16 Aralık 2009 Çarşamba

İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...

İnsanlar Yanıltıcıdır...ya da AÇGÖZLÜLÜĞE İSYAN...



yaşamda ağırbaşlılığın naifliğin inceliğin hümanizmanın insan sevgisinin ve yürekten paylaşımın karşılığında açgözlülük ve bencillik dürtüleriyle hareket edenler, içlerinde insana dair herşeyi tüketmiş bir canavara dönüşürken, tamahkarlığın ve ikiyüzlü bencilliğin esaretinde bir zavallıya dönüştüklerini bile farkedemeyecek kadar küçülebiliyorlarmış demek.

yaşamını inandığı değerler üzerine kuran ben, yaşamında paradan ve tüketebileceklerinden ötesine değer vermeyen, içi koflaşmış kokuşmuş çürümüş yaratıkların sofrasında tüm benliğim bilincim ve yüreğimle direndim kendim kalmak için. sanmasınlar gücüm yetmez zavallıların haddini bilmezliklerine, sanmasınlar cesaretim yok emeğimi ve hakkımı savunmaya.

evet. zorluyorlar
savaşmaya
sataşmaya
yıkmaya
acıtmaya...
ama bir yandan da etik değerler mani oluyor insana.

http://www.youtube.com/watch?v=fCrxuboGJs8

etme... etme diyor mevlana...

yüreğim kanıyor ihanetini gördükçe insanların küçük çıkarlar için ayak altına aldıkları insani değerlere. ve sonra da yokluğundan muzdarip olup ağlamaları yok mu sahte gözyaşlarıyla.

ölmekte olan bir insanın ömrünün geri kalanını nerede geçireceğine dair bir çelişkisi yoktur artık ve her yer aynıdır onun için....

ve bir candan fazlası yoktur bir bedel olarak ödemek için.

canından geçen bir insan idim inançlarım ideallerim ve değerlerim için.

en ağır şekilde ödedim, gençliğimi, yüreğimi, bilincimi, sesimi, zamanımı ve acılara göğüs gererek sabrımı verdim kavgama.


iş, bireysel yaşamımdaki hak gasplarına gelince son hadde kadar bekledim ve duruşumdan taviz vermedim yitirme pahasına somut kazanımları. değerlerim nep en önde geldi ve sevgililerim bile belki de en çok bu yüzden terketti gitti beni.

bu bir manifesto mudur bilmiyorum. yaşamımda birşeylerin çatlamaya başladığını hissediyorum.

saldırgan olmayan ben, depremler yaşıyorum. artık içim kaldırmıyor katlanamıyorum. çıldırtıyor beni bu kendini bilmez değerlerden yoksun tek taraflı düşünen açgözlülükleri insanların.


beynimi kemiren bir tümör ve yüreğimi yiyip bitiren bir acıdir yaşadığım.

bu dünya bana ne kadar da ters ya da ben mi çok megalomanım?

değişmesini istediğim şey, dünyada kurulmuş zalimlerin saltanatı mı yoksa gezegenin kendi doğal işleyişi mi anlayamaz oldum artık...

insanlar yanıltmaya devam etmiyor aslında.

herkes kendi rolünü oynuyor.

bilgeliğin ve erdemin ateşten gömleğini giymek yerine,
ucuzluk pazarında haraç-mezat satarak insanlığını,
üç günlük dünyada
asla doymayacak olan
gözünü doyuruyor.

ne aşkı biliyor
ne dostluğu,
ne arkadaşlığı becerebiliyor
ne de paylaşmayı.

sevmeyi hiç bilmiyor.
güvenmeyi, güven vermeyi,
sadakati, dayanışmayı,
birlikte el ele yürek yüreğe olmayı,
bilmiyor teselli etmeyi
acıları paylaşmayı...
güç vermeyi, mazluma destek olmayı

ekmeği suyu gülüşleri ve sevinçleri paylaşmayı bilmiyor
mutluluğu da hüznü de sahte.
yüzündeki her ifade pazarlıkçı.
ve her yumuşaklığı her iyiliği altında onu buna zorlayan bir çıkar güdüsü var.

çünkü unutmuş insan olduğunu.

o bir yanılgılar ve yalanlar topluluğu...

özünde bir kimlik, kişilik, benlik yok...

ve ben...

ölmekte olan bir ben...

tükenmişlikler karşısında inatla ve ısrarla durmaya çalışan ben...

neresindeyim bu gerçekliklerin?

yanıtsız sorular var beynimde

ve yüreğim kanamaya devam etmekte...




Oktay Çaparoğlu
30.08.2009
İzmir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder