699978</id><published>2009-09-08T07:19:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T07:24:07.086-07:00</updated><title type='text'>CHP’yi ve gerçek misyonunu anlamak...</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;CHP’yi ve gerçek misyonunu anlamak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;1923-1950 arası 27 yıl bifiil ülkeyi yöneten bir rejim bir ideoloji ve bir parti, ülkenin kaderinin şekillenmesinde en önemli aktör değil midir? ki bu süreç içerisinde bütün yetki-güç-otorite-iktidar tamamen bu siyasi oluşumun elinde idi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Muhalefet bile yoktu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;85 yıldır &lt;b style=""&gt;asıl devlet partisi&lt;/b&gt; olarak varolan ve ülkemizdeki çoğu temel çözümsüzlükte bizzat özne olarak rol sahibi olan, her eleştirildiğinde &lt;b style=""&gt;tek başımıza iktidar olsaydık ama asla olmadık&lt;/b&gt; gerekçesine sığınan dönemine göre bir uçtan bir uca savrulup birbirine taban tabana zıt söylem ve eylemlerle kendi &lt;b style=""&gt;gizli iktidar &lt;/b&gt;konumunu koruyan &lt;b style=""&gt;militarizm&lt;/b&gt; ve darbe yanlısı anti-demokratik &lt;b style=""&gt;AKP, MHP, DP, AP, DYP, ANAP&lt;/b&gt; ve bilimum düzen partilerini doğurmuş, &lt;b style=""&gt;Ergenekoncu,&lt;/b&gt; Alevi-Kürt-Ermeni-Azınlık düşmanı politikalara her dönem ortak olmuş bir partiden söz ediyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;O parti oldukça ülkemizde demokrasi ve özgürlükler için sol bir alternatif üretilemeyecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ona mecbur kaldıkça ve onu aşmadıkça gerici-ırkçı-yoz-yobaz emperyalizm yanlısı çete örgütlerinin elindeki siyasi ve ekonomik hayatı yoksul, emekçi kitleleri ve ezilen ulusları kötü kaderlerinde büyük yıkım, acı, sömürü, yağma ve zulüm ile yüzyüze bırakmaya devam edecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ve artık yeter...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;CHP ülkemizde demokrasinin, barışın, eşitliğin, adaletin, ekonomik ve sosyal gelişmenin, kardeşliğin önünde çok büyük bir engeldir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sol bir seçenek yaratabilmek için bu &lt;b style=""&gt;sol&lt;/b&gt; kisveli, neyi savunduğu, ne yapmak istediği belli olmayan, &lt;b style=""&gt;laiklik&lt;/b&gt; vurgusundan öte hiçbir ekonomik-sosyal-siyasal yaraya parmak basmayan, resmen kriz yaşanılan bir dönemde muhalefet edilecek onca temel sorun varken, &lt;b style=""&gt;Ergenekon&lt;/b&gt; ve &lt;b style=""&gt;türban&lt;/b&gt; gündemine bizi kilitleyen bu partiden kurtulmanın zamanı gelmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;''BAYKAL’sız CHP, CHP'siz BAYKAL” ANLAŞILABİLİR Mİ?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Baykal'dan kurtulmak isteyip CHP'yi, demokrasinin, cumhuriyetin, laikliğin teminatı sayanlara soruyorum....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Türkiye''de &lt;b style=""&gt;laiklik, demokrasi ya da cumhuriyet &lt;/b&gt;kavramları tarihinin hangi döneminde karşılık bulmuştur?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Türkiye halkları, 85 yıldır ne zaman, gerçek anlamda, ekonomik-sosyal-kültürel-politik anlamda özgür, eşit, adil, yurttaşlık temelinde bu ülkenin onurlu başı dik fertleri olarak yaşayabildi ki?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Laiklik diyoruz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 14 Haziran 1935 tarihinde kabul edilerek 22 Haziran 1935 ''de yürürlüğe giren 2800 Sayılı "Diyanet İşleri Reisliği Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunu'' ile kurulması ve devlete bağlı olması, &lt;b style=""&gt;laiklik&lt;/b&gt; ilkesiyle ne kadar örtüşüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;İlk genel seçimlerin 21 Temmuz 1946''da yapılması ve öncesinde halk iradesinin &lt;b style=""&gt;Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir&lt;/b&gt; ibaresine rağmen meclise kesinlikle yansıtılmaması, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Mustafa Kemal'in &lt;b style=""&gt;Ebedi Şef&lt;/b&gt;, İsmet İnönü'nün &lt;b style=""&gt;Milli Şef&lt;/b&gt; ünvanını alması, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Demokrasi ilkesiyle, modernite ile ne kadar bağdaşıyor? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Çağdaşlık, demokrasi, medeniyet, halkın egemenliği gibi kavramların yaşamda bir karşılığı yoksa bunları yaptık diye övünülebilir mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Nazım Hikmet’leri, Sabahattin Ali’leri, Aziz Nesin’leri, Behice Boran’ları, Çetin Altan’ları, Can Yücel’leri ve nice ilerici aydınlarımızı;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;
